Sorular ve Cevaplar  
line decor

  

line decor
 
 
 
 

 
 
 
 
 

SORU : Cezbe nedir?

 

CEVAP : Aziz kardeşimiz,

Cezbe, Allah’ın verdiği bir işarettir. Îmân, gaybî îmân ve tahkiki îmân olarak temelde ikiye ayrılır.

Tahkiki îmân, kendi açısından kademeler gösterir.

Gaybi îmân, Allah’a gaypte îmân etmektir. (Allah’tan hiçbir işaret almaksızın îmân etmektir)

Tahkiki îmân, Allah’ın varlığını Allah’ın size gönderdiği ve sizde tatbik ettiği işaretlerle kesinleştirmek demektir.

 

Cezbe, Allah’ın verdiği bir ni’mettir.

14 asır evvel, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Hira dağındaki Nur mağarasında her sene 30 ya da 40 gün kalırdı. Ve sadece yanına kuru ekmekle su alırdı.

Bu süre içerisinde başka bir şey yemezdi. Ve daima yalnız kalmayı tercih ederdi.

40 yaşına bastığı yıl, o mağarada Allah’ı düşünürken, Cebrail (A.S) mağarada göründü. İnsan hüviyetinde temessül etmişti. Bembeyaz elbiselerin içinde idi.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’e bir adım attı ve dedi ki:

-        İkra’ (oku!)

Peygamber Efendimiz (S.A.V) biliyorsunuz, ümmi idi.

      -Ben okuma-yazma bilmiyorum, deyince Cebrail (A.S) bir adım daha attı ve yine:

-İkra’! (oku!) dedi.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) yine:

-Ben okuma-yazma bilmiyorum, dedi.  

Cebrail (A.S) buna da aldırmadan 3. adımda Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e ulaştı, sımsıkı kollarıyla onu kucaklayarak:

-        İkra’ biismi rabbike! (Rabbinin İsmiyle oku!) dedi.

Bunu söylediği an Allahû Tealâ’dan cezbe geldi. Cezbe, Allahû Tealâ’dan gelen bir cereyandır.

Nasıl geldiğini hiç kimse bilmez. Ama Allah’tan gelir ve kişiye ulaştığı anda onu şiddetle sarsar.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’in mürşidi Cebrail (A.S) idi. Başka bir mürşidi yoktu.

Allahû Tealâ, bütün peygamberlere mürşid olarak Cebrail (A.S)’ı göndermiştir.

Ve Cebrail (A.S) Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e cezbe verdikten sonra Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah’tan sık sık cezbe almaya başladı. Bir süre sonra da sahâbenin büyük kısmı cezbelendi.

Peki, cezbe ne demek?

Allah’tan gelen o cereyanı hissettiğiniz zaman, göreceksiniz ki, sizin hiçbir dahliniz yok iken, bir bilmediğiniz kuvvet sizi şiddetle sarsıyor.

Allahû Tealâ size böylece varlığını ispat ediyor. “Ben varım” diyor. (Tahkiki îmânın birinci safhası) kalp gözünüz açıldığı zaman ikinci safhasındasınız. Kalp kulağınız açıldığı zaman, üçüncü safhasınasınız.  Bazen ikisi birden açılır. O zaman Allah’ın gösterdiklerini görerek; bütün âlemleri görerek ve o âlemler konusunda Allah’ın hem söylediklerini işiterek, hem de işaret ettiği âyetleri kontrol ederek tahkiki îmânınız ikinci ve üçüncü boyutlara ulaşır.

Daha ötesi daimî zikirden sonra iradenizi Allah’a teslim ettiğiniz zaman, Allah’ın Zatı’nı da görmeniz mümkün olur.

O zaman şu dünyadaki en nadir mutlu insanlardan birisi olursunuz.

Allah’ın Zatı’nı gören birisi…

Bu tahkiki îmânın son safhasıdır.

Cezbe, bütün sahâbe arasında yayılmıştı. Sahâbenin çoğu cezbeli idi.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’den 30 sene sonra Hz. Ali (R.A), hilâfet makamının sahibi oldu.

Ve sahâbeye şöyle söyledi.

“Ey benim aziz kardeşlerim! Size ne oldu böyle? Ben bu caminin tavanının sizin cezbenizden sarsıldığını bilirim.” diyor.

Bugün camilerde tek tük de olsa duyduğumuzda nereden geliyor o ses diye cemaat dönüp bakıyor; kim bu meczûb, diyorlar.

Neyse biz konumuzdan çıkmayalım ve bir de cezbenin geçtiği âyetleri verelim:

 

22/HACC-35: Ellezîne izâ zukirallâhu vecilet kulûbuhum vas sâbirîne alâ mâ esâbehum vel mukîmis salâti ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne).

Onlar, Allah’ı zikrettikleri zaman kalpleri titreyenlerdir (Allah’tan gelen bir cereyanla kalpleri ve vücutları sarsılanlardır). Onlara isabet edenlere (musîbetlere) sabredenlerdir ve salâtı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden infâk ederler.

 

39/ZUMER-23: Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâh(zikrillâhi), zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin)

Allah, ihdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (rahmet-fazl ve rahmet-salâvât), Kitab’a müteşabih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah’ın dilediğini onunla doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa, artık ona yol gösteren olmaz.

 

8/ENFÂL-2: İnnemel mu'minûnellezîne izâ zukirallâhu vecilet kulûbuhum ve izâ tuliyet aleyhim âyâtuhu zâdethum îmânen ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).

Gerçek mü’minler onlardır ki; Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer (cezbelenir). Ve onlara Allah’ın âyetleri okunduğu zaman onların îmânlarını arttırır ve Rab’lerine tevekkül ederler.

 

Allah Razı Olsun…   

 

   YAŞAR COŞKUN

 ARAŞTIRMACI YAZAR

Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05

Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com