Sorular ve Cevaplar  
line decor

  

line decor
 
 
 
 

 
 
 
 
 

SORU : Emaniyye nedir?

 

CEVAP : Bakara Suresi’nin 78. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ diyor ki: “Onlar kitabı bilmezler ve emaniyyeye uyarlar, sadece zanna tâbî olurlar.”

 

2/BAKARA-78: Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).

Onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zannediyorlar.

 

Acaba ne demek istiyor Allahû Tealâ?

Zan, hakikate hiçbir tesiri olmayan, sadece kişinin kendi kafasında hakikat zannettiği şeyi doğru kabul etmesi istikametindeki bir mefhumdur.

Allahû Tealâ tarafından indirilmiş, bugüne kadar yazılmış mukaddes kitaplar var. Aradan geçen binlerce yıl boyunca, iblis evvelkileri değiştirmeyi başarmış.

Ama 14 asır evvel inen Kur’ân-ı Kerim’i değiştirmeyi başaramamış, bu yetki iblise verilmemiştir.

 

15/HİCR-9: İnnâ nahnu nezzelnez zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).

Muhakkak ki; zikri (Kur'ân-ı Kerim’i) Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.

 

İşte şeytanın yapabileceği şey, sadece insanlara yalan söylemektir ve o yalanlarına insanları inandırmaya çalışmaktır.

Kıyâmet günü iblis, kendisiyle beraber cehenneme giren bütün insanlara şunu söylüyor: “Sizi ben hiçbir şeye zorlamadım; sizi davet ettim, siz kabul ettiniz. Bu yüzden cehennemdesiniz. Allah da size vaatte bulundu, ben de bulundum. Allah vaadini gerçekleştirdi, her zaman gerçekleştirir; ama ben şeytanım, vaadimi gerçekleştirmem. Bana kızmayın, nefsinize kızın”.

 

Allahû Tealâ Sebe Suresi’nde buyuruyor:

 

34/SEBE-21: Ve mâ kâne lehu aleyhim min sultânin illâ li naleme men yûminu bil âhireti mimmen huve minhâ fî şekk(şekkin), ve rabbuke alâ kulli şeyin hafîz(hafîzun).

 

Onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı (nüfuzu, tesiri) yoktu. Ahirete (hayatta iken ruhunu Allah’a ulaştırmaya) inanan kişi ile ondan (Allah’a ulaşmaktan) şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin her şeyi hıfzedendir (koruyan, gözeten).

 

“Şeytanın sizin üzerinizde hiçbir sultası, hiçbir yaptırım gücü yoktur”  diyor Allahû Tealâ. Sadece kandırmaya çalışır.

Kandırabildiklerini kontrolü altına almaya çalışır. Bilin ki iblis, şu kâinattaki en büyük düşmanınızdır. Ve onun yolundan gidenler, Allah’ı bırakıp da zulmanî ilimleri, şeytanın ilimlerini insanlara öğretmeye çalışanlar, Allah’ın dostları değildir.

 

Bu insanlar, bu zulmanî ilimleri öğretmeye çalışanlar, 8 tane uydu kanalından bugün bütün dünyaya hitap ediyorlar ve insanları şeytanın saflarında yer almaya davet ediyorlar.

İnsanları şeytanın kölesi yapmaya, hatta şeytana tapmaya davet ediyorlar. Allah’ı tanıyanlar elbette onların tuzaklarına düşmez, ama onların çağırdıkları o son merhaleden evvel iblis zaten bütün insanları Allah’ın yolundan saptırmıştır.

Yani emaniyye ilimle, insanları Allah’ın yolundan uzaklaştırmayı başarmıştır.

 

Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın farzlarını oluşturan, bütün devirlerdeki, bütün resûllerin ve onlara tâbî olanların hepsinin ve en son Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) ile beraber bütün sahâbenin yaşadığı 7 safha, 7 takva kademesi vardır. Bizimle Allah arasındaki manevî İslâm merdiveni olan 28 basamaklık bir dizayn içerisinde, 3. basamakta kim yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dilerse, âmenû olma noktasında bu takvaya âmenûlar takvasına ulaşmıştır. Bütün sahâbe buraya ulaşmışlardır.

 

14. basamakta, Allahû Tealâ’dan 12 ihsan alan, 12. ihsanla mürşidini tanıyan ve mürşidine ulaşan kişi mü’min olmuştur. (Değilse mü’min değildir.) Mü’minler takvasının sahibi olmuştur. Bütün sahâbe bu hedefe ulaşmışlardır.

Hepsi Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî olmuşlar, sadece tâbî olanlar “sahâbe” adını almış ve hepsinin kalbine Allah îmânı yazmış, mü’min olmuşlardır.

 

21. basamakta bütün sahâbe, ruhlarını yaşarken Allah’a ulaştırmış ve evvâb olmuşlar; bir sığınak, bir meab olan Allah’ın Zatı’na ruhen sığınarak evvâb olmuşlardır, burası evvâblar takvasıdır.

 

25. basamakta bütün sahâbe, fizik vücutlarını (vechlerini) Allah’a teslim etmiş ve muhsinlerden olmuşlardır. Burası da muhsinler takvasıdır.

 

27. basamakta bütün sahâbe, daimî zikrin sahibi olmuş, göğün 1. katından itibaren görmeye başlamış, nefsinin kalbinde hiç afet kalmamış, nefsin kalbi halis olmuş, muhlis olarak ahsen takvaya ulaşmışlardır.

 

28. basamağın (salâh makamı) 4. mertebesinde sahâbe, irşada ulaşmış, azim takvanın sahibi olmuş, ubudiyetin “Allah’a kul olma”nın son noktasına ulaşmış, karar aşamasına gelmiştir. Allah’a köle olma kararının, rızasının Allah’a ikrarı noktasına gelmiştir.

