![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sohbetler | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
ZİKİR NEDİR ? VE ZİKİR EHLİ KİMDİR ?
Aziz
kardeşlerimiz :
Aziz
kardeşlerimiz ; Aziz kardeşlerimiz ;
Zikir, Allahın adını Allah, Allah, Allah diye ardı ardına tekrarlamaktır. Sessiz içten söylenenine hafi zikir, duyulacak şekilde sesli söylenenine de cehri zikir denir. Ehli zikir ; zikrin sahibi, zikir ehli olan kişi demek İkisi de bugün unutulmuş Kurân-ı Kerimden koparılmış ama ikisi de Kurânın temelini oluşturan kavramlardır. Kurân zikrin farz olduğunu söylemektedir. Allahı ara sıra zikretmekte çok zikretmekte (günün yarısından daha fazla zikir) ve daimi zikirde farz kılınmıştır. Ama gelin görün ki, bu gün ne 32 farzın içinde ne de 54 farzın içinde zikir mevcut değildir. İslâm literatüründe, İslâmî ıstılâhlarda farzları dizayn edenler, 32 farzla 54 farz olmak üzere konuyu toparlamışlar ama Kurânın omurgası, temeli olan zikri ne yazık ki farzların arasına koymamışlar.
Aziz kardeşlerimiz ;
Zikir yoksa manevî tekâmül yoktur. Hiç kimse zikirsiz nefs tezkiyesi yapamaz. Nefs tezkiyesi olmazsa ruhun, fizik vücudun, nefsin, iradenin Allaha teslim edilmesi mümkün değildir.
ZİKİR FARZDIR , FARZDIR , FARZDIR !...
73 / Muzemmil 8 : Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ. Rabbinin (Allahın) ismiyle zikret ve her şeyden kesilerek Ona (Allaha) dön.(ulaş,vasıl ol). Nedir Rabbimizin İsmi ? ALLAH Evet!.. Rabbimizin İsmi EL İLÂHtır. Allahû Tealâ, ruhun yaşarken Allaha ulaşmasının ancak zikirle mümkün olacağını söylemektedir. Zikir yoksa nefs tezkiyesi yoktur!. Nefs tezkiyesi yoksa, ruhun vücuttan ayrılıp Allaha doğru yola çıkması ve Allaha ulaşması yoktur!. Zikre tahsis ettiğiniz zaman, zikirsiz geçen zamanınızdan daha büyük bir parçayı oluşturursa bu, Allahı çok zikretmektir.
33 / Ahzab 41 : Yâ eyyuhellezine âmenuzkurullâhe zikren kesîrâ.
Ey âmenû olanlar! Allahı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.
Aziz kardeşlerimiz ;
Bitmedi, Daimi zikir de farzdır.
4 / Nisa 103 : Fe izâ kadaytumus salâte fezkurullâhe kıyâmen ve kuuden ve alâ cunûbikum , fe izatmanentum fe ekîmussalât, innes salâte kânet alel muminîne kitâben mevkûtâ.
Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzereyken (yan üstü yatarken) Allahı hep zikredin!. Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı erkânıyla kılın. Çünkü; namaz, müminlerin üzerine, vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur.
Aziz kardeşlerimiz ;
Bir insan 3 halde bulunabilir : Ayaktadır, oturuyordur veya yatıyordur. Bu üç halin dışında dördüncü bir hal yoktur. Allahû Tealâ, 3 halin üçünde de Allahû Tealâyı zikretmemizi emrediyor.Allahû Tealânın dostları olarak kimleri tanıyorsanız hepsi daimi zikrin sahibi idiler. Hepsi zikir ehli idi. Birkaç örnek verelim isterseniz : Yunus Emre Hacı Bektaş-i Veli Mevlâna Celâleddin Rum-i Şems-i Tebrizi Ahmet Yesevi, Erzurumlu İbrahim Hakkı Abdûlkâdir Geylani Muhyiddini Arabi Hazretleri v.s. Hepsi daimi zikrin sahibi idiler. Şunu iyi bilin ki, Allaha ulaştıran amelin lokomotifi zikirdir.
ZİKİR YOKSA VUSLAT YOKTUR !...
Aziz kardeşlerimiz ;
Zikir farz olduğu halde bugün farzlar arsında ne zikir, ne çok zikir, ne de daimi zikir Hiç birisi yoktur!...
Aziz kardeşlerimiz ;
İblis turnayı gözünden vurmuş!... İblis, çok kurnaz bir varlık. İnsanların namaz kılmalarına, oruç tutmalarına, zekât vermelerine, hacca gitmelerine ve kelime-i şahadet getirmelerine engel olmamıştır. İnsanlar bu ibadetleri yapsınlar ve İslâmın 5 tane şartı var, İslâm Allaha teslim olmak demektir. Biz de bu 5 şartı yerine getiriyoruz. Öyleyse biz Allaha teslim olanlarız. Ölünce doğru posta gideceğimiz yer cennettir desinler ve cennetlerden cennet beğensinler. desinler diye. Dedik ya çok kurnaz bir varlık diye; İslâmın 5 şartını da ortadan kaldırsa foyası meydana çıkacak köftehorun. Bu İslâmın 5 şartıyla teslim olduk diyenlere bir sualimiz var : Sual : Allah Razı Olsun, Neyinizi teslim ettiniz Allaha ? Yaşarken Ruhunuzu mu teslim ettiniz Allaha, Üzerinize farz!. Fizik vücudunuzu mu teslim ettiniz Allaha, Üzerinize farz!. Nefsinizi mi teslim ettiniz Allaha, Üzerinize farz!. İradenizi mi teslim ettiniz Allaha, Üzerinize farz!. İslâmın 5 şartını yerine getiren kişi, Allahû Tealâ, yaşarken ruhunuzu Allaha ulaştırmayı dilemeyi ve ruhunuzu Allaha yaşarken ulaştırmayı üzerinize farz kılmıştır.
30 / Rum 31 : Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn.
Ona (Allaha) yönelin (Ona ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikâme edin. (Namazı kılın) Ve (böylece ) müşriklerden olmayın.
31 / Lokman 15 : Vettebi sebile men enâbe ileyy.
Bana yönelenlerin (ruhunu bana ulaştırmak üzere yola çıkaranların) yoluna tâbî ol.
39 / Zumer 54 : Ve enîbû ilâ rabbikum.
Allaha dön (ruhunu Allaha ulaştır).
73 / Müzemmil 8 : Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ.
Rabbinin (Allahın) ismiyle zikret. Ve her şeyden kesilerek Ona (Allaha) dön.(ulaş, vasıl ol)
51 / Zarıyad 50 : Fe firrû ilâllâh.
Öyleyse Allaha kaç. (Allaha ulaş, Allaha sığın)
10 / Yunus 25 : Vallâhû yedû ilâ darısselâm ve yehdi men yeşâu ilâ sırâtın mustekîm.
Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder. Ve (teslim yurduna ulaştırmayı) dilediği kimseyi, sırat-ı müstakime ulaştırır.
Aziz kardeşlerimiz ;
Sırat-ı müstakim, Allaha ulaştıran yoldur.
4 / Nisa 175 : yehdihim ileyhi sırâtan mustekîmâ.
Allaha ulaştıran sırat-ı müstakime (Allaha ulaştıran yola) hidayet edecektir, ulaştıracaktır.
10 / Yunus - 26 : Lillezine ahsenûl husnâ ve zîyâdeh
Ahsen olanlara, daha güzeli ve ziyadesi (daha fazlası, Allahın Cemalini görmek vardır).
Aziz kardeşlerimiz ; Görüyorsunuz ki, Allahû Tealâ, Zatına davet ediyor. Diyor ki : O değiştirilmesi mümkün olmayan gün gelmeden önce Allahın davetine icabet edin.! Davet neydi ? Selâm (teslim) yurduna davetti!...
4 / Nisa 48 : İnnallâhe yemurukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ .
Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi emreder.
13 / Rad 21 : Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihi.
Ve onlar Allahın (ölümden evvel), Allaha ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını) Ona (Allaha) ulaştırırlar.
Aziz kardeşlerimiz :
Görüyorsunuz ki, Allahû Tealâ ruhunuzu Allaha ulaştırmayı üzerinize farz kılmış, zikri farz kılmış. Zikirsiz hiç kimse Allaha ulaşmaz!...
Aziz kardeşlerimiz ;
Bir defa Allaha yaşarken ulaşmayı dilemeyen kişinin gideceği yer cehennemdir. O kişi dalâlettedir. O kişi hüsrandadır. O kişi tagutun dostudur. Allahın dostu değildir. O kişi tagutun kuludur. Allahın kulu değildir. bu kadar çok açıdan Allaha yaşarken ulaşmayı dilemeyen kişi, Allaha göre dünya üzerinde bir ölüdür, mahvolmuştur.
6 / Enam 36 : İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn, vel mevtâ yebasuhumullâhu summe ileyhi yurceûn.
(Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan kulaklardaki işitme hassasını, ölü olan kalplerdeki fuad hassasını, ölü olan gözlerdeki görme hassasını) diriltir. Sonra Ona döndürülürler. (Hayatta iken, ruhu mürşid eliyle Allaha döndürülür). Allahû Tealâ, Kendi Zatına davet etmektedir. Sadece yaşarken Allaha ulaşmayı dileyenler 3. basamağa yükselebilirler. Ulaşabilirler. 1. Basamakta herkes olayları yaşar. 2. Basamakta herkes olayları değerlendirir. İnsanlar davranışlarıyla değerlendirmeyi hangi ölçülere göre yaptıklarınıAllahın huzurunda ortaya koymuş olurlar. Ya kendileri Allaha yaşarken ulaşmayı dilemezler, başka insanları da Allahın yolundan men etmeye çalışırlar; onlar seçilmezler. Ya da böyle değillerdir ama, Allaha yaşarken ulaşmayı dilememişlerdir. Dilemeseler de seçilirler. Seçilmek daima dilemekten evveldir. 3. Basamakta bu seçilenlerden %10dan daha azı Yaşarken Allaha ulaşmayı dileyenlerdir.
10 / Yunus 63 : Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn.
Onlar. âmenûdurlar (ölmeden evvel Allaha ulaşmayı dilediler) Ve takva sahibi olmuşlardır.
Aziz kardeşlerimiz ;
YAŞARKEN ALLAHA ULAŞMAYI DİLEMEK ÇOK ÖNEMLİDİR!...
Çünkü dilemeyen dalâlettedir, takva sahibi değildir, gideceği yer cehennemdir. 4. Basamakta Allah derhal o kişinin üzerine Rahim esmasıyla tecelliye başlar. Bu tecelli, Allahû Tealânın o kişiyi furkanlarıyla mükâfatlandırmasına sebep olur. Allah o kişinin kör olan gözlerini mühürlü olan görme hassasını açar. Kulaklarındaki vakra adlı engeli alır ve işitme hassasının üzerindeki mührü alır. Kalbinin mührünü açar. Kalbindeki ekinneti alır. Kalbine ihbat koyar. 7 tane furkanın her birinde o kişinin günahlarından 1/7 sini mutlaka sevaba çevirir. Neticede bu furkanlar tamamlandığı zaman o kişinin günahları tamamen örtülmüş olur. İşte Allahû Tealâ buyuruyor :
8 / Enfal 29 : Yâ eyyuhellezîne âmenû intettekullâhe yecal lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm.
Ey âmenû olanlar (Allaha yaşarken ulaşmayı dileyenler) Allaha karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (Hak ve batılı ayırt etme özelliği) sahibi kılar!. Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter. Ve size mağfiret eder. (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Aziz kardeşlerimiz ;
Günahları örtüldüğü zaman kişi zaten Allahın cennetini hak etmiştir. Bu noktadan sonra Allahû Tealâ, o kişinin kalbine ulaşır. Kalbini Allaha çevirir. O kişinin göğsünden kalbine bir nur yolu açar. Kalbe Allahın Rahmeti girer Kişinin kalbine %2 nispetinde rahmet girdiği zaman kişi huşu sahibi olur. Böylece yaşarken Allaha ulaşmayı dileyen kişi olarak hacet namazını kılma yetkisi almış olur. Bu seviyedeki bir insan mürşidine ulaşır. Tâbîiyetini gerçekleştirir. Allahû Tealâ, onun başının üzerine Devrin İmamının Ruhunu gönderir. Kalbinin mührünü açar, kalbinin içine Îmânı yazar.
58 / Mucâdele 22 : Ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh.
Onların kalplerine îmân yazılır. Ve onlar, Allahın katından (orada eğitilmiş olan) bir ruhla (Devrin İmamının ruhunun başlarının üzerine yerleşmesi ile) desteklenirler.
