![]() |
Mutluluğun Sitesine
Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Hadisler | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
Tilâvetle, Kurânın bütünü okunmuş sayılmaz Kurân, hidayetle okunur.
Aziz
kardeşlerimiz ;
Aziz
kardeşlerimiz ; Aziz kardeşlerimiz ; Kurân bir bütündür. Bu bütünün başlangıcında Kurân âyetlerinin tilâveti vardır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. bir hadisinde; Kurân bir lâfz ve yedi suret üzere indirildi. buyuruyor. Nebiler Sultanı s.a.v.in açıklamasından Kurân-ı Kerimin lâfzî mânâsının Kurân-ı Kerimin tilâveti (açıklaması) olduğunu anlıyoruz.
Ruhun, fizik bedenin, nefsin hidayeti, kalbin müzeyyen olması ve iradenin teslimi (hidayeti) muhtevası içerisinde 7 tane ruhun varlığını görüyoruz.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın dîninin yaşanamamasının odak noktasında, Allahın bizlere farz kıldığı mürşide tâbîiyeti insanların tatbikattan çıkarmaları vardır. Şeytan öyle kurnaz bir mahlûk ki, insanları kurtuluşa ulaştıracak bütün asılları tatbikattan çıkartarak, sırf oyalansınlar diye, kimseyi kurtuluşa ulaştırmayarak vasıta emirlerden bir kısmını insanların elinde bırakmıştır. Ve insanlar, bu vasıta emirlerle oyalanıyorlar.
İblis diyor ki ; İslâmın 5 şartını yerine getiren mutlaka kurtuluşa ulaşır. Bilmiyor ki dinin yegâne kaynağı Kurân-ı Kerimdir. Dinin Sahibi de Yüce Allahtır. Dinin sahibi olan, bizleri yaratan Yüce Rabbimiz, Kurânda bizlerle konuşuyor. Bu dini nasıl yaşamamız gerektiğinin asıl ve detaylarının hepsini Kurân-ı Kerimde bizlere açıklıyor.
İNSANLARIN HİDAYETLERİ YAŞAMAMALARINI SEBEPLERİ NELERDİR ? :
Aziz kardeşlerimiz ; İblis evvela, Allahın serbest iradeye verdiği değeri insanların gözlerinden saklayarak, dünya hayatını yaşarken kalben,ruhen Allaha ulaşmayı dilemesini unutturmuş, tatbikattan çıkartmıştır.
Aziz kardeşlerimiz ; Ruhen Allaha ulaşma, insanın tek başına iktidarında olan bir olay değildir. Allahın âyetlerine baktığımız zaman hidayetlerin bir, bir gerçekleşebilmesi, mutlaka başımızın üzerinde Allahın tayin ettiği devrin imamının ruhu ile, O Sultanla mümkündür. O Sultan, olmadan hidayetleri gerçekleştirebilmek mümkün değildir.Devrin imamının ruhunun başımızın üzerinde yer alabilmesi de ancak , tâbîiyetle gerçekleşir. İşte Kurân-ı Kerim âyetlerinin tilâveti bu bakımdan hayâti öneme haizdir. Hidayete erdirmekle vazifeli kılınan devrin imamı Allahın Resûlünün birinci görevi, Kurân âyetlerinin tilâvetidir.Allahın emrettiği biçimde okunmadan, algılanmadan hidayetlere adım atabilmek, hidayetleri yaşayabilmek mümkün değildir. Onun için Kurân âyetlerinin tilâvetini iyi algılamak lâzımdır.
Kurânın muhtevasına baktığımızda 7 grup insanın cehenneme gideceğini görürüz. 1 Allahın âyetlerinden gâfil olanlar. (Yunus 7) 2 Allahın âyetlerini yalanlayanlar. (Yunus 45) 3 Allahın âyetlerini örtenler. (Rad 25) 4 Allahın âyetlerini nakzedenler. (Ahzab 67-68) 5 Allahın âyetlerini gizleyenler. (Bakara 159) 6 Allahın âyetleriyle alay edenler. (Kehf 105) 7 Zülmanî ilimlerle amel edenler. (Bakara 102)
Aziz kardeşlerimiz ; Niçin bu adamlar cehenneme gidiyor ? Allahın âyetlerini fıkıh etmemeleri, işitmemeleri sebebiyle. Bu insanlar sağırdır, dilsizdir ve kördür. O zaman şunu düşünmek gerekmez mi ? Bir kısım insanlar sağırlıktan, dilsizlikte ve körlükten kurtulmuşlarda, bu insanlar neden kurtulamamışlar ?
