Sorular ve Cevaplar  
line decor

  

line decor
 
 
 
 

 
 
 
 
 

 

 

SORU : Kur’ân-ı Kerim tefsirinin ulûl’elbab kullarla olan bağlantısı nedir?

 

CEVAP : Aziz kardeşimiz ;

Ulûl’elbab kullar (lubblerin sahipleri) kimdir?

 

Allahû Tealâ buyuruyor:

3/AL-İ İMRAN-190: İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı).

Hiç şüphesiz; göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, elbette ulûl’elbab için nice deliller vardır.

      3/AL-İ İMRAN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).

O (Ulûl’elbab) ki; (lübblerin, Allah’ın sır hazinelerinin sahipleri), onlar ayakta iken, otururken ve yan üstü yatarken (hep) Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler. (Ve derler ki): “Ey Rabbimiz! Sen, bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Seni tespih (tenzih) ederiz. Bizi, ateşin azabından koru.”

 

       Daimî zikrin sahipleri, nefslerinin kalbi tamamen aklanmış olanlardır. Hiç afet kalmayanlardır. Bu sebeple Allahû Tealâ’nın kalp gözlerini, kalp kulaklarını açtığı kişilerdir. Ve de Allah ile devamlı tezekkür halinde olan kişilerdir.

Aynı zamanda hayrın sahibi olan ve hikmet ehli olan kişilerdir.

Bu sebeple Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim tefsiri görevini ulûl’elbab kullarına vermiştir. (Kur’ân-ı Kerim meâl’inden bahsetmiyoruz. Meal’i aklı başında olan herkes yazıyor, hele de günümüzde!...)

 

3/ÂLİ İMRÂN-7: Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmellezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlih(te’vîlihi), ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).

O (Allah) ki; Kitab’ı, sana O indirdi. O’ndan bir kısmı muhkem (mânâsı açık, yorum götürmez, şüphe kabul etmez) âyetlerdir ki; bunlar, (Levh-i Mahfuz’daki) Ümmu’l-kitapta (yer alan açık ve kesin âyetler)dir. Diğerleri ise müteşabih (mânâsı kapalı, açıklama isteyen) âyetlerdir. Kalplerinde eğrilik (ve döneklik) bulunanlar, fitne çıkarmak ve (kendi yararına uygun) tevîlde (yorumda) bulunmak istedikleri için o (Kitab’)ın müteşabih olan kısmına uyarlar. Halbuki onların tevîlini, kimse bilmez ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olan rasihun (rüsuh sahipleri) ise derler ki: “O’na îmân ettik, hepsi de Rabbimiz katından (indirilme)dir.” Bunu kimse tezekkür edemez ancak ulûl’elbab tezekkür edebilir.

 

Aziz kardeşimiz ;

Meal yazan bir çok müftü ve profesöre âyetin son cümlesini soruyoruz; 25 kadar Kur’ân-ı Kerim meallerinde aynı cümle var: “Akıl sahiplerinden başkası iyice düşünmezler” diye çevirmişler.

 

“Tefekkür, düşünmek; tezekkür, karşılıklı konuşmak, müzakere etmek değil mi?” diyoruz. Boş boş yüzümüze bakıyorlar. Evet, onların bilgisi o kadar.

 

Allah Razı Olsun…

 

   YAŞAR COŞKUN

 ARAŞTIRMACI YAZAR

Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05

Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com