![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sohbetler | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
YEMİN MİSAK AHD ( AHDALLAHİ )
Aziz
kardeşlerimiz :
Aziz
kardeşlerimiz ; Aziz kardeşlerimiz ; Allaha verdiğimiz üç grup yemin için Maide suresinin 7.âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki:
5/MAİDE-7: Vezkurû nimetellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum seminâ ve atanâ vettekûllâh(vettekûllâhe), innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).
Allahın, sizin üzerinizdeki nimetini ve işittik ve itaat ettik dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakinizi (Allaha külliyen teslim olma misakinizi hatırlayın) hatırlayın. Allaha karşı takva sahibi olun. Çünkü; O, göğüslerde (sinelerde) olanı bilir.
7/ARAF-172 : Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîn.
Ve kıyamet günü, gerçekten biz bundan gafildik (gafilleriz) dersiniz diye (dememeniz için) senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ, şöyle buyurdu) Ben sizin Rabbiniz değil miyim ? Dediler ki: Evet, (Sen bizim Rabbimizsin) biz şahit olduk.
Aziz kardeşlerimiz ; Bütün ruhlara Allahû Tealâ diyor ki; Ben sizin Rabbiniz değil miyim. Evet, Rabbimizsin. diyoruz. O da diyor ki; Mademki Rabbinizim öyleyse; Sizlerden MİSAK istiyorum, ey ruhlar! Sizlerden AHD istiyorum, ey fizik vücutlar! Sizlerden YEMİN istiyorum, ey nefsler! Sözlerimi işittiniz mi? Ve diyoruz ki : İşittik Allahû Tealâ da diyor ki; Öyleyse itaat edin.
Ve ruhlarımız Allaha misak veriyor, biz hayattayken Allaha teslim olacaklarına dair. Fizik vücutlarımız Allaha ahd veriyor, biz hayattayken teslim olacaklarına dair. Ve nefslerimiz Allaha yemin veriyor, biz hayattayken teslim olacaklarına dair. İşte Maide Suresinin 7. âyet-i kerimesi bütün bu yemin, misak ve ahdi muhtevasına alan bir âyet-i kerimedir.
Ama konu orada bitmiyor. Çünkü bizim Allaha verdiğimiz yemin, misak ve ahdin ötesinde irademizden de Allahû Tealânın İlâhi İradesi misak almış. Orada da bitmiyor. Daha Allahın ahdi ve vasiyeti var. Onların da devreye girmesi lâzım. Böylece kavramlar bir araya geldiği zaman bir bütünü oluşturuyor.
Allaha verdiğimiz yeminler; ruhumuzun, vechimizin (fizik vücudumuzun) ve nefsimizin yeminleridir. Allahû Tealâ, Al-i İmran Suresinin 76. ve 77. âyet-i kerimelerinde şöyle buyuruyor: 3/AL-İ İMRAN-76: Belâ men evfâ bi ahdihî vettekâ fe innallâhe yuhibbul muttekîn(muttekîne).
Hayır, (öyle değil)! Kim (Allah ile olan) AHDini yerine getirir de takvaya ulaşırsa (takva sahibi olursa), muhakkak ki; Allah, takva sahiplerini sever.
3/AL-İ İMRAN-77: İnnellezîne yeşterûne bi ahdillâhi ve eymânihim semenen kalîlen ulâike lâ halaka lehum fîl âhırati ve lâ yukellimuhumullâhu ve lâ yenzuru ileyhim yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Hiç şüphesiz o kimseler ki; Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere satarlar. İşte onlar için ahirette hiçbir nasip yoktur. Allah onlar ile konuşmayacak ve kıyâmet günü (merhamet nazarıyla) onlara nazar etmeyecek (bakmayacak)tır. Ve onları tezkiye de etmeyecek (onlar, Allaha verdikleri yemini yerine getiremeyecek yani nefsleri tezkiye olmayacak)tır. Onlar için elîm bir azap vardır.
Kim yeminlerini ve ahdini ifa ederse diyor. Yeminler, ruhumuzun, vechimizin, nefsimizin ve irademizin yeminleridir. Ahd de fizik vücudumuzun ahdi. Ama bir ahdimiz daha var. O ahdimiz, irademizin de misakini kaplayan; ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi hepsini birden Allaha teslim etmeyi ifade ediyor.
