Sorular ve Cevaplar  
line decor

  

line decor
 
 
 
 

 
 
 
 
 

SORU : Kur’ân-ı Kerim’in bir hidayet ve rahmet oluşu hangi anlama gelmektedir?

 

CEVAP : Allahû Tealâ buyuruyor:

 

12/YÛSUF-111: Lekad kâne fî kasasıhim ibretun li ûlîl elbâb(elbâbi), mâ kâne hadîsen yufterâ ve lâkin tasdîkallezî beyne yedeyhi ve tafsîle kulli şey’in ve huden ve rahmeten li kavmin yu’minûn(yu’minûne).

Andolsun ki; onların kıssalarında ulûl'elbab için (sır sahipleri için) bir ibret vardır. Uydurulan bir söz değildir ve lâkin onların ellerindekini tasdik eder ve her şeyi ayrı ayrı açıklar. Mü’min kavim için bir hidayet ve rahmettir.

 

Aziz kardeşimiz ;

Kimdir mü’min?

Şeytan, “Allah’a inanan mü’mindir” diyor.

Ama bunun doğru olmadığını görüyoruz. Allah’a inanmak, mü’min olmak için yetmez.

Allah’a inananların sayısı her devirde %90’dan fazladır, her devirde de insanların %90’dan fazlası, yanlış bilgilendirildikleri için, cehenneme gidecektir.

Mü’minlerden oluşan bir toplum için Kur’ân-ı Kerim, hidayet ve rahmettir.

Burada mü’min kavramıyla hidayet ve rahmet beraberce ifade edilmiştir. Muhteşem bir dizaynda Allahû Tealâ konuyu açıklamıştır.

Mü’min, Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dileyendir. Kim Allah’a ulaşmayı kalben dilerse, sadece o, Allah’ın Rahîm esmasından istifade eder.

 

12/YUSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Çünkü nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye edendir).

 

 

2/BAKARA-105: Mâ yeveddullezîne keferû min ehlil kitâbi ve lel muşrikîne en yunezzele aleykum min hayrin min rabbikum vallâhu yahtassu bi rahmetihî men yeşâu, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ehli kitaptan kâfir olanlar ve müşrikler, Rabbinizden sizin üzerinize hayırdan (rahmet ve fazl) indirilmesini sevmezler (istemezler). Ve Allah, rahmetini dilediği kimseye tahsis eder. Ve Allah, fazlu’l-azîmin sahibidir.

 

Sadece mü’minler topluluğu, rahmete (Allah’ın Rahîm esmasına) muhataptır.

“Rahmetim mü’minler içindir” diyor, Allahû Tealâ.

Kim yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dilerse, dilediği anda mü’min olmuştur. Bu kişi zaten Allah’a inanıyordu; ama mü’min sayılmıyordu. Allah’a kalben ulaşmayı dilediği an, rahmet (Allah’ın Rahîm esması) üzerine tecelli edeceği için, rahmet o noktadan sonra onun üzerinde olacaktır, o mü’mindir artık.

Hidayete adım attığınız nokta, Allah’a kalben ulaşmayı dilediğiniz noktadır.

Hidayetin 7 safhasından birincisindesiniz.

Mü’min olmanın 7 safhasından birincisindesiniz.

Takva sahibi olmanın birinci safhasındasınız. Hepsinin, 7 ayrı cepheden birinci safhasındasınız; Allah’a kalben ulaşmayı dilediğiniz için.

Bu noktadan itibaren hidayet üzeresiniz.

Hidayete ermeyi dilediğiniz için artık siz hidayet üzeresiniz.

Allahû Tealâ’nın Yusuf-111’de söylediği şey, Kur’ân-ı Kerim’in mü’min bir kavim için hidayet ve rahmet olmasıdır.

Ve Allahû Tealâ’nın daha evvel indirdiği bütün mukaddes kitaplar da aynı hususları içermektedir.

 

Allah Razı Olsun...    

 

   YAŞAR COŞKUN

 ARAŞTIRMACI YAZAR

Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05

Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com