Aziz kardeşlerimiz ;
Ruh vücudu terk eder.Ve Devrin İmamının Ruhu, o ruhun bütün görevlerini ve daha ötesini üstlenir. Çünkü kişinin başının üzerinde devrin imamının ruhu varsa o kişiye hiç kimse büyü yapamaz!. Hüddam yapıp da o kişinin üzerine cinleri gönderemez. Ve bu kişi nefs tezkiyesine başlar. Allah Allah Allah diye Allahın İsmini tekrar ederek zikrettiğinizde Allahın katından iki grup nur gelir.
24 / Nur 21 : Ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden.
Ve eğer Allahın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi) içinizden hiç biri ebediyen nefsini tezkiye edemezdi.
2 / Bakara 157 : Ulâike aleyhim salâvatun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn.
Onlar (dünya hayatında Allaha döneceklerini bilenler var ya) Rablerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. Evet !.. Artık o kişinin kalbine îmân yazılmıştır. Allahın katından gelen rahmetle fazl, rahmetle salâvat kişinin göğsüne gelir. Allahın göğsünden kalbine açtığı yolu takip ederek kalbine ulaşır. Kalbin alt boyutundaki zülmani kapı şeytana açılır. Şeytanın karanlıkları (afetler) oradan girmek için pusuda beklerler. Ama, yukarıdan gelen rahmetle fazl, rahmetle salâvât nurları, mührü zülmani kapıya kadar indirir. Ve kapı kilitlenir. Zikir devam ettiği sürece kapının açılması mümkün değildir. Kalbi işgâl etmiş bütün karanlıklar, kalbe nurlar dolunca kapı dışarı edilir. Fazıllar, kalbe yazılan iman kelimesinin çekim gücüne tabi olurlar. İman kelimesinin etrafında fazıllar %7 oranında toplanmaya başlar. Burası nefs-i emmaredir.
12 / Yusuf 53 : Ve mâ uberriu nefsi, inen nefse le emmâretun bis sûi illâ rahime rabbi, İnne rabbi gafûrun rahîm.
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam) Çünkü, nefs mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin rahim esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki, Rabbim, mağfiret eden (günahları sevaba çevirendir). Rahim (rahmet nurunu gönderen , rahmetiyle nefsleri tezkiye eden)dir.
Aziz kardeşlerimiz ;
Böylece Allahın Rahim esmasıyla tecelli ettiği nefslerde %7 fazl birikimi ile ruh otomatik olarak 1. gök katına ulaşır. Bu, nefs tezkiyesinin birinci noktasıdır. Eğer zikir olmasaydı o kişinin kalbine %7 nur (fazl) girmeyecekti. Giremezse o kişinin ruhu hiçbir zaman Allaha ulaşamayacaktı. Zikir, nefs tezkiyesine ve tasfiyesine sebebiyet veren tek faktör olduğu için, zikir yoksa teslimler yoktur!. Allaha ne ruhu teslim edebilirsiniz, ne fizik vücudunuzu, ne nefsinizi, nede iradenizi Hiç birini teslim edemezsiniz. 29 / Ankebut 45 : Utlu mâ ûhiye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker ,ve le zikrullâhi ekber. vallâhu yâlemu mâ tasneûn.
Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salatı ikâme et (namazı kıl) Muhakkak ki, salat (namaz) fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allahı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.
Aziz kardeşlerimiz ;
Kurân-ı Kerim okumak bir zikirdir. Namaz kılmak bir zikirdir. Allahın İsmini Allah,Allah,Allah diye tekrar etmek bir zikirdir. Adı Zikrullah tır. Ve bu üç tane zikirden zikrullah en büyüktür. Öyleyse, en büyük ibadet olan zikir üzerimize farzdır!. Az zikirde, çok zikirde, daimi zikirde farzdır!. Ve bu farz bu gün tamamen unutulmuş durumdadır. Evet !.. Zikre devam ediyoruz İkinci bir %7 nur birikimi ile nefs-i levvamedeyiz.
75 / Kıyame 2 : Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh.
O levvame (kınanan, suçlanan) nefse yemin ederim.
Kişi nefsini kınıyor. Levm ediyor.
Çünkü kişi Allahın yasak ettiği fiilleri işliyor. Allahın emrettiği şeyleri yapmıyor. O zaman biliyor ki, kendisi aslında bunları yapmayı istiyor ama nefsi bunların yapılmasına mani oluyor. Vücudun içinde bir rehine olan nefs, %7 aklandıkça uzaktan kumanda ile gök katının kapısını açma yetkisinin sahibidir. Ve rehinelikten kurtulmak için bunu yapmak mecburiyetindedir. Unutmayın, Allahû Tealâ buyuruyor :
7 / Araf 40 : Vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi.
Kibirlenenler ; onlara gök kapıları açılmaz.
Aziz kardeşlerimiz ; Göklerin her katının bir kapısı vardır. Nefsin tezkiyesiyle ruh Allaha ulaşabilir. Allahû Tealâ nefse bu görevi vermiştir. Nefs görevini yapmazsa ruh ona azap etme yetkisinin sahibidir. Bu azaptan kurtulmak için nefs böyle bir imkanı kullanacaktır. Her %7 nur birikiminde sadece bir gök katının kapısı açılacaktır. Üçüncü defa %7 nur birikimi ile kişi nefs-i mülhimededir. Allahtan ilham almaya başlayacaktır. Ruh 3. gök katındadır.
91 / Şems 7 : Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Yemin ederim ki; o nefs, sevva edildi ( 7 kademede )
91 / Şems 8 : Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Ona ( o nefse ) (Allahın) takvası ve (şeytanın) füccuru ilham edilir.
91 / Şems 9 : Kad efleha men zekkâhâ.
Andolsun ki, nefsini tezkiye eden, felâha erer. (cennete girer).
Nefsin kalbindeki İmân kelimesinin etrafında bir daha %7 fazl toplanması ile nefs-i mutmainnededir. Kişi Allahın kendisine verdiği imkânı kendisi için mutlak olarak yeterli bulur. Doymuştur. Hırsı kalmamıştır.
89 / Fecr 27 : Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh.
Ey mutmain olan nefs!.
89 / Fecr 28 : İrcîî ilâ rabbiki râdiyeten mardıyyeh.
Allahtan razı ol ve Allahın rızasını kazan. (ey ruh!) Allaha (Rabbine) geri dönerek ulaş.
89 / Fecr 29 : Fedhuli fî ibâdî.
(ey fizik vücut!) o zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allaha ulaştırdığın zaman), (Bana kul olursun) kullarımın arasına gir.
89 / Fecr 30 : Vedhulî cennetî.
Ve cennetime gir.
13 / Rad 28 : Ellezine âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb.
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri Allahı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allahı zikretmekle mutmain olur. Öyle değil mi ?
Aziz kardeşlerimiz ;
Kişi zikrini bundan sonra daha da artıracaktır. Allahtan razı olmak, ruhu 5. gök katına; Allahın rızasını kazanmak , ruhu 6. gök katına ulaştırır. Nihayet nefsin kalbinde %2 rahmet %49 fazl birikiminde ruh, 7. gök katına sonrada Allaha ulaşır. Nefsin afetleri, Allahın bütün emirlerine karşı koyabilecek, yasaklarını ise işleyebilecek olan talebin sahibidir. Buna karşılık ruhun hasletleri Allahın bütün emirlerini mutlaka yerine getirmek isterler. Yasak ettiği hiçbir fiili işlemezler. Başlangıçta ruh, %100 hasletlerle doludur. Bu hiç değişmez. Ruh emanettir. Rabbine geri dönecektir.
35 / Fatır 18 : Ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih ve ilallâhil masîr.
Kim nefsini tezkiye ederse, bunu kendi nefsi için yapmış olur. Ve (ruhu) Allaha doğru yola çıkar.(Allaha ulaşır).
Sonra zikir giderek artınca ruh Allahın Zatında yok olacak ; %61e kadar fena makamının sahibi olacaksınız. %61den %71e kadar beka makamının sahibisiniz. Allahın katında size bir taht ihsan edilir. %71den sonrasında zahid siniz. Zühd makamının sahibisiniz. %81 nura kadar zahid olarak zikrinizi artırmaya devam edersiniz. %81e ulaştığınız zaman, fizik vücudunuz Allaha teslim olur. Nefsinizin kalbinde hala %19 karanlık vardır ama bu karanlıklarla nefsiniz asla ilgilenmez. Allah neyi emretmişse mutlaka fizik vücudunuz gerçekleştirecektir. Burası fizik vücudun Allaha teslim edildiği yerdir. Bu noktadan sonra artık gidiş daimi zikredir. Bir gün kişi daimi zikre ulaşır. Daimi zikirde, zülmani kapıyı kapayan mühür oradan hiç ayrılmayacaktır. O kişinin kalbine karanlıkların dolması artık mümkün değildir.