Yüce Rabbimiz Yunus Suresinin 57. âyet-i kerimesinde bakın ne buyuruyor:
10/YUNUS-57: Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mevızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmeten lil muminîn(muminîne). Ey insanlar, size Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve müminlere hidayet ve rahmet gelmiştir!
Aziz kardeşlerimiz ; Dinimizin yegâne kaynağı olan Kurân-ı Kerim, evvel emirde öğüttür. Bu öğüdü dinleyip ders alan insanlar için, göğüsteki hastalıklara şifadır.Ve bu şifadan nasiplenen insanlar için hidayettir, rahmettir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor : Ed dîni nasihatın. Din nasihatten ibarettir.
Bir başka hadis-i şerifinde ise buyuruyor ki : Aklı olmayanın dîni yoktur. Herkesin dîni, aklı ölçüsündedir. Bu iki hadis-i şerifi yan yana getirdiğimiz zaman, ikisinden bir sonuca ulaşıyoruz. Akıl görevini icra etmemiş ve bu 7 grup insan Allahın âyetlerinden gerekli dersi ve nasihati almamıştır. Şimdi soruyoruz ? Hangi sebeplerle ? Yaşarken Allaha ulaşmayı dilemedikleri için. Yaşarken Allaha ulaşmaktan gafil oldukları için. Yaşarken Allaha ulaşmayı yalanladıkları için. Yaşarken Allaha ulaşmayı örttükleri için. Yaşarken Allaha ulaşmayı gizledikleri için. Yaşarken Allaha ulaştıran Allahın Resûlleriyle alay ettikleri için. Yaşarken Allahın âyetleri yerine şeytanın zülmanî ilmini geçirdiği için.
Aziz kardeşlerimiz ; Hadis-i şerife bir kere daha bakalım : Kurân tilâvetle okunmuş sayılmaz. Neden ? Kurânın tilâvetinde sadece Kurân âyetlerinin bütünün tilavet edildiği zaman, onun sadece lafzî manasını öğrenebilirsiniz. Yani cehenneme gidecek olan 7 grup insan, Kurân âyetlerinin lafzî manasını algılamamış olan kişilerdir. Bu algılamamalarının sebebi, sadece serbest iradeyi Allahın emrettiği biçimde kullanmamalarından kaynaklanmaktadır. Kurân âyetlerinin lafzî mânâsına insanların girebilmesini sağlayacak bir tek basit dilek vardır. Yaşarken kalben,ruhen Allaha ulaşmayı dilemek. Bu Allahın evrensel kanunudur.
ALLAHÛ TEALÂNIN, KURÂN ÂYETLERİNİN TİLÂVETİYLE İRŞAD KADEMESİNİ GÖREVLENDİRMESİ
Aziz kardeşlerimiz ; Her devirde nebî veya velî, 5 görevle Allahın vazifeli kıldığı huzur namazının imamı mutlaka vardır.
2/BAKARA-151: Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû talemûn(talemûne). Nitekim size içinizde (görev yapmak üzere) sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki; âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye etsin, size kitap ve hikmet öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Aziz kardeşlerimiz ; Huzur namazının imamının; 1. görevi : Âyetleri tilâvet etmek. 2. görevi : Tâbî olanları nefs tezkiyesine, hidayete başlatmak. 3. görevi : Kitabın ilk dört ruhunu öğretmek. 4. görevi : Hikmeti öğretmek. 5. görevi : Ve onlara hikmetin ötesini de öğretmektir. Öyleyse Allahû Tealâ, bütün insanların bidayetten, nihayete kadar İslâmın 7 safhasını da kesinlikle yaşamalarını istiyor. Ve sizlere açıklamak istediğimiz hadis-i şerif, bu 7 safhanın bütününü de ihtiva ediyor.
ŞU ANDA DÜNYA ÜZERİNDE NE KADAR KAVİM VARSA, ONLARIN ARASINDA ALLAHIN SEÇTİĞİ HİDAYETE VESİLE OLAN BİR RESÛL MUTLAKA VARDIR.
Bu resûllerin görevlerini de Cuma Suresinin 2. âyet-i kerimesinde Yüce Rabbimiz belirlemiştir.
62/CUMA-2: Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin). Onlara, onların içinde Allahın âyetlerini okusun, onları tezkiye etsin ve onlara kitap ve hikmeti öğretsin diye, ümmîler için onların aralarından resûl beas eden (vazifeli kılan, hayata getiren) O Allahtır. Ondan evvel (bu resûle tâbî olmadan evvel) onlar, açık bir dalâlet içinde idiler.