Aziz kardeşlerimiz ; Allaha verdiğimiz yeminlere, misaklere, ahdlere daha da yaklaşalım. Rad suresinde Allahû Tealâ buyuruyor ki :
13/RAD-20 : Ellezîne yûfûne bi ahdillâhi ve lâ yenkudûnel misâk(misâka).
Onlar, Allahın ahdini ifa ederler (onlar önce ruhlarını, vechlerini ve nefslerini Allaha teslim etmişlerdir. Bunlardan sonraki son işlem olan iradelerini de Allaha teslim ederler). Ve misaklerini (diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allaha teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar.
Onlar Allahın ahdini ifa ederler. İfa ederlerse ne yaparlar? Allahın ahdi; ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi Allaha teslim etmemiz midir ? Hayır.
ALLAHIN AHDİ, sadece irademizin Allaha teslimini ifade eder.
İrademizi Allaha teslim edebilmek için önce ruhumuzu sonra fizik bedenimizi sonra nefsimizi Allaha teslim etmek mecburiyetindeyiz. Allah ile olan ilişkilerimizde Allahın ahdi açık bir şekilde yer alıyor Kurân-ı Kerimde.
6/EN'AM-152: Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vusahâ ve izâ kultum fadilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allahın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın ahdi, irademizin Allaha verdiği misakin gerçekleşmesiyle aynı şeydir. Allahın ahdi, irademizi Allaha teslim etmemizi emrediyor. Allahû Tealâ onunla kalmıyor, daha sonra da diyor ki : Ve Allahın vasiyetini yerine getirin.
ALLAHIN VASİYETİ : Ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi Allaha teslim etmenin hepsini birden ihtiva eder. Allahû Tealânın vasiyeti 4 tane teslim içerir. 1 Ruhun teslimi 2 Vechin (Fizik vücudun) teslimi 3 Nefsin teslimi 4 İradenin teslimi
Rad Suresinin 20. âyet-i kerimesinde: ellezîne yûfûne bi ahdillâhi ve lâ yenkudûnel misâk: Onlar Allahın ahdini ifa ederler. Ve böylece misaklerini bozmazlar. Yani, misaklerini yerine getirmiş olurlar. diyor Allahû Tealâ.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın ahdi de irademizin teslimi, irademizin misaki de irademizin teslimidir. Misak, başlangıçta ruhumuzun teslimini içerir ama, Rad suresinin 20. âyet-i kerimesinde, irademizin teslimiyle alâkalıdır. Çünkü Allahın ahdiyle paralel olan şey, irademizin teslimidir.
Ahdallahi ile Allahû Tealânın istediği şey, irademizin teslimidir. Fakat irademizin teslimi, tek başına bir olgu değildir. İrademizi Allaha teslim edebilmek için önce 22. basamakta ruhumuzu, 25. basamakta fizik vücudumuzu Allaha teslim etmemiz lâzım. Böylece misakimizi ve ahdimizi yerine getirmiş oluruz. 26. basamakta nefsimizi Allaha teslim etmiş oluruz. Böylece nefsimizin de yemini gerçekleşir. Yemin, misak ve ahd gerçekleştikten sonra irademiz Allaha teslim olur ve irademizin misaki oluşur.
İşte Allahû Tealânın ahdi irademizi Allaha teslim etmemizi emreder ki, bunun için önce ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi Allaha teslim etmemiz şarttır. Allahû Tealâ, âyette ne diyor: Onlar Allahın ahdini ifa ederler ve misaklerini bozmazlar. bu ifade bizim misakimizle Allahın ahdinin aynı şey olduğunu ispat ediyor. İşte Allahû Tealâya teslim de 4 tane teslim unsuru var. Ruhumuz, vechimiz, nefsimiz ve irademiz. Allahû Tealâ, Al-i İmran Suresinin 76.âyet-i kerimesinde biz insanlar için Ahdini ifa ederse, yerine getirirse ifadesini kullanıyor.
İNSANIN AHDİ; bütün yeminlerini kapsar.
Aziz kardeşlerimiz ; Allaha verdiği ahdi gerçekleştiren insan, ruhunu da, vechini de, nefsini de, iradesini de Allaha teslim eden insandır.
Ahd, iradenin de teslimini içerir. Ama ruhun, vechin, nefsin tesliminden sonraki tek başına iradenin teslimi anlamına gelmez. Ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi teslimin hepsi birden ahdimizi oluşturur.
Allaha verdiğimiz ahdin muhtevasında (içeriğinde) ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi Allaha teslim etmek vardır.
Halbuki irademizin Allahın İlâhi İradesine verdiği misak sadece irademizi Allaha teslim etmeyi kapsar. Ama orada bir imkânsızlık vardır. İrade tek başına teslim olamaz. İradenin teslimi için önce ruh teslim olacaktır; 22. basamakta Sonra fizik beden teslim alacaktır; 25. basamak. Sonra nefs teslim alacaktır; 26. basamakta. En son irade teslim olacaktır; 28. basamağın 5. kademesinde.
Bunların hepsi birden bizim ahdimizdir. Hepsinin birden, bütün teslimlerin ardı ardına gerçekleşmesi, ahdimizi oluşturur. Hem tek başına fizik vücudumuzun teslimi ahddir. (fizik vücudumuzun ahdidir) hem de ruhumuzun, vechimizin, nefsimizin ve irademizin hepsinin birden teslimi ahddir.
Öyleyse bu, Allah cephesinde Allahın vasiyetine tekabül eder. Allahın vasiyeti ruhumuzu. vechimizi, nefsimizi ve irademizi Allaha teslim ederek bihakkın takvaya ulaşmışsa o, ruhunu da vechini de, nefsini de, iradesini de Allaha teslim etmiştir.
Allahû Tealâ, Hakka tukatihi takvayı gerçekleştirin, hepiniz için söz konusu olan şey bunu gerçekleştirmektir. diyor.
Aziz kardeşlerimiz ; Bir insanın ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allaha teslim etmesi, o kişi için ahdini yerine getirmektir. Öyleyse ahde de misakte de irademizin teslimi var. Ama misakimizdeki irade teslimi, tek başına iradenin teslimi olmasına karşılık irade konusundaki ahdin kapladığı alan, bütün teslimleri birden içerir. Allaha verdiğimiz misakimiz iki cephede de geçerlidir. Rad Suresinin 20. âyet-i kerimesinde irademizin Allaha teslimi söz konusudur. Ama, ruhumuzu, vechimizi,nefsimizi Allaha teslim etmeden irademizi Allaha teslim etmek mümkün olmadığı için, dolaylı olarak 4 teslimi birden kaplar. Ama, lügat mânâsı, tek başına iradenin teslimidir. O zaman Rad suresinin 20. âyet-i kerimesi Allahın ahdiyle bizim misakimizzin (irade tesliminin) aynı şey olduğunu söylüyor.
Allahû Tealâ, Rad Suresinin 21. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:
13/RAD-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).
Ve onlar Allahın (ölümden evvel), Allaha ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), Ona (Allaha) ulaştırırlar. Ve Rablerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
Vellezîne : ve onlar yasılûne : vasıl ederler mâ : şeyi emerallâhu : Allahın emrettiği (şeyi) bihî : Ona en yûsale : Ulaştırmayı (ulaştırılmasını)
Aziz kardeşlerimiz ; Bu kelime, kelime açıklamayı cümle haline getirecek olursak: Ve onlar, Allahın Allaha ulaştırılmasını emrettiği şeyi, Ona (Allaha) ulaştırırlar. Demek ki; misakimiz, ruhumuzun misaki ve Allahın bir emrini ifade ediyor. Allah emir vermiş bütün insanlara : Ruhunuzu ölmeden evvel Bana ulaştıracaksınız.! İyi ama bu âyet-i kerimeden evvel onlar misaklerini bozmazlar ifadesi var. Ruhumuzu Allaha teslim etmekte misak. Hem ruhumuzun Allaha verdiği yeminin adı misak hem de irademizin Allaha verdiği yeminin adı misak. Diğer taraftan hem fizik vücudumuzun Allaha verdiği yeminin adı ahd, hem Allaha verdiğimiz ahd. Ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi, hepsini topluyor.
