![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sorular ve Cevaplar | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
SORU : Allahû Tealâ, Devrin İmamını vekil tayin ettiği zaman nasıl bir güven söz konusudur? Tevekkül ve vekil tayin etme nedir?
CEVAP : Aziz kardeşimiz ; Allahû Tealâ diyor ki: Allah yeryüzünü dilediğine miras bırakır. Miras, bir kişinin kendi elde etmediği, kendisine başka bir varlık tarafından kalan bir şeydir. Allahın tasarrufunda olan Devrin İmamına yeryüzü miras bırakılmıştır. Hayatta olduğu sürece mirasın sahibi Odur. Öldüğü zaman miras, yerine geçecek olan yeni vekile kalacaktır. Devrin İmamı, Huzur Namazının İmamı, bu görevine, nebî olsaydı, asaleten; resûl olsaydı, vekâleten, tayin edilecekti.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)den sonra artık bir peygamber gelmeyeceğine göre, olmayacağına göre, Onun devrinden sonra bütün Huzur Namazının imamları, resûldür ve hepsi de vekildir. Bu vekâlet veya asalet, Allahın onları vekil tayin etmesiyle aynı anlamda değildir. Yani resûller veya nebîlerin kim olursa olsun, hepsi Allahû Tealâ tarafından, Allahın yeryüzündeki temsilcilerine vekil tayin edilirler. Allahı yeryüzünde Allahın vekili olarak temsil ederler.
Öyleyse, tasarruf neyi gerektirir? Allahû Tealâ işaretlerini veriyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) için diyor ki: O kendiliğinden bir şey söylemez. Biz ne söyletirsek sadece onu söyler. Habibim, o kumu sen attığın zaman sen atmadın, Biz attık. Yani O, kendiliğinden bir şey yapmaz, Biz Ona yaptırırız.
Herkes görmüş ki taşı, kumu alan ve atan Peygamber Efendimiz (S.A.V) ama Allahû Tealâ; Sen atmadın, Biz attık diyor. Tasarruf altında Allah attırıyor Sana tâbî oldukları zaman, onların ellerinin üzerinde senin elin yerine Allahın eli vardı. Yani Allah, o sırada bütün vücuduna tecelli etmekteydi ve Allahın tasarrufuyla el öpme işlemi tahakkuk ediyor. Öyleyse, tasarruf müessesesi, sadece salâh makamının 7. ve son mertebesi olan tasarruftaki Devrin İmamına aittir. Öyleyse, Devrin İmamı, Allahı kendisine vekil tayin edenlerin en üstündeki kişidir. O, vekâleti bütün boyutlarıyla teslim etmiştir. Yani kim Allaha köle olmuşsa, iradesini Allaha teslim etmiş ve Allahın iradesine teslim olmuştur. Ancak tasarruf altındaki kişi, aklını da Allaha teslim etmiştir. Akıl, vücuda kumanda eden temel faktördür. Akıl, tasarruf altındaki kişinin vücuduna kumanda edemez. Ona kumanda eden Allahın iradesidir. Daha evvelki kademede iradesini Allaha teslim eden kişi, aynı durumda değildir. Allahû Tealâdan aldığı emri, vücudunda tatbik eden bir hüviyetin sahibidir. Allahın emirlerini yerine getirir. Kendi iradesi artık kullanılmaz. Allahın iradesi, ona yapılması lâzım gelenleri emreder, o da emirleri aynen uygular. Ama uygulayan kendisidir. Aklı vücuduna yine kumanda etmektedir. Allahtan emri alır, akıl vücuda kumanda ederek, emri uygulatır.
Tasarruf altındaki kişide, aklın vücuda kumanda etmesi söz konusu değildir. Kumanda eden, Allahın iradesidir. Ve Onun aklını Allah devreden çıkarmış, yerine Allah geçmiştir. Böyle bir dizaynda, Allahû Tealâ, onun için Onların, hakkı hiyarı, (ihtiyarı, seçim hakkı) yoktur diyor. Onlar diledikleri şeyi yapamazlar. Allah ne yaptırırsa onu yaparlar. Allah emredip yaptırır demiyor, çünkü, Allahû Tealâ: Sen atmadın, Biz attık diyor. Bizatihi Allahın yaptırdığı, Allahın söylettiği şeyler söz konusu.
İşte Devrin İmamı, Allahı vekil tayin etmiştir ve Allahı öyle bir vekâletle vekil tayin etmiştir ki, Allaha sığınmak suretiyle Allah, Ona bütün standartlarda kumanda etmektedir. Aklının fizik vücuduna kumandası yerine, Allahın, fizik vücuduna kumandası söz konusudur. Allah da Devrin İmamını vekil tayin etmiştir.
Allahın Onu vekil tayin etmesi nasıl bir işlem? İki vekâlet en üst seviyede karşı karşıyadır. Birisi Allahın sadece bir kulu, bir kölesi, bir esiri. Ama öteki, Allah. İradenin gerçek sahibi ve Kendi iradesiyle kumanda eden, Allah. Öyleyse, Allahın vekâleti, Allahın, Devrin İmamını vekil tayin etmesi demek, olayları onun vasıtasıyla oluşturması demektir. Dünya üzerinde bir fizik varlık, bir insan, Allahın kendisine verdiği görevleri adım adım gerçekleştirecektir. Ve Allahtan bu görevleri gerçekleştirirken mutlak olarak büyük yardımlar alacaktır. Ve O, bir insandır. Allaha köle olan, Allahın tasarrufuna giren, kendi iradesini ve aklını, fizik vücudu istikâmetinde kullanması mümkün olmayan, Onu kendisinden binlerce kat fazla seven, Allaha teslim olmuş birisi O, en çok seven de, Onu en güzel standartlarda yönetir.
Öyleyse, Allahın vekâleti, Allahın tasarruftaki kişiyi vekil tayin etmesi, dünya üzerinde gözle görülür, elle tutulur bir varlığı, bir insanı Allahın görevlendirmesidir. O başka insanlarla konuşabilir, başkalarına anlatabilir. Herkes Allahı işitemez ama, Allahın bir insana söylettiklerini herkes, O insandan işitir.
Öyleyse, Allahın burada tasarruftaki kişiye verdiği vekâlet, Onu Allah istikâmetinde, Allahın en büyük oranda kullanmasıdır. Her şeyi Allaha aittir. Sadece Allahın söylettiklerini söyleyebilir, sadece yaptırdıklarını yapabilir. Seçim hakkı yoktur ve O, bu noktaya kendi iradesiyle, isteyerek gelmiştir. Allaha teslim olmayı O, dizayn etmiştir.
Aziz kardeşimiz ; Allahın bütün güzellikleri hep sizler ve bizler için. Allahû Tealânın tasarrufunda olan kişi, Allahı en üst seviyede vekil tayin etmiştir. Öyle bir vekil tayin etmiştir ki, tam bir teslimiyetle vekâlet Diğer vekâletlerde; örneğin bir avukata vekâlet verirsiniz, sizinle olan davasında meselenizi çözmek için, vekâletinin sınırları vardır. Tasarruf altındaki kişinin vekâletinin sınırı yoktur. O, Allaha sonsuz olarak kendisini teslim etmiştir ve Allahın kendisini yönetmesi için, Allaha yüz üzerinden yüz vekâlet vermiştir. Allah da Onu tasarrufuna almış, Onu lâyık görmüş ve bütün emirlerini Onun iradesiyle gerçekleştirmesini tahakkuk ettirmiştir. Öyleyse, böyle bir ortamda bütün insanlar için ibret vardır. O, yeryüzünün varisidir ve mutlaka Allahû Tealâ tarafından göreve tayin edilmiştir.
Aziz kardeşimiz ; Burada kulun Rabbine vekâletiyle, Rabbin kuluna vekâleti en üst seviyede çakışmıştır. O, bir azatsız köledir. O, her şeyinden vazgeçmiş, her şeyiyle Allaha teslim olmuştur. Buna iradesi de, aklı da dahildir ve artık kendi aklı fizik vücuduna kumanda edemez. Allahû Tealâ ise Ona verdiği vekâletle, yeryüzünde insanların anlayabileceği şeyleri ifade eden bir vasıtayı, bütünüyle kontrolü altında bulundurur. O, kendini insanlara adamıştır. Söylediği sadece Allahın kitabındaki hakikatlerdir. Ve konuşturan Allahtır.
Allah Razı Olsun
YAŞAR COŞKUN ARAŞTIRMACI YAZAR Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05 Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com
|
|
|
|||||||||||||