Hadisler  
line decor

  

line decor
 
 
 
 

 
 
 
 
 
 

“ Tilâvetle, Kur’ân’ın bütünü okunmuş sayılmaz

Kur’ân, hidayetle okunur.”

 Aziz kardeşlerimiz ;
Sizleri selâmların en güzeli olan Allahû Tealâ'nın selâmıyla selâmlıyoruz.
Esselâmu aleykum rahmetullâhu ve berekâtuhu.
 

Aziz kardeşlerimiz ;
Bu hadis'i şerif konumuzu da "
Tilâvetle, Kur’ân’ın bütünü okunmuş sayılmaz Kur’ân, hidayetle okunur.” hadisine ayırdık.
Tabii, yine her zaman olduğu gibi Kur'ân-ı Kerim ışığı altında ve de Mehdi a.s. önderliğinde konumuzu işleyeceğiz İnşaallah.
 

Aziz kardeşlerimiz ;

Kur’ân bir bütündür.

Bu bütünün başlangıcında  Kur’ân âyetlerinin tilâveti vardır.

 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. bir hadisinde; “ Kur’ân bir lâfz ve yedi suret üzere indirildi.” buyuruyor.

Nebiler Sultanı s.a.v.’in açıklamasından Kur’ân-ı Kerim’in lâfzî mânâsının Kur’ân-ı Kerim’in tilâveti (açıklaması) olduğunu anlıyoruz.

 

Ruhun, fizik bedenin, nefsin hidayeti, kalbin müzeyyen olması ve iradenin teslimi (hidayeti) muhtevası içerisinde 7 tane ruhun varlığını görüyoruz.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Allah’ın dîninin yaşanamamasının odak noktasında, Allah’ın bizlere farz kıldığı mürşide tâbîiyeti insanların tatbikattan çıkarmaları vardır. Şeytan öyle kurnaz bir mahlûk ki, insanları kurtuluşa ulaştıracak bütün asılları tatbikattan çıkartarak, sırf oyalansınlar diye, kimseyi kurtuluşa ulaştırmayarak vasıta emirlerden bir kısmını insanların elinde bırakmıştır.

Ve insanlar, bu vasıta emirlerle oyalanıyorlar.

 

İblis diyor ki ; “ İslâm’ın 5 şartını yerine getiren mutlaka kurtuluşa ulaşır.” Bilmiyor ki dinin yegâne kaynağı Kur’ân-ı Kerim’dir. Dinin Sahibi de Yüce Allah’tır. Dinin sahibi olan, bizleri yaratan Yüce Rabbimiz, Kur’ân’da bizlerle konuşuyor.

Bu dini nasıl yaşamamız gerektiğinin asıl ve detaylarının hepsini Kur’ân-ı Kerim’de bizlere açıklıyor.

 

İNSANLARIN HİDAYETLERİ YAŞAMAMALARINI

SEBEPLERİ NELERDİR ? :

 

Aziz kardeşlerimiz ;

İblis evvela, Allah’ın serbest iradeye verdiği değeri insanların gözlerinden saklayarak, dünya hayatını yaşarken kalben,ruhen Allah’a ulaşmayı dilemesini unutturmuş, tatbikattan çıkartmıştır.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Ruhen Allah’a ulaşma, insanın tek başına iktidarında olan bir olay değildir.

Allah’ın âyetlerine baktığımız zaman hidayetlerin bir, bir gerçekleşebilmesi, mutlaka başımızın üzerinde Allah’ın tayin ettiği devrin imamının ruhu ile, O Sultan’la mümkündür.

O Sultan, olmadan hidayetleri gerçekleştirebilmek mümkün değildir.Devrin imamının ruhunun başımızın üzerinde yer alabilmesi de ancak , tâbîiyetle gerçekleşir.

İşte Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin tilâveti bu bakımdan hayâti öneme haizdir.

Hidayete erdirmekle vazifeli kılınan devrin imamı Allah’ın Resûlünün birinci görevi, Kur’ân âyetlerinin tilâvetidir.Allah’ın emrettiği biçimde okunmadan, algılanmadan hidayetlere adım atabilmek, hidayetleri yaşayabilmek mümkün değildir.