 

28. basamağın, yani salâh makamının 5. mertebesinde kişi Allah’a iradesini teslim ederek köle olmayı başarmıştır. Bütün sahâbe bunu da başarmışlar, bihakkın takvanın, Hakku’l-yakîn kademesindeki takvanın sahibi olmuşlar ve Allahû Tealâ’nın Zatı’nı görmüşlerdir.

 

İşte Kur’ân-ı Kerim !...

 

Daha insanlar Allahû Tealâ’nın Zatı’na, ruhlarını ulaştırmayı diledikleri andan itibaren, cennetin anahtarını ele geçiriyorlar.       Bütün insanlar için Allahû Tealâ garanti etmiş. “Kim Bana yaşarken kalben ulaşmayı dilerse, Ben onu mutlaka cennetime ulaştırırım” diyor.   

 

Bütün sahâbe de dilemişler. 1. kat cennetin sahibi olmuşlar. Sonra diğer 6 takva boyunca 7. kat cennetin de sahibi olmuşlar.

Peygamberlerle, sıddîklerle ve şehitlerle birlikte peygamberlerin gidecekleri ADN CENNETİ’ne gitmenin vasıflarına sahip olmuşlardır.

 

İşte Kur’ân budur !...

7 takvayı önerir!...

 

Allahû Tealâ emreder !...

Kur’ân-ı Kerim’de bihakkın takvanın sahibi olmamız kesinlikle emredilmiştir.  

 

Bütün insanlara insanlık tarihi boyunca, Allahû Tealâ, bihakkın takvanın sahibi olmalarını emretmiştir.

Ezelde de Allah’ın bizlere emrettiği şey; ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi ve irademizi Allah’a teslim etmektir. Bütün sahâbe söylediğimiz standartlarda bunları gerçekleştirmişlerdir. Bu Allah’ın tek dîni, tek dîn, Allah’a teslim olma dîni. Kim dînini yaşamışsa, Peygamber Efendimiz s.a.v.’den evvelki devrelerde, bütün peygamberler ve onlara tâbî olanlar, hepsi Allah’a teslim olmayı başarmışlardır. Ve Kur’ân-ı Kerim indikten sonra 14 asır geçmiş sadece, 14 asır sonra Kur’ân-ı Kerim’deki insanları kurtuluşa ulaştıracak olan bütün hükümleri, iblis yok etmeyi başarmış.

 

Dikkat edin, Kur’ân-ı Kerim’in bütün hükümlerini demiyoruz, onlarla alâkası yok iblisin, başka hükümler onu alâkadar etmiyor; insanların cennete girmesine, insanların dünya saadetini yaşamasına müteallik hükümlerle işi. “Yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dilemek” diye bir kavramı insanlara unutturmayı başarmış. Mürşidi inkâr ederek, devre dışı bıraktırmış, insanlara inandırmış ki, “Peygamber Efendimiz (S.A.V) son mürşiddir. O’ndan sonra bir daha mürşid gelmez” diyerek 2. safhayı da böylece yok etmiş.

 

Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaşması, Allahû Tealâ tarafından üzerimize tam 12 defa farz kılınmasına rağmen, iblis bunun mümkün olmadığını kabul ettirmiş.

Demiş ki, “İnsanlara hayat veren ruhtur, Azrail (A.S) ruhunuzu alacak ve Allah’a ulaştıracaktır. Ölmeden evvel kimsenin ruhu Allah’a ulaşamaz.” Böylece 3. safhayı da yok etmiş.

 

Fizik vücudun (vechin) Allah’a tesliminden, nefsin Allah’a tesliminden, iradenin Allah’a teslimindense zaten kimsenin haberi yok artık.

 

Böylece Kur’ân’ın, insanları cennet ve dünya saadetine ulaştıracak olan temel unsurları “emaniyye”yle yok edilmiş.

 

Aziz kardeşimiz ;

İblis ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin Allah’a teslimini yok ettikten sonra; “İslâm’ın 5 şartı vardır, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek ve kelime-i şahadet getirmek. Kim bunları yaparsa, İslâm kelimesinin manası teslim olduğuna göre, teslimin 5 şartını yerine getiren kişi, Allah’a teslim olur ve mutlaka Allah’ın cennetine girer” diye insanları kandırmış.

 

“İnsanla Allah arasına kimse giremez” diye şeytan kaide koymuş, insanlar inanmışlar.

 

İşte böylece iblis, insanların cennet saadetine ulaşmasını, 22. basamağa kadar olan kesimine müdahale ederek, Kur’ân-ı Kerim’de var olmasına rağmen, insanlara unutturmuş, yok etmiş.

 

Böylece İslâm’ın bacaklarını kesmeyi başarmış, neyle? Emaniyyeyle !..

Sonra insanların fizik vücutlarını, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslimi de, Kur’ân’da hepsinin var olmasına rağmen, asırlardan beri insanlara yazdırdığı, yazmalarında önayak olduğu emaniyye bilgilerle insanlara unutturmuş, dünya saadetini de insanlardan alarak, çalarak, insanları dünya saadetinden de mahrum ederek, İslâm’ın kollarını da kesmiştir.

 

Kolsuz, bacaksız, bitkisel hayata atılmış bir İslâm !... İslâm âleminin % 90’ından fazlası tarafından yaşanıyor. Ve emaniyyelerle hareket eden bu insanlar, emaniyye bilgileri kendilerine öğretenlerden aldıkları bu bilgilerin karanlığında, kurