![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sorular ve Cevaplar | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
SORU : Huzur Namazının İmamı, insanlara ne öğretmekle vazifelidir? Diğer kavimlerdeki resûllerden farkı nedir?
CEVAP : Aziz kardeşimiz ; Allahû Tealâ buyuruyor:
75/KIYAME-19: Summe inne aleynâ beyânehu. Sonra Onun beyanı (açıklaması) muhakkak ki Bize aittir.
2/BAKARA-151: Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû talemûn(talemûne). Nitekim size içinizde (görev yapmak üzere) sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki; âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye etsin, size kitap ve hikmet öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Aziz kardeşimiz ; 1. görev, size Allahın âyetlerini okusun ve anlatsın diye. 2. görev, sizin nefsinizi tezkiye etsin diye. 3. görev, size kitap öğretsin diye. 4. görev, size hikmet öğretsin diye. 5. görev, Ve size hikmetin ötesinde sizin bilmediğiniz şeyleri öğretsin diye.
Şimdi Allahû Tealânın her şeyi bildiği kesin:
Allâhu kulli şeyin alîm. Allah her şeyi bilir.
Her şeyi bilen Allahû Tealâ, elbette bir gün Kurân-ı Kerimin unutulacağını da biliyordu. Bu âyet de onunla alâkalı:
25/FURKAN-30: Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kurâne mehcûrâ(mehcûran). Ve resûl: Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kurândan ayrıldı (Kurânı terk etti). dedi.
Aziz kardeşimiz ; Allahû Tealâ son derece net olarak hükümlerini koymuş, Kurân-ı Kerimde. O, Ya Rabbi, benim kavmim Kurân-ı unuttu diyen Allahû Tealânın Resûlü, Devrin İmamıdır.
Ne yapacak? Allahın Kendisine öğrettiği Kurân-ı açıklayacak. Açıklamakla vazifeli. Niçin vazifeli? Çünkü, Allahû Tealâ, Sonra, yani senden sonra Kurân-ı beyan etmek Bizim işimiz diyor. Kim vasıtasıyla beyan edecek? Devrin İmamı vasıtasıyla beyan edecek.
Her devirde imamlar, bütün kavimlerdeki resûllerden bir tanesidir. İnsanlık tarihi boyunca hep böyle olmuştur. Bu resûllerden bir kısmı ise, aynı zamanda nebîdir. Ve son nebî (peygamber), Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)dir ve sırayla her devirdeki Huzur Namazının imamı aynı şeyleri açıklayacaktır ve ne yazık ki, her devirde dünyadaki insanlardan pek azı Ona inanacaktır. Dünya nüfusunun tamamı ile kıyas edildiğinde, hiçbir zaman (inananların sayısı) %10u aşmamıştır bu rakam.
Öyleyse, Huzur Namazının İmamının neyi öğretmesi lâzım? Kurân hakikatlerini öğretmesi lâzım. İslâmın dizaynı içerisindeki 7 safhayı ifade etmesi lâzım. Kâinatın tek dînini, hanif dînini açıklaması lâzım. Bunun Arapça adının, İslâm olduğunu açıklaması lâzım.
7 safhayı devreye aldığımız zaman; 1. safhada, 14. basamağa kadar Allahın âyetlerini öğretmesi lâzım. 2. safhada, 14. basamaktan 21. basamağa kadar nefs tezkiyesi; 22,23,24 ve 25. basamaklarda, Kitapın ruhunu giderek daha üst bir seviyede öğretmesi. (İlmel-yakînin daha ötesine geçmiş ama aynel-yakîne varamamış. İkisi arasında bir köprüdedir bunları öğrenen kişi). 26,27,28. basamağın, 4. kademesi hikmeti öğrenmesi ve 28. basamağın 5. kademesi hikmetin ötesi. İşte böyle bir dizayn söz konusudur. Bu dizayn, Kurân-ı Kerimde anlatılmaktadır. Bütün sahâbenin bunların hepsini yaşadığına dair kesin işaretler taşıyor Kurân-ı Kerim. Ve işte yeise düştüğümüz, umutsuzluğa düştüğümüz, hüznünü yaşadığımız konu, insanların çok büyük bölümünün (%90dan fazlasının) cehenneme gideceği, bu istikamette kesin olmasına rağmen, hâlâ yanlış şeyleri öğrendiklerini fark edemeyerek, kendilerini kurtarması mümkün olmayacak şeyleri doğru zannetmeleri, onlara bel bağlamalarıdır.
Allahû Tealâ açık açık söylüyor: Resûl dedi ki: Benim kavmim Kurânı terk etti. Bu devirden bahsediyor, aziz kardeşim.