Onun için Kur’ân âyetlerinin tilâvetini iyi algılamak lâzımdır.

 

Kur’ân’ın muhtevasına baktığımızda 7 grup insanın cehenneme gideceğini görürüz.

1 – Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlar. (Yunus 7)

2 – Allah’ın âyetlerini yalanlayanlar. (Yunus 45)

3 – Allah’ın âyetlerini örtenler. (Rad 25)

4 – Allah’ın âyetlerini nakzedenler. (Ahzab 67-68)

5 – Allah’ın âyetlerini gizleyenler. (Bakara 159)

6 – Allah’ın âyetleriyle alay edenler. (Kehf 105)

7 – Zülmanî ilimlerle amel edenler. (Bakara 102)

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Niçin bu adamlar cehenneme gidiyor ?

Allah’ın âyetlerini fıkıh etmemeleri, işitmemeleri sebebiyle.

Bu insanlar sağırdır, dilsizdir ve kördür.

O zaman şunu düşünmek gerekmez mi ?

Bir kısım insanlar sağırlıktan, dilsizlikte ve körlükten kurtulmuşlarda, bu insanlar neden kurtulamamışlar ?

 

Yüce Rabbimiz Yunus Suresi’nin 57. âyet-i kerimesinde bakın ne buyuruyor:

 

10/YUNUS-57: Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev’ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmeten lil mu’minîn(mu’minîne).

Ey insanlar, size Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü’minlere hidayet ve rahmet gelmiştir!

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Dinimizin yegâne kaynağı olan Kur’ân-ı Kerim, evvel emirde öğüttür. Bu öğüdü dinleyip ders alan insanlar için, göğüsteki hastalıklara şifadır.Ve bu şifadan nasiplenen insanlar için hidayettir, rahmettir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor :

“ Ed dîni nasihatın.”

“ Din nasihatten ibarettir.”

 

Bir başka hadis-i şerifinde ise buyuruyor ki :

“ Aklı olmayanın dîni yoktur. Herkesin dîni, aklı ölçüsündedir.”

Bu iki hadis-i şerifi yan yana getirdiğimiz zaman, ikisinden bir sonuca ulaşıyoruz.

Akıl görevini icra etmemiş ve bu 7 grup insan Allah’ın âyetlerinden gerekli dersi ve nasihati almamıştır.

Şimdi soruyoruz ?

Hangi sebeplerle ?

Yaşarken Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için.

Yaşarken Allah’a ulaşmaktan gafil oldukları için.

Yaşarken Allah’a ulaşmayı yalanladıkları için.

Yaşarken Allah’a ulaşmayı örttükleri için.

Yaşarken Allah’a ulaşmayı gizledikleri için.

Yaşarken Allah’a ulaştıran Allah’ın Resûlleriyle alay ettikleri için.

Yaşarken Allah’ın âyetleri yerine şeytanın zülmanî ilmini geçirdiği için.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Hadis-i şerife bir kere daha bakalım :

“ Kur’ân tilâvetle okunmuş sayılmaz.”

Neden ?

Kur’ân’ın tilâvetinde sadece Kur’ân âyetlerinin bütünün tilavet edildiği zaman, onun sadece lafzî manasını öğrenebilirsiniz. Yani cehenneme gidecek olan 7 grup insan, Kur’ân âyetlerinin lafzî manasını algılamamış olan kişilerdir. Bu algılamamalarının sebebi, sadece serbest iradeyi Allah’ın emrettiği biçimde kullanmamalarından kaynaklanmaktadır.

Kur’ân âyetlerinin lafzî mânâsına insanların girebilmesini sağlayacak bir tek basit dilek vardır. Yaşarken kalben,ruhen Allah’a ulaşmayı dilemek.

Bu Allah’ın evrensel kanunudur.