Kişi önce ulûl elbab olur. Yerlerin melekutu gösterilir. Kalp gözü de açılmış olur. Kalp kulağı açılmıştır. Kişi hikmet sahibi olmuştur, Allah ile devamlı konuşabilmek imkânının sahibi olmuştur. Ehli zikir olmuştur. Ehli tezekkür olmuştur. Ve bu kişi hayr sahibi olmuştur. Bu noktadan itibaren nefsinin kalbi 19 kademe müzeyyen olacaktır. Müzeyyen olunca kişi , erdemli, faziletli insan olacaktır.
21 / Enbiya 7 : Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhi ileyhim feselû ehlez zikri in kuntum talemûn.
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler) den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimi zikrin sahiplerine) sorun.
Aziz kardeşlerimiz ;
Kimdir bu zikir ehli ?
Allah ile konuşabilen, Allah ile tezekkür edebilen kişidir.
İşte,daimi zikrin sahibi olduğunuz andan itibaren bu yetki size de bir gün verilecektir. sorup Allahtan cevap alacağınız bir noktaya ulaşacaksınız. Sonra kişi, ihlâs makamının sahibi olur. Göklerin melekütu gösterilir. kişi sidretül müntehaya ulaştığı zaman Tövbe-i Nasuha davet edilir.
Kişi ihlâs makamından salâh makamının 1. kademesine geçer. Günahların örtülmesi 2. kademe, salâh nurunun verilmesi, 3. kademe ; günahların sevaba çevrilmesi, salâh makamının 4. kademesidir ; Burada, nefsini Allaha teslim eden kişi irşada ulaşır. Bu yetenek, artık onun irşad edebilecek yetkiye sahip olacağı bir yere geldiğini ifade eder. Ve Allahû Tealâ bu kişinin iradesini teslim alır. Kişi, bihakkın takvanın sahibi olur. Böyle bir insan, Allaha iradesini teslim ettiği zaman nefsinin kalbi 19 mertebe müzeyyen olmuştur. Bütün bunlar, zikirle olmuştur.
Aziz kardeşlerimiz ; Bütün sahabe ruhlarını, vechlerini (fizik vücutlarını), nefslerini, iradelerini Allaha teslim etmişlerdi. İrşad makamının sahibi olmuşlardı.
9 / Tevbe 100 : Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezinettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtîn tercî tahtehel enhâru hâlîdine fihâ ebedâ zâlikel fevzul azîm.
O sabikün-el evvelin (evvelki hayırlarda yarışanlardan ulûl elbab, ihlâs, salâh makamlarını, en üst üç makamı işgâl edenler) onların bir kısmı muhacirinden (mekkeden Medineye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medinedeki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirine) ihsanla tâbî olanlardandı. (sahabe, irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu.) Allah, onlardan razı ve onlarda Ondan (Allahtan) razıdır.Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azim) mükâfattır.
Öyleyse zikir, çok zikir, daimi zikir ; Kurân-ı Kerimimizde mevcut olmasına rağmen İslâmi tatbikattan tamamen çıkarılmış, devre dışı bırakılmıştır. İblis,(şeytan) İslâm aleminin başına böyle korkunç bir çorabı örmüş, insanları korkunç bir tuzağa düşürmüştür. Kurân-ı Kerimden zikir kavramı kopmuştur.
Ve insanları Allaha teslimin şahikasına çıkartacak olan şey, sadece zikirdir. Zikirsiz bir İslâm yaşantısı hiçbir zaman düşünülemez!. İslâm teslim demektir. Ruhun, vechin, nefsin, iradenin Allaha teslimi .
Aziz kardeşlerimiz ;
Hepinizin ehli zikir olmasını Yüce Rabbimizden dileyerek sohbetimize burada son vermek istiyoruz. Sizleri çok ama pek çok seviyoruz Sevgi ve saygılarımızla . Allah Razı Olsun.
YAŞAR COŞKUN ARAŞTIRMACI YAZAR Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05 Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com
|
|
|
|||||||||||||