Allahû Tealâ diyor ki, Kurân-ı Kerimin sonraki beyanı Bize ait bir şeydir. Yani: Sana bu kitabı indiriyoruz. Senden sonra da Biz, Onu açıklamaya devam edeceğiz. diyor. Kim vasıtasıyla devam edecek? Her devirde, Devrin İmamı mutlaka var olacak. Onlar vasıtasıyla devam edecek, Allahû Tealânın öğretisi. Şeytan, insanları Allahın emrinin dışına çıkarmaya çalışacak ve bunu başarıyla uygulayacak, kıyâmete kadar.
İnsanların %90dan fazlasını hep o ele geçirmiş olacak; ama Allahın dostları da, Kurân hakikatlerini her devirde açıklamaya devam edecekler. Kim akl-ı selimle konuya yaklaşırsa, doğruları sezerse ve tatbik alanına koymaya çalışırsa, bir başka ifadeyle eğer Allaha, yaşarken kalben ulaşmayı dilerse, dilediği anda bu mesele onun için tamamlanmıştır. O kişi, mutlak olarak kurtuluşa ulaşmıştır.
Öyleyse, Huzur Namazının İmamının Bakara 151de açıklanan görevlerle bir ilişkisi, tam bir illiyet rabıtası vardır. Onu açıklamak Bize ait bir iştir dediği zaman, neyi açıklamak? O 5 safhayı, 5 ayrı gelişmeyi
Allahın âyetlerinin tilâveti 2 safha içerir. Âmenûlar takvası ve müminler takvası. Nefsin tezkiyesi 1 safhayı içerir, evvab takvaya ulaştırır kişiyi. Kitabın öğretilmesi, kişiyi fizik vücudun teslimine ulaştırır. Ve hikmetin öğretilmesi, Ulûlelbab ve ihlâs makamlarını içerir. Salâh makamının da 4 kademesi yine nefsin Allaha teslimiyle ilişkili ve ahsen takvayı ve azîm takvayı içerir. Sonunda da bihakkın takvaya da hakka tukâtihi takva veya hakkul-yakîn takvası bundan sonraki kademeyi içerir.
Huzur Namazının İmamı, 7 safhanın birden açıklanmasıyla görevlendirilmiştir. Ve bunu öğretmeye ve yaşatmaya vazifelidir. Hikmetin ötesi sadece Huzur Namazının İmamlarının görevidir. Öyleyse, velî resûllerin ve onların irşadla vazifelendirdiği kişilerin de Kurân-ı Kerimin tilâvetini yapabilecekleri açıktır. Allahû Tealâ Bakara 78de buyuruyor:
2/BAKARA-78: Ve minhum ummiyyûne lâ yalemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne). Onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allahın) Kitabını bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zannediyorlar.
Bu âyet, bize irşadla vazifeli kılınanlardan, emaniyyeye tâbî olan bütün insanların durumunu yansıtıyor. İrşadla insanların vazifelendirdiği bütün insanlardan, Kurân-ı Kerimin ruhunu öğrenmeyen bütün insanların durumu budur. Ne yazık ki realite budur. Onlar, Allaha ulaşmayı dilemezler. Onlar, mürşidi inkâr ederler. Peygamber Efendimiz (S.A.V) son mürşiddir, Ondan sonra mürşid yoktur derler. Allaha ulaşmayı dilemek de nereden çıktı, eski köye yeni adet derler. Hayattayken ruhun Allaha ulaşması zaten mümkün değildir. Çünkü ruh, insana hayat verir, ruhu aldığınız zaman insan ölür, sadece ölülerin ruhu Allaha ulaşabilir derler. Hiç kimse fizik vücudunu senin söylediğin şekilde Allaha teslim edemez derler. Hiç kimse nefsini de söylediğin şekilde teslim edemez derler. Neden diye sorduğumuz zaman da: İslâmın 5 şartı vardır. İslâm teslim demektir. Kim bu 5 şartı gerçekleştirirse o, İslâm olmuştur. Yani Allaha teslim olmuştur derler.
Mehdi (A.S)ın ciltler dolusu kitaplarını, 900den fazla kaset ve CDsini bu insanlar, hiçbir zaman dikkate almazlar, hep kuruntu içinde bir hayat geçirirler. Bakara 78de, Kurân öğrenmeyen bütün insanların durumu anlatılmaktadır. Onların işi, sadece emaniyyenin öğretilmesidir.
Allah Razı Olsun
YAŞAR COŞKUN ARAŞTIRMACI YAZAR Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05 Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com
|
|
|
|||||||||||||