Öyleyse Rad Suresini 20. âyet-i kerimesini ve onlar ahdlerini bozmazlar ifadesini alırsak ve Rad -21 ile birleştirirsek: Onlar misaklerini bozmazlar ve Allahın Allaha ulaştırılmasını emrettiği şeyi Allaha ulaştırırlar ifadesiyle karşı, karşıya kalırız. Buradaki misak, ruhumuzun misakidir.
Aziz kardeşlerimiz ; Rad Suresinin 20. âyet-i kerimesini tek başına alırsanız o zaman da Allahın ahdine eşit olan iradenin misakiyle karşılaşırsınız. Rad Suresinin 21. âyet-i kerimesinin sonunda Allahû Tealâ konuyu genişleterek sonuca ulaşıyor. Kötü hesaptan korkan insanlar misaklerini bozmazlar. Kötü hesaptan korkan kişiler, daha başlangıçtakilerdir. Ruhlarını Allaha ulaştırdıkları zaman misakleri yerine getirilmiş olur. Onlar sabırla, Allahın Zatını isteyenlerdir.
Aziz kardeşlerimiz ; O zaman iki grup talep görüyoruz. 1 - Allahın Zatına ulaşmayı dileme talebi (Rad-21) 2 Allahın Zatını görmeyi dileme talebi (Rad-20)
Rad suresinin 20. âyet-i kerimesinde : Onlar misaklerini bozmazlar ve Allahın ahdini ifa ederler. açıklaması yer alıyor. O zaman anlıyoruz ki, irademizin misaki söz konusu ve bu misak ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi Allaha teslim ettikten sonra, irademizi de Allaha teslim ettiğimizi ifade ediyor.
Tek başına Rad Suresinin 21. âyet-i kerimesini alırsak, sadece ruhumuzun Allaha teslimi söz konusudur. Bu teslim ruhun misakidir. Böyle bir kişi Allahın Zatını, O Zata ulaşmak üzere talep edendir. Allahın ahdini yerine getiren kişi de Allahın Zatını talep etmiştir. Ama bu, Allahın Zatına ulaşmayı değil, ulaştıktan sonra Allahın Zatını görmeyi talep eden kişidir. Allahû Tealâ, âyetlerin devamında Adn cennetlerinden bahsediyor. Bu kişi Adn cennetlerine girebilmek için ruhunu da, vechini de, nefsini de, iradesini de Allaha teslim etmek mecburiyetindedir. Hepside üzerimize farzdır.
Allahû Tealâ, Enam Suresinin 152. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor :
6/EN'AM-152: Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vusahâ ve izâ kultum fadilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allahın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
Ve bi ahdillâhi evfû : Allahın ahdini ifa edin. diyor. Bir sonraki âyet-i kerimede de şöyle buyuruyor :
6/EN'AM-153: Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûh(fettebiûhu), ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlih(sebîlihi), zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve muhakkak ki; bu, Benim müstakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti (emretti). Böylece siz takva sahibi olursunuz.
Aziz kardeşlerimiz ; Âyetteki sırat-ı müstakîm, Allahın ahdini yerine getirdiğimiz sırat-ı müstakîmdir. Yani, ruhumuzu da, vechimizi de, nefsimizi de Allaha teslim etmeliyiz ki, AHDALLAHİyi gerçekleştirelim.
Bunların hepsi gerçekleştirildiği zaman Allahın vasiyeti gerçekleştirilmiş olur. Nitekim Allahû Tealâ Enam-153ün sonunda diyor ki: İşte Allah size onunla vasiyet etti. Böylece siz takva sahibi olursunuz.
Yani, Bihakkın takvanın sahibi olursunuz.
Öyleyse başlangıçtaki Allahın ahdi, ruhumuzu Allaha teslim etmekle başlayan, fizik vücudumuzu ve nefsimizi Allaha teslim ettikten sonra, o noktadan itibaren sadece irademizin teslimini hedef alan bir müessesedir. Ama ancak onların hepsi yerine getirildiği zaman ruhun, vechin, nefsin ve iradenin hepsini Allaha teslim ettiğimiz zaman, Allahın vasiyetini yerine getirmiş oluruz. Ve Bi hakkın takvanın sahibi oluruz.
3/AL-İ İMRAN-76: Belâ men evfâ bi ahdihî vettekâ fe innallâhe yuhibbul muttekîn(muttekîne).
Hayır, (öyle değil)! Kim (Allah ile olan) AHDini yerine getirir de takvaya ulaşırsa (takva sahibi olursa), muhakkak ki; Allah, takva sahiplerini sever.
Bu âyette, Allahû Tealâ, ahdini ifa eden yani ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allaha teslim ederek 4 teslimi de gerçekleştirmiş bir insandan bahsediyor. Kişi kendi ahdini gerçekleştirdiği zaman ona bağlı olarak teslimlerin dördü de gerçekleşir. Ruhun teslimi, fizik vücudun teslimi,nefsin teslimi ve iradenin teslimi hepsi birlikte kişinin ahdini oluşturur. Yani Allahın vasiyetiyle eşdeğer bir husus. 4 teslim birden var oluyor. Al-i İmran 77deki Allahın ahdi, iradenin teslimidir.
3/AL-İ İMRAN-77: İnnellezîne yeşterûne bi ahdillâhi ve eymânihim semenen kalîlen ulâike lâ halaka lehum fîl âhırati ve lâ yukellimuhumullâhu ve lâ yenzuru ileyhim yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Hiç şüphesiz o kimseler ki; Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere satarlar. İşte onlar için ahirette hiçbir nasip yoktur. Allah onlar ile konuşmayacak ve kıyâmet günü (merhamet nazarıyla) onlara nazar etmeyecek (bakmayacak)tır. Ve onları tezkiye de etmeyecek (onlar, Allaha verdikleri yemini yerine getiremeyecek yani nefsleri tezkiye olmayacak)tır. Onlar için elîm bir azap vardır.
Aziz kardeşlerimiz ; Tek başına bu âyet-i kerimede yemin söz konusuysa, kişinin sadece fizik vücudunun Allaha verdiği yemindir.
Yeminlerini az bir bedel mukabilinde satanlar, yeminlerini yerine getirmeyenlerdir. Ruhlarını, vechlerini, nefslerini Allaha teslim etmeyenlerdir. İradenin Allaha teslimi, bu yeminlerin muhtevası içine girmez. O, Allahın ahdindeki yukarıdaki teslimlerden sonraki son hedeftir.
Aziz kardeşlerimiz ; Âyetleri birleştirdiğimiz zaman bir sonuç çıkıyor ortaya.: Rad suresinin 23. ve 24. âyet-i kerimelerindeki ifade, vellezine saberûbtigâe vechi rabbihim.: Ve onlar sabırla Rablerinin vechini talep ederler. ifadesinin neticesi olan Adn cennetlerini ihtiva ediyor.
Buna göre mutlaka bu kişinin ruhunun misakini, fizik vücudunun ahdini, nefsinin yeminini ve iradesinin Allaha verdiği misakini yerine getirmiş olması gerekir ki Adn cennetlerine girebilsin.
13/RAD-23: Cennâtu adnin yedhulûnehâ ve men salaha min âbâihim ve ezvâcihim ve zurriyyâtihim vel melâiketu yedhulûne aleyhim min kulli bâb(bâbin).
Adn cennetleri (vardır). Onların babalarından ve eşlerinden ve zürriyyetlerinden salâha ulaşan kimseler, ona (adn cennetlerine) girerler. Ve her kapıdan melekler, onların yanlarına girerler.
13/RAD-24: Selâmun aleykum bi mâ sabertum fe nime ukbed dâr(dâri).
Sabretmenizden dolayı size selâm olsun. Dar-ı dünyanın (dünya yurdunun) akıbeti (sonucu) ne güzel.
Öyleyse burada bir sonuçla karşı karşıyayız. Allahû Tealâ çeşitli yemin guruplarını bir araya öyle bir ustaca yerleştirmiş ki; âyetler arasında tam bir denge, tam bir tenasüp, birbirine uyum hali var. Bu uyum halinin temel neticelerine baktığımız zaman mesele çok basit bir hüviyet alıyor. Allahû Tealânın Ve onlar misaklerini yerine getirirler. ifadesiyle hem ruhun tesliminin misak olduğunu bir sonraki âyet-i kerimeyi bu kesime bağladığınız zaman anlıyorsunuz, hem de iradenin teslimi olduğunu sadece Rad-20yi açıkladığınız zaman anlıyorsunuz. Allahın Zatını dilemeninse Rad-20ye göre açıklaması, iradenin teslimini de içine alıyor. Allahın Zatını, Allahın Zatına ulaşmak üzere dilemek Rad Suresinin 20. âyet-i kerimesinin son bölümüyle yani onlar misaklerini bozmazlar. ile bir sonraki âyet-i kerimeyi bağladığınız zaman gerçekleşir.