 

ALLAHÛ TEAL’NIN, KUR’ÂN ÂYETLERİNİN TİLÂVETİYLE İRŞAD KADEMESİNİ  GÖREVLENDİRMESİ

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Her devirde nebî veya velî, 5 görevle Allah’ın vazifeli kıldığı huzur namazının imamı mutlaka vardır.

 

2/BAKARA-151: Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).

Nitekim size içinizde (görev yapmak üzere) sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki; âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye etsin, size kitap ve hikmet öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Huzur namazının imamının;

1. görevi : Âyetleri tilâvet etmek.

2. görevi : Tâbî olanları nefs tezkiyesine, hidayete başlatmak.

3. görevi : Kitabın ilk dört ruhunu öğretmek.

4. görevi : Hikmeti öğretmek.

5. görevi : Ve onlara hikmetin ötesini de öğretmektir.

Öyleyse Allahû Tealâ, bütün insanların bidayetten, nihayete kadar İslâm’ın 7 safhasını da kesinlikle yaşamalarını istiyor.

Ve sizlere açıklamak istediğimiz hadis-i şerif, bu 7 safhanın bütününü de ihtiva ediyor.

 

ŞU ANDA DÜNYA ÜZERİNDE NE KADAR KAVİM VARSA, ONLARIN ARASINDA ALLAH’IN SEÇTİĞİ HİDAYETE VESİLE OLAN BİR RESÛL MUTLAKA VARDIR.

 

Bu resûllerin görevlerini de Cuma Suresi’nin 2. âyet-i kerimesinde Yüce Rabbimiz belirlemiştir.

 

62/CUMA-2: Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).

Onlara, onların içinde Allah’ın âyetlerini okusun, onları tezkiye etsin ve onlara kitap ve hikmeti öğretsin diye, ümmîler için onların aralarından resûl be’as eden (vazifeli kılan, hayata getiren) O Allah’tır. Ondan evvel (bu resûle tâbî olmadan evvel) onlar, açık bir dalâlet içinde idiler.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Kavimlerde Allah’ın vazifeli kıldığı resûllerin ise görevi 4 tanedir.

1. görevleri : Allah’ın âyetlerini tilâvet etmek

2. görevleri : Onları hidayete başlatmak.

3. görevleri : Kitab’ı öğretmek.

4. görevleri : Hikmeti öğretmek.

Ama 5. görev olan hikmetin ötesi. kavmin resûllerinde yoktur.

 

 HER KAVMİN İÇİNDE, HİDAYETE VESİLE OLAN İRŞADLA ALLAH’IN VAZİFELİ KILDIĞI ALLAH’IN VELÎ MÜRŞİDLERİ VARDIR.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Allahû Tealâ, bu velî mürşidlerden bir çok âyet-i kerimede  bahsediyor.

Bunlardan bir tanesi Al-i İmran Suresi’nin 104. âyet-i kerimesidir:

 

3/AL-İ İMRAN-104: Veltekun minkum ummetun yed‘ûne lel hayri ve ye’murûne bil ma‘rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûne(muflihûne).

Sizden (insanları) hayra çağıran, ma‘ruf (irfan) ile emreden, kötülüklerden alıkoyan (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarına yardım eden) bir ümmet (mürşidler) oluşsun. İşte onlar, MUFLİHÛN’un (felaha erenler) ta kendileridir.

 

O halde kavmin resûlleriyle beraber, Allah’ın irşadla vazifeli veli mürşidler insanları hayra çağırmakla birinci görevin sahibi, marufu emretmek ve münkerden sakındırmakla da ikinci görevin sahibidirler.

Nefs tezkiyesiyle Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de vaaz ettiği kavmin resûlleri arasından Rabbimizin seçtiği, huzur namazının imamı görevlidir.

Allah’ın seçtiği bu sultan, ister veli, ister nebi olsun  5 görevle vazifelidir.

Kavmin resûlleri ise risaletle ve 4 görevle vazifelidir. Ama bu üçüncü, irşadla vazifeli olan veli mürşidler var ki, Allahû Tealâ onları hayra çağırmak, marufla emretmek ve münkerden sakındırmakla görevli kılmıştır.

