![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sorular ve Cevaplar | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
SORU: Allahı zikretmek şifadır. İnsanlardan bahsetmek hastalıktır. hadis-i şerifini açıklar mısınız?
CEVAP : Aziz kardeşimiz ; Allahû Tealâ, insanlardan bahsetmenizi, birbirinizi birbirinize çekiştirmenizi hoş karşılamıyor. Allahtan bahsetmenizi istiyor. Bahis konusu olan ALLAH olmalıdır. Bu standartlarda Allahû Tealâyı en güzel ölçüde dilinize hep pelesenk edin, hep bahsettiğiniz şey, O olsun. Başkalarının davranışından bahsederken, onların güzel yönlerini etrafınızdaki insanlara ulaştırmaya çalışın. Başkalarından söz ederken, sadece Allah yolunda yaptıkları fedakârlıkları anlatın. Allah yolundaki bu güzelliği başarmaları üzerine, Allahın emrettiği istikamette, başkalarına örnek olacak bir davranışı tahakkuk ettirdikleri taktirde anlatın.
Aziz kardeşimiz; Olay çok belli: Sadece bu taktirde insanlardan bahsetmeniz uygun görülüyor. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)den bahsetmek, her zaman insanlardan bahsetmenin güzel olan tarafıdır. Allahtan bahsetmek de, güzellerin en güzelini yapmaktır. Başka insanlardan bahsetmek güzel değildir. Allahû Tealâ, onu istemiyor. Acaba ne yaparız da, böyle bir dizaynı tahakkuk ettirebiliriz? İşte bu hususa dikkatle bakın: Hep Allahtan bahsetmelisiniz. Peygamber Efendimiz (S.A.V)den bahsetmelisiniz. Başka insanlardan bahsetmeyi gerekli görüyorsanız, Allah yolunda bir güzelliği yaşayan ve yaşatan insanlardan bahsetmelisiniz. Böylece daire tamamlanır. Oysa ki, ne yapılıyor? Herkes birbirini başkalarına çekiştiriyor. Mânâsı, çekiştirdiği kişi kendisinden yana olsun da, diğerine karşı çıksın diye.
Aziz kardeşimiz ; Bu çok ciddi bir hatadır. Allahın emrettiği şey bu değildir. Allah, Kendisinden bahsedilmesini ister. Onun için Peygamber Efendimiz (S.A.V): Allahı zikretmek şifadır; ama insanlardan bahsetmek hastalıktır diyor. Hastalık insana kaybettirir; şifa, kazandırır. Dikkat edin ki; Peygamber Efendimiz (S.A.V) vücudun her hangi bir yerinden bahsetmiyor. Bu hastalık ve şifa; kalplerdeki hastalık, kalplerdeki şifadır. Unutmayın, Allahû Tealâ Kurân-ı Kerim için: O, göğüslerinizin içinde olana, kalbinizde olana bir şifadır. diyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) böyle bir dizaynla neyi oluşturmak istiyor? Çok basit. Kalbinizin nurlanması için kalbinize şifa verecek olan şey, Allahtan bahsetmektir, güzellikleri yaşamanızdır.
Allahû Tealâ buyuruyor: 39/ZUMER-45: Ve izâ zukirallâhu vahdehuşmeezzet kulûbullezîne lâ yuminûne bil âhıreh(âhıreti), ve izâ zukirellezîne min dûnihi izâ hum yestebşirûn(yestebşirûne). Ve Allahın vahdaniyeti (Tekliği) zikredildiği zaman, ahirete (Allaha ulaşmaya) îmân etmeyenlerin kalpleri nefretle ürperir. Ondan (Allahtan) başkası zikredildiği zaman onlar sevinirler.
Allahın tekliği zikredildiği zaman, sadece Allah zikredildiği zaman, o insanların kalbi öfke ile kabarır. Allahtan başkası zikredildiği zaman, onlar sevince kapılırlar. Burada insanların dikkatle bakması lâzım gelen bir müessese var. Sizler, Allah yolunda olanlar, Allahtan bahsedilince kalpleriniz ferahlanır. Allah yolunda olmayanlar için ise, Allahtan bahsedildiğinde kalplerin ferahlanması söz konusu değildir. Eğer kişinin gözlerindeki hicab-ı mesture alınmışsa, kulaklarındaki vakra alınmışsa, kalbindeki ekinnet alınmışsa, Allahtan bahsedildiği zaman, o kişinin kalbi ferahlar. İnsanlardan bahsedildiği zaman sıkışır, insanlar onun bulunduğu bir toplumda zemmedildiği zaman, onların kalbi huzursuz olur.
İki grup insan birbirinin zıddıdır: Allaha yaşarken kalben ulaşmayı dileyenler ve dilemeyenler Allaha yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyenlerin, Allahtan bahsedildiğinde kalpleri kararır, huzursuzluk duyarlar, öfkeye kapılırlar.
17/İSRA-45: Ve izâ karatel kurâne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yuminûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren). Sen Kurânı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allaha ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk). 17/İSRA-46: Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kurâni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren). Onu (Kurânı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kurânda Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.
Aziz kardeşimiz , Allahû Tealâ, kalplerinde ekinnet olan bu insanların Allaha yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyenler olduğunu söylüyor. Allaha yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyenler, Allaha mülâki olma gününe, ahiret gününe, ahirete (insan ruhunun ölmeden evvel Allaha ulaşmasına) inanmayanlardır.
Aziz kardeşimiz ; Muhteva açık ve kesin olarak görülüyor ki, Allah zikredildiğinde, kalpleri huşûyla, sevinçle, huzurla kabaranlar ile, Allah zikredildiğinde kalpleri öfkeyle kabaranlar olmak üzere iki türlü insan vardır. Onun için Peygamber Efendimiz (S.A.V): Allahtan bahsetmek, Allahı zikretmek şifadır. İnsanlardan bahsetmek hastalıktır diyor. Kalpleri şifa bulanlar için Allahtan bahsetmek zevktir, Allahtan bahsedenleri dinlemek de bir zevktir. Kalpleri şifayla dolanlar için insanlardan bahsetmek, bir iç huzursuzluğuna sebebiyet verir. Allahtan bahsetmek gibi hiçbir zaman olmaz. Allah Razı Olsun
YAŞAR COŞKUN ARAŞTIRMACI YAZAR Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05 Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com
|
|
|
|||||||||||||