Aziz kardeşlerimiz ; Kavimlerde Allahın vazifeli kıldığı resûllerin ise görevi 4 tanedir. 1. görevleri : Allahın âyetlerini tilâvet etmek 2. görevleri : Onları hidayete başlatmak. 3. görevleri : Kitabı öğretmek. 4. görevleri : Hikmeti öğretmek. Ama 5. görev olan hikmetin ötesi. kavmin resûllerinde yoktur.
HER KAVMİN İÇİNDE, HİDAYETE VESİLE OLAN İRŞADLA ALLAHIN VAZİFELİ KILDIĞI ALLAHIN VELÎ MÜRŞİDLERİ VARDIR.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahû Tealâ, bu velî mürşidlerden bir çok âyet-i kerimede bahsediyor. Bunlardan bir tanesi Al-i İmran Suresinin 104. âyet-i kerimesidir:
3/AL-İ İMRAN-104: Veltekun minkum ummetun yedûne lel hayri ve yemurûne bil marûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûne(muflihûne). Sizden (insanları) hayra çağıran, maruf (irfan) ile emreden, kötülüklerden alıkoyan (nefslerindeki kötü afetlerden kurtulmalarına yardım eden) bir ümmet (mürşidler) oluşsun. İşte onlar, MUFLİHÛNun (felaha erenler) ta kendileridir.
O halde kavmin resûlleriyle beraber, Allahın irşadla vazifeli veli mürşidler insanları hayra çağırmakla birinci görevin sahibi, marufu emretmek ve münkerden sakındırmakla da ikinci görevin sahibidirler. Nefs tezkiyesiyle Allahın Kurân-ı Kerimde vaaz ettiği kavmin resûlleri arasından Rabbimizin seçtiği, huzur namazının imamı görevlidir. Allahın seçtiği bu sultan, ister veli, ister nebi olsun 5 görevle vazifelidir. Kavmin resûlleri ise risaletle ve 4 görevle vazifelidir. Ama bu üçüncü, irşadla vazifeli olan veli mürşidler var ki, Allahû Tealâ onları hayra çağırmak, marufla emretmek ve münkerden sakındırmakla görevli kılmıştır. Ve Allahû Tealâ, irşad kademesine hitap ederek, bize de ithaf ederek diyor ki : Onlar size âyetlerimizi tilâvet eder. Öyleyse tilâvette iki taraf vardır. Taraflardan bir tanesi tilâveti dinleyen, taraflardan ikincisi tilâvet eden, konuşandır. Tilâvet eden, açıklayan, konuşan, evvel emirde Allahın irşadla vazifeli kıldığı huzur namazının imamıdır. Ama tilâveti susarak dinleyenler ise işiten, Allahın kurtuluşa ulaştırdığı, Allaha yaşarken ulaşmayı dileyenlerdir.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahû Tealâ nizamı bu şekilde kurmuştur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. buyuruyor ki : Kurân bir lafz yedi suret üzere indirildi. Âyetleri tilâvet ettiğiniz zaman Kurânın bütününü okumuş sayılmazsınız. Çünkü tilâvetle sadece lafzi mânâyı algılayabilirsiniz. Ama onun derininde 7 tane ruhu vardır. Kurân-ı Kerimin ruhuna bir, bir girebilmeniz için, yedinci gök semasına çıkarak, 7 tane âlemi geçmeniz lâzımdır.
KURÂNIN RUHUNA HANGİ KADEMELERDE GİRİLİR ?
Allahû Tealâ, kulun ruhun hidayetini gerçekleştirmesini ve Kendisine dost olmasını istiyor. Allaha dost olan, Allahın velisi olan, Allahın evliyasından olan kişi, Kurânın ruhuna girmeye hak kazanır.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın Kurân-ı Kerim âyetleriyle vaaz ettiği 28 basamaklık bir İslâm merdiveni vardır. İlk 14 basamakta Kurân âyetlerinin tilâveti söz konusudur. İlk 14 basamak iki 7li basamaktan oluşur. Birinci basamakta Allahın seçtiği kişiler, mahlûkata zulmetmeyen ve Allahû Tealâya açıkça isyan etmeyenlerdir. Allahû Tealâ, onları imtihandan geçirdikten sonra bir kısmı Allaha yaşarken ulaşmayı dilemezler. Ve ikinci basamakta kalırlar. O halde birinci ve ikinci basamaklarda olanlar kimlerdir? Cehenneme gidecek ola insanların hepsi. Yani Allahın âyetlerinden gâfil olanlar, âyetleri yalanlayanlar. Üçüncü basamakta Allahın seçip, Allaha dünya hayatında kalben, ruhen ulaşmayı kendilerine nasip kıldığı kişilerdir.