Ve Allahû Tealâ, irşad kademesine hitap ederek, bize de ithaf ederek diyor ki :

“ Onlar size âyetlerimizi tilâvet eder.”

Öyleyse tilâvette iki taraf vardır. Taraflardan bir tanesi tilâveti dinleyen, taraflardan ikincisi tilâvet eden, konuşandır. Tilâvet eden, açıklayan, konuşan, evvel emirde Allah’ın irşadla vazifeli kıldığı huzur namazının imamıdır. Ama tilâveti susarak dinleyenler ise işiten, Allah’ın kurtuluşa ulaştırdığı, Allah’a yaşarken ulaşmayı dileyenlerdir.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Allahû Tealâ nizamı bu şekilde kurmuştur.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. buyuruyor ki :

“ Kur’ân bir lafz yedi suret üzere indirildi.”

Âyetleri tilâvet ettiğiniz zaman Kur’ân’ın bütününü okumuş sayılmazsınız. Çünkü tilâvetle sadece lafzi mânâyı algılayabilirsiniz. Ama onun derininde 7 tane ruhu vardır.

Kur’ân-ı Kerim’in ruhuna bir, bir girebilmeniz için, yedinci gök semasına çıkarak, 7 tane âlemi geçmeniz lâzımdır.

 

KUR’ÂN’IN RUHUNA HANGİ KADEMELERDE GİRİLİR ?

 

Allahû Tealâ, kulun ruhun hidayetini gerçekleştirmesini ve Kendisine dost olmasını istiyor. Allah’a dost olan, Allah’ın velisi olan, Allah’ın evliyasından olan kişi, Kur’ân’ın ruhuna girmeye hak kazanır.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Allah’ın Kur’ân-ı Kerim âyetleriyle vaaz ettiği 28 basamaklık bir İslâm merdiveni vardır.

İlk 14 basamakta Kur’ân âyetlerinin tilâveti söz konusudur. İlk 14 basamak iki 7’li basamaktan oluşur.

Birinci basamakta Allah’ın seçtiği kişiler, mahlûkata zulmetmeyen ve Allahû Tealâ’ya açıkça isyan etmeyenlerdir. Allahû Tealâ, onları imtihandan geçirdikten sonra bir kısmı Allah’a yaşarken ulaşmayı dilemezler. Ve ikinci basamakta kalırlar.

O halde birinci ve ikinci basamaklarda olanlar kimlerdir? Cehenneme gidecek ola insanların hepsi. Yani Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlar, âyetleri yalanlayanlar.

Üçüncü basamakta Allah’ın seçip, Allah’a dünya hayatında kalben, ruhen ulaşmayı kendilerine nasip kıldığı kişilerdir.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Kur’ân nasihattir ve Kur’ân âyetlerinden ders alanlar, Allah’a yaşarken kalben ruhen ulaşmayı dileyenlerdir.

O halde, Kur’ân âyetlerinin bütünü hangi açıdan nasihatçidir ? 

Dünya hayatını yaşarken  kalben, ruhen Allah’a ulaşmayı dilemek açısından bir derstir. Bu dersi algılayanlar var, bu dersi algılayamayanlar var. Ama her kim Kur’ân’ın âyetleri resûller tarafından kendisine tilâvet edildiği zaman ders almışsa, o kişi mutlaka Allah’a yaşarken kalben, ruhen ulaşmayı dileyen birisidir.

O zaman Allah’ın 99 esmasından bir tanesi olan Rahim esmasıyla Allah, o kişiye tecelli eder ve peş peşe çok kısa bir zaman dilimi içerisinde 12 tane ihsanı o kişiye verir.

 1. İhsan, gözlerdeki hicab-ı mesturenin alınması

 2. İhsan, basar hassası üzerindeki gışavet adlı perdenin alınması

 3. İhsan, kulaklardaki vakranın alınması

 4. İhsan, semi hassasının üzerindeki mührün açılması

 5. İhsan, kalbin mührünün açılması

 6. İhsan, kalpteki ekinnetin alınması

 7. İhsan, kalbe ihbat konması

 8. İhsan, Allah’ın kalbe ulaşması

 9. İhsan, kalbin nur kapısının Allah’a çevrilmesi

10.İhsan, göğüsten kalbe nur yolunun açılması

11.İhsan, 11/1  kalbe Allah’ın nurlarının girmeye başlaması

                11/2  %2 Rahmet nuru ile huşû’ya ulaşılması

12.İhsan,  Hacet namazının kılınması neticesinde Allah’ın bizlere mürşidimizi göstermesi.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Yaşarken Allah’a ulaşmayı dileyerek, Allah’ın âyetleri kendilerine tilâvet edildiği zaman ders alan bu insanlar, ilk 2 yedili basamakta bulunur.

Birinci yedili basamak ;

Âmenû olma basamağıdır. Bu basamakta kişi, Allah’a yaşarken ulaşmayı diler. Ve Allahû Tealâ o kişiye 12 tane ihsanı verir.

İkinci yedili basamak ;

Islâh edici amellere başlamaktır. Nefsin ıslâhı, kalp ile ilişkilidir. Onun için Rabbimiz buyuruyor:

 

10/YUNUS-57: Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev’ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmeten lil mu’minîn(mu’minîne).

Ey insanlar, size Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü’minlere hidayet ve rahmet gelmiştir!

Aziz kardeşlerimiz ;

Herkesin nefsi başlangıç noktasında hastadır. Hasta olan nefsin şifaya kavuşması, nefs tezkiyesi ve tasfiyesiyle tahakkuk eder. Bu da ıslâh edici amelin kalpte gerçekleştirilmesiyle oluşur.

Islâh edici amellerin başlaması 7 tane kalp şartının oluşmasıyla oluşur.

1 – kalpteki ekinnet alınır

2 – kalbe ihbat konur

3 – kalp Allah’a döner

4 – kalbe giden rahmet (nur)yolu açılır

5 – kalbin üzerindeki mühür açılır.

6 – kalpteki küfür dışarıya alınır..

7 – kalbe iman yazılır

Kişi mürşidine tâbî olduğu zaman Allah’ın verdiği 7 tane ni’met ten  bir tanesi de, o kişinin kalbine imanın yazılmasıdır.

Ve Kur’ân’ın, kalbine iman yazılanlar için hidayet ve rahmet olduğunu Rabbimiz bu âyet-i kerime de açıklıyor.

Hadislerin bu âyetlerle çok alâkası vardır. Hadis-i şerifin birinci kısmıyla Yunus Suresinin 57. âyet-i kerimesi bir birine alâkalıdır.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Âyetlerin tilâvetiyle kişi gerekli dersi alır. Gerçekten nefsinin hasta olduğunun idrakine varır. Kişi, mutsuzluğunun ve huzursuzluğunun tek müsebbibinin kendi nefsi olduğunu idrak eder. Bundan kurtulmak için nefs tezkiyesine başlamayı dilerse, o zaman bu kişi mutluluğa ulaşmayı garanti etmiş olur.

Onun için ıslâh edici amellere başlamak 7 tane kalp şartının sahibi olmakla mümkündür.

Lâkin mürşide tâbî olmadan  da bu 7 tane kalp şartının sahibi olmak hiç kimseye müyesser olmaz.

 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. ne buyuruyor ?

“ Kur’ân tilâvetle okunmuş sayılmaz.”  Yani bütünü okunmuş sayılmaz Kur’ân’ın birinci lafzi manası tilâvetle okunur. Ama lafzi manasının ötesinde Kur’ân’ın 7 tane de ruhu vardır. Ve bu 7 tane ruh, hidayet boyunca yaşanır.

28 basamağın ilk iki yedili,  14 basamağı Kur’ân âyetlerinin tilâvetiyle alâkalıdır. üçüncü yedili basamak nefs tezkiyesi ile alâkalıdır. Sonraki yedili basamak, Kur’ân’ın ruhuyla, hidayetle okunan kısmını ifade eder.

Hidayetle okunan Kur’ân’ın 7 tane ruhtan ibaret olduğunu Nebiler Sultanı s.a.v. bizlere açıklıyor. Ve bu sebeple asıl olan Kur’ân’ın ruhunu okumaktır. Ruhuna inmektir buyuruyor.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Kişi mürşidine tâbî olduğu zaman 12 tane ihsanın ötesinde Allahû Tealâ’dan 7 tane de ni’met alır.

1. Ni’met, Devrin imamının ruhu o kişinin başının üzerine gelir yerleşir.

2. Ni’met, Kalbe iman yazılır.

3. Ni’met, Günahların sevaba çevrilmesi ve sevapların 1’e 10’dan 1’e 700’e çıkarılması

4. Ni’met, Ruhun Allah’a doğru yola çıkması

5. Ni’met, Nefs tezkiyesinin başlaması.

6. Ni’met, Fizik vücudun nefs açısından şeytana kul olmaktan kurtulmaya ve Allah’a kul olmaya başlaması.

7. Ni’met, İradenin güçlenmeye başlaması.

 

İşte bu 7 ni’metten üçü:

1- Ruhumuzun bizden ayrılıp sırat-ı müstakim’e ulaşması ruhun hidayete başlaması, Allah’a doğru yola çıkmasıdır.

2 – Nefsimizin nefs tezkiyesine başlaması, nefsin hidayete başlamasıdır.

3 – Fizik bedenimizin şeytana kul olmaktan kurtulup, Allah’a kul olmaya başlaması, fizik bedenimizin hidayetidir.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Allah’ın bizlere bahşettiği bu üç vücut, mürşidimize tâbî olduğumuz 14. basamakta, aynı anda hidayete başlar.

Hidayete başlamanın ilki ruhun Allah’a teslimidir. 7 tezkiye kademesini gerçekleştirdiğimiz zaman (emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radiye, mardiyye ve tezkiye,  bunların hepsi ıslâh edici amellerin yani Allah’ın zikrinin yapılması ve artırılması ile)  kalbimize her tezkiye kademesinde ulaşan %7 nur artışı, bizleri nefs tezkiyesine ulaştırır.  

Her nefs tezkiyesine paralel, ruhumuz da bir gök katı yükselir. Sonunda 7. gök katında 7 alemi geçtikten sonra Yokluk’ta ruhumuz Allah’ın Zat’ına ulaşır. Ve Allah’ın Zat’ında ifna olur.

İşte bu ruhumuzun hidayetini tamamlamasıdır.  Velayet kademelerinin ilki olan fenâ kademesinde Kur’ân’ın birinci ruhuna girilir. Buna paralel kişinin kalbindeki nur miktarı %51’den %61’e çıkar.

Beka kademesinde kişi zikrini artıracak, o kişinin kalbindeki nur oranı %10 daha artacak, kalp nuru %61’den %71’e ulaştığı zaman Allahû Tealâ İndi İlâhi’de ona altından bir taht ihsan edecektir. Onun ruhu, Allah’ın kendisine ihsan ettiği tahtta hep yer alacaktır. Bu kişi artık beka kademesindedir. Ve bu kademede kişi Kur’ân’ın ikinci ruhuna girer.

Kişinin zikrini artırarak kalbindeki nurlar %81’e ulaştığı zaman o kişi zühd kademesine ulaşacak Ve zühd kademesinde olmak, o kişinin dünyaya rağbet etmemesi, onun yerine Allah’ın zikrine rağbet etmesi demektir.

Çünkü kalbi %81 nurlanan bir insan, günün 24 saatinin 12 saatinden daha fazlasını Allah’ın zikriyle geçirebilen bir insandır.

Zikrini artırdığı zaman kişi teslim kademesine gelecek ve kalbindeki nur miktarını %91’e ulaştıracaktır. Ve kalbinde %9 karanlık olmasına rağmen fizik bedeninin kumandanı olan akıl, nefsten gelen talepleri reddederek, sürekli ruhtan gelen talepleri vücut ülkesinde tatbik etmek suretiyle teslimiyetini ispat edecektir.