Ve onlar Allahın Allaha ulaştırılmasını emrettiği şeyi Ona (Allaha) ulaştırırlar. Bu iki âyetin birleştirilmesi ruhun Allaha teslimine kadar olan bölümünü içeriyor.
Öyleyse bu Allahû Tealânın Zatına ruhun ulaşmasıdır. Allahû Tealânın onlar Rablerinin vechini talep edenlerdir. ifadesi, vechine ulaşmak üzere talep edenler, Allahın Zatına ulaşmayı dileyenler manasını içeriyor.
Allahın Zatını, Allahın Zatını görmek için dileyenlere gelince Eğer Rad Suresinin 20.âyet-i kerimesini tek başına ele alırsanız bu Allahın Zatını görmeyi dilemek demektir.
Aziz kardeşlerimiz ; Çok karmaşık gibi görünen bu Kurân bilmecesinin çözümü, Rabbimize sonsuz hamd ve senalar olsun ki, mürşidimiz Mehdi a.s. sayesinde açıklanabiliyor. O, Kurânı arapçasından bilmediği tecvitli okuyamadığı halde, İşte böyle açıklıyor!... Neden , nasıl diye soracak olursanız O, ilmini Allahtan alıyor. soruyor Allahû Tealâda cevap veriyor. Yunus Emre de diyor ya ! O ne derse ben yaparım, ben ne dersem O Dost tutar. Yanılmıyorsam böyle idi.
Aziz kardeşlerimiz ; Evet. Allahû Tealâ âyeti yazdırırsa böyle yazdırır. Ancak kültürünüz , âyetlerin hepsinin ruhuna ulaşabildiği taktirde çözüme tam olarak ulaşırsınız.
Hiçbir noktada bir aksaklık kalmadan konu tamamlanır.
Allahû Tealâ, Allahın Zatına ulaşmayı dileyenleri 3. kat cennetine alır. Ama Allahın Zatını görmek isteyenleri, 7. kat Adn cennetlerine alır. Orada iradenin de teslimi mutlak olarak zaruri bir faktör olarak devreye girer. İradesini de Allaha teslim eden herkes Adn cennetlerine girer.
Salâh makamına ulaşan herkes Adn cennetlerine girer.
Salâh makamının 5. kademesine ulaşıp da kimin iradesi Allahû Tealâ tarafından teslim alınırsa veya kim iradesini de Allaha teslim ederse sadece onlar irşad makamına irşada memur ve mezun kılındın. cümlesiyle tayin edilenlerdir. Onlar, Adn cennetlerinde ayrı bir bölümde olacaklardır.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın ahdi ve Allahın vasiyetiyle biz insanların yemin, misak ve ahdi ve sadece ahdi ve iradenin misaki arasındaki ilişkileri açıkladığımız bu sohbetimizde görüyorsunuz ki, bütün bilmeceler Mehdi a.s. sayesinde çözülüyor. Evet!.. Bu ilmi başka hiçbir yerden alamazsınız!...
Allahû Tealâya sonsuz hamd ve şükrederiz ki bir nefsimizin yemini, ruhumuzun misaki, fizik vücudumuzun ahdi, irademizin misaki ve ruhumuzun, vechimizin, nefsimizin ve irademizin hepsinin ahdi isimli bu açıklamalar dizili sohbetimizi burada tamamlıyoruz.
Allahû Tealâya bütün bunları Mehdi a.s.a ve Ondan da bizlere, bizlerden de sizlere ulaştırmamızı nasip kıldığı için sonsuz hamd ve şükrediyoruz.
Sizleri çok ama pek çok seviyoruz. Sevgi ve saygılarımızla Allah Razı Olsun.
YAŞAR COŞKUN ARAŞTIRMACI YAZAR Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05 Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com
|
|
|
|||||||||||||