Aziz kardeşlerimiz ; Kurân nasihattir ve Kurân âyetlerinden ders alanlar, Allaha yaşarken kalben ruhen ulaşmayı dileyenlerdir. O halde, Kurân âyetlerinin bütünü hangi açıdan nasihatçidir ? Dünya hayatını yaşarken kalben, ruhen Allaha ulaşmayı dilemek açısından bir derstir. Bu dersi algılayanlar var, bu dersi algılayamayanlar var. Ama her kim Kurânın âyetleri resûller tarafından kendisine tilâvet edildiği zaman ders almışsa, o kişi mutlaka Allaha yaşarken kalben, ruhen ulaşmayı dileyen birisidir. O zaman Allahın 99 esmasından bir tanesi olan Rahim esmasıyla Allah, o kişiye tecelli eder ve peş peşe çok kısa bir zaman dilimi içerisinde 12 tane ihsanı o kişiye verir. 1. İhsan, gözlerdeki hicab-ı mesturenin alınması 2. İhsan, basar hassası üzerindeki gışavet adlı perdenin alınması 3. İhsan, kulaklardaki vakranın alınması 4. İhsan, semi hassasının üzerindeki mührün açılması 5. İhsan, kalbin mührünün açılması 6. İhsan, kalpteki ekinnetin alınması 7. İhsan, kalbe ihbat konması 8. İhsan, Allahın kalbe ulaşması 9. İhsan, kalbin nur kapısının Allaha çevrilmesi 10.İhsan, göğüsten kalbe nur yolunun açılması 11.İhsan, 11/1 kalbe Allahın nurlarının girmeye başlaması 11/2 %2 Rahmet nuru ile huşûya ulaşılması 12.İhsan, Hacet namazının kılınması neticesinde Allahın bizlere mürşidimizi göstermesi.
Aziz kardeşlerimiz ; Yaşarken Allaha ulaşmayı dileyerek, Allahın âyetleri kendilerine tilâvet edildiği zaman ders alan bu insanlar, ilk 2 yedili basamakta bulunur. Birinci yedili basamak ; Âmenû olma basamağıdır. Bu basamakta kişi, Allaha yaşarken ulaşmayı diler. Ve Allahû Tealâ o kişiye 12 tane ihsanı verir. İkinci yedili basamak ; Islâh edici amellere başlamaktır. Nefsin ıslâhı, kalp ile ilişkilidir. Onun için Rabbimiz buyuruyor:
10/YUNUS-57: Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mevızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmeten lil muminîn(muminîne). Ey insanlar, size Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve müminlere hidayet ve rahmet gelmiştir! Aziz kardeşlerimiz ; Herkesin nefsi başlangıç noktasında hastadır. Hasta olan nefsin şifaya kavuşması, nefs tezkiyesi ve tasfiyesiyle tahakkuk eder. Bu da ıslâh edici amelin kalpte gerçekleştirilmesiyle oluşur. Islâh edici amellerin başlaması 7 tane kalp şartının oluşmasıyla oluşur. 1 kalpteki ekinnet alınır 2 kalbe ihbat konur 3 kalp Allaha döner 4 kalbe giden rahmet (nur)yolu açılır 5 kalbin üzerindeki mühür açılır. 6 kalpteki küfür dışarıya alınır.. 7 kalbe iman yazılır Kişi mürşidine tâbî olduğu zaman Allahın verdiği 7 tane nimet ten bir tanesi de, o kişinin kalbine imanın yazılmasıdır. Ve Kurânın, kalbine iman yazılanlar için hidayet ve rahmet olduğunu Rabbimiz bu âyet-i kerime de açıklıyor. Hadislerin bu âyetlerle çok alâkası vardır. Hadis-i şerifin birinci kısmıyla Yunus Suresinin 57. âyet-i kerimesi bir birine alâkalıdır.