Böylece o fizik beden, Allah’ın bütün emirlerini yapabilen, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen, yapmayan bir yapıya ulaşmıştır. Artık fizik beden şeytana kul olmaktan kurtulmuş, Allah’a kul olmuş ve fizik bedende hidayete ermiştir.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

22. basamakta ruhun hidayeti, 25. basamakta fizik bedenin hidayeti gerçekleşti. Bundan sonraki kademe daimî zikirdir. Ulûl elbab kademesinde daimi zikre ulaştığı zaman o kişinin kalbi  % 100  nurlanır.

Afetlerin yerine hasletler, fazilet adı altında gelip yerleşir. Ve o kişiye Allahû Tealâ zemin katın, ana dergâhın, devrin imamının dergâhının sırlarını gösterir.

Ondan sonraki 2. hikmet kademesinde kişi nefsini de Allah’a teslim eder. Nefsini Allah’a teslim edip, daimi zikre ulaşan bu kişiye Allahû Tealâ 7 tane gök katı,7. gök katında 7 tane âlemini bir, bir gösterir. Varlıklar âleminin son noktası olan Sidret-ül Münteha’yı da Allahû Tealâ kendisine gösterdiği zaman, kişi İhlâs kademesini bitirmiştir.

Allahû Tealâ tarafından Tövbe-i Nasuh’a davet edilir. Artık kişinin irşada ulaşmak üzere kalbi müzeyyen olmuştur.

İrşada ulaşan kişi, kalbinin müzeyyen olması sebebiyle iradesini Allah’a bağlamak ister. Bu talep, Allah tarafından kabul görür ve o kişi iradesini de Allah’a teslim eder. İradenin teslimiyle Kur’ân’ın yedinci ruhu da tamamlanmış olur.

Geldik, Nebiler Sultanı s.a.v.’in hadis-i şerif’te bize ulaştırmak istediği mesaja.

Mesaj, Kur’ân’ın bütününü kapsıyor. Yani diyor ki ; “ Siz Kur’ân’ı tilâvet ettiğiniz zaman, Kur’ân’ın bütünü okunmuş olmaz. Sadece ilk 14 basamağına girersiniz. Kur’ân’ın bütününden habersizsiniz. Asıl Kur’ân, hidayetle okunur. Kişi ruhun hidayetini gerçekleştirdikten sonra velâyet kademesinin ilkinde birinci ruha başlar. Fizik bedenin hidayeti ile dördüncü ruha, nefsin hidayeti ile altıncı ruha ve iradenin hidayeti ile de  yedinci ruha girersiniz.

Zaten, Kur’ân-ı Kerim’in bütünü bir lafzî mânâ ve 7 tane ruhtan ibarettir.

Kısacası diyoruz ki;

Kur’ân tilâvetle değil hidayetle okunur.

Kur’ân satırdan değil sadırdan okunur.

Çünkü Kur’ân kalbe inmiştir, kalpten okunur.

Aziz kardeşlerimiz ;

Rabbimize sonsuz hamd eder, şükrederiz ki, Efendimiz, Huzur Namazı’nın İmamı, Hidayet çağının Lideri MEHDİ a.s. Kur’ân’ın bu lafzî mânâsı ve 7 ruhunu bizlere aktarmakla, öğretmekle, yaşatmakla vazifeli kılınmıştır.

 

Bu sonsuz ni’mete bizleri ulaştırdığı için Rabbimize sonsuz hamd eder, şükrederiz.

 

Dileyen herkesin Allah’ın kendisi için vaaz ettiği Kur’ân’ın lafzî mânâsı ve 7 tane ruhuna Allah’ın kendisini ulaştırmasını Efendimiz’in Himmetiyle Rabbimizden dileyerek  bu Hadis-i Şerif sohbetimize de burada son veriyoruz.

 

Sizleri çok ama pek çok seviyoruz.

 

Sevgi ve saygılarımızla,

 

Allah Razı Olsun…         

 

   YAŞAR COŞKUN

 ARAŞTIRMACI YAZAR

Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05

Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com