Aziz kardeşlerimiz ; Âyetlerin tilâvetiyle kişi gerekli dersi alır. Gerçekten nefsinin hasta olduğunun idrakine varır. Kişi, mutsuzluğunun ve huzursuzluğunun tek müsebbibinin kendi nefsi olduğunu idrak eder. Bundan kurtulmak için nefs tezkiyesine başlamayı dilerse, o zaman bu kişi mutluluğa ulaşmayı garanti etmiş olur. Onun için ıslâh edici amellere başlamak 7 tane kalp şartının sahibi olmakla mümkündür. Lâkin mürşide tâbî olmadan da bu 7 tane kalp şartının sahibi olmak hiç kimseye müyesser olmaz.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. ne buyuruyor ? Kurân tilâvetle okunmuş sayılmaz. Yani bütünü okunmuş sayılmaz Kurânın birinci lafzi manası tilâvetle okunur. Ama lafzi manasının ötesinde Kurânın 7 tane de ruhu vardır. Ve bu 7 tane ruh, hidayet boyunca yaşanır. 28 basamağın ilk iki yedili, 14 basamağı Kurân âyetlerinin tilâvetiyle alâkalıdır. üçüncü yedili basamak nefs tezkiyesi ile alâkalıdır. Sonraki yedili basamak, Kurânın ruhuyla, hidayetle okunan kısmını ifade eder. Hidayetle okunan Kurânın 7 tane ruhtan ibaret olduğunu Nebiler Sultanı s.a.v. bizlere açıklıyor. Ve bu sebeple asıl olan Kurânın ruhunu okumaktır. Ruhuna inmektir buyuruyor.
Aziz kardeşlerimiz ; Kişi mürşidine tâbî olduğu zaman 12 tane ihsanın ötesinde Allahû Tealâdan 7 tane de nimet alır. 1. Nimet, Devrin imamının ruhu o kişinin başının üzerine gelir yerleşir. 2. Nimet, Kalbe iman yazılır. 3. Nimet, Günahların sevaba çevrilmesi ve sevapların 1e 10dan 1e 700e çıkarılması 4. Nimet, Ruhun Allaha doğru yola çıkması 5. Nimet, Nefs tezkiyesinin başlaması. 6. Nimet, Fizik vücudun nefs açısından şeytana kul olmaktan kurtulmaya ve Allaha kul olmaya başlaması. 7. Nimet, İradenin güçlenmeye başlaması.
İşte bu 7 nimetten üçü: 1- Ruhumuzun bizden ayrılıp sırat-ı müstakime ulaşması ruhun hidayete başlaması, Allaha doğru yola çıkmasıdır. 2 Nefsimizin nefs tezkiyesine başlaması, nefsin hidayete başlamasıdır. 3 Fizik bedenimizin şeytana kul olmaktan kurtulup, Allaha kul olmaya başlaması, fizik bedenimizin hidayetidir.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın bizlere bahşettiği bu üç vücut, mürşidimize tâbî olduğumuz 14. basamakta, aynı anda hidayete başlar. Hidayete başlamanın ilki ruhun Allaha teslimidir. 7 tezkiye kademesini gerçekleştirdiğimiz zaman (emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radiye, mardiyye ve tezkiye, bunların hepsi ıslâh edici amellerin yani Allahın zikrinin yapılması ve artırılması ile) kalbimize her tezkiye kademesinde ulaşan %7 nur artışı, bizleri nefs tezkiyesine ulaştırır. Her nefs tezkiyesine paralel, ruhumuz da bir gök katı yükselir. Sonunda 7. gök katında 7 alemi geçtikten sonra Yoklukta ruhumuz Allahın Zatına ulaşır. Ve Allahın Zatında ifna olur. İşte bu ruhumuzun hidayetini tamamlamasıdır. Velayet kademelerinin ilki olan fenâ kademesinde Kurânın birinci ruhuna girilir. Buna paralel kişinin kalbindeki nur miktarı %51den %61e çıkar. Beka kademesinde kişi zikrini artıracak, o kişinin kalbindeki nur oranı %10 daha artacak, kalp nuru %61den %71e ulaştığı zaman Allahû Tealâ İndi İlâhide ona altından bir taht ihsan edecektir. Onun ruhu, Allahın kendisine ihsan ettiği tahtta hep yer alacaktır. Bu kişi artık beka kademesindedir. Ve bu kademede kişi Kurânın ikinci ruhuna girer. Kişinin zikrini artırarak kalbindeki nurlar %81e ulaştığı zaman o kişi zühd kademesine ulaşacak Ve zühd kademesinde olmak, o kişinin dünyaya rağbet etmemesi, onun yerine Allahın zikrine rağbet etmesi demektir. Çünkü kalbi %81 nurlanan bir insan, günün 24 saatinin 12 saatinden daha fazlasını Allahın zikriyle geçirebilen bir insandır. Zikrini artırdığı zaman kişi teslim kademesine gelecek ve kalbindeki nur miktarını %91e ulaştıracaktır. Ve kalbinde %9 karanlık olmasına rağmen fizik bedeninin kumandanı olan akıl, nefsten gelen talepleri reddederek, sürekli ruhtan gelen talepleri vücut ülkesinde tatbik etmek suretiyle teslimiyetini ispat edecektir. Böylece o fizik beden, Allahın bütün emirlerini yapabilen, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen, yapmayan bir yapıya ulaşmıştır. Artık fizik beden şeytana kul olmaktan kurtulmuş, Allaha kul olmuş ve fizik bedende hidayete ermiştir.
Aziz kardeşlerimiz ; 22. basamakta ruhun hidayeti, 25. basamakta fizik bedenin hidayeti gerçekleşti. Bundan sonraki kademe daimî zikirdir. Ulûl elbab kademesinde daimi zikre ulaştığı zaman o kişinin kalbi % 100 nurlanır. Afetlerin yerine hasletler, fazilet adı altında gelip yerleşir. Ve o kişiye Allahû Tealâ zemin katın, ana dergâhın, devrin imamının dergâhının sırlarını gösterir. Ondan sonraki 2. hikmet kademesinde kişi nefsini de Allaha teslim eder. Nefsini Allaha teslim edip, daimi zikre ulaşan bu kişiye Allahû Tealâ 7 tane gök katı,7. gök katında 7 tane âlemini bir, bir gösterir. Varlıklar âleminin son noktası olan Sidret-ül Müntehayı da Allahû Tealâ kendisine gösterdiği zaman, kişi İhlâs kademesini bitirmiştir. Allahû Tealâ tarafından Tövbe-i Nasuha davet edilir. Artık kişinin irşada ulaşmak üzere kalbi müzeyyen olmuştur. İrşada ulaşan kişi, kalbinin müzeyyen olması sebebiyle iradesini Allaha bağlamak ister. Bu talep, Allah tarafından kabul görür ve o kişi iradesini de Allaha teslim eder. İradenin teslimiyle Kurânın yedinci ruhu da tamamlanmış olur. Geldik, Nebiler Sultanı s.a.v.in hadis-i şerifte bize ulaştırmak istediği mesaja. Mesaj, Kurânın bütününü kapsıyor. Yani diyor ki ; Siz Kurânı tilâvet ettiğiniz zaman, Kurânın bütünü okunmuş olmaz. Sadece ilk 14 basamağına girersiniz. Kurânın bütününden habersizsiniz. Asıl Kurân, hidayetle okunur. Kişi ruhun hidayetini gerçekleştirdikten sonra velâyet kademesinin ilkinde birinci ruha başlar. Fizik bedenin hidayeti ile dördüncü ruha, nefsin hidayeti ile altıncı ruha ve iradenin hidayeti ile de yedinci ruha girersiniz. Zaten, Kurân-ı Kerimin bütünü bir lafzî mânâ ve 7 tane ruhtan ibarettir. Kısacası diyoruz ki; Kurân tilâvetle değil hidayetle okunur. Kurân satırdan değil sadırdan okunur. Çünkü Kurân kalbe inmiştir, kalpten okunur. Aziz kardeşlerimiz ; Rabbimize sonsuz hamd eder, şükrederiz ki, Efendimiz, Huzur Namazının İmamı, Hidayet çağının Lideri MEHDİ a.s. Kurânın bu lafzî mânâsı ve 7 ruhunu bizlere aktarmakla, öğretmekle, yaşatmakla vazifeli kılınmıştır.
Bu sonsuz nimete bizleri ulaştırdığı için Rabbimize sonsuz hamd eder, şükrederiz.
Dileyen herkesin Allahın kendisi için vaaz ettiği Kurânın lafzî mânâsı ve 7 tane ruhuna Allahın kendisini ulaştırmasını Efendimizin Himmetiyle Rabbimizden dileyerek bu Hadis-i Şerif sohbetimize de burada son veriyoruz.
Sizleri çok ama pek çok seviyoruz.
Sevgi ve saygılarımızla,
Allah Razı Olsun
YAŞAR COŞKUN ARAŞTIRMACI YAZAR Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05 Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com
|
|
|
|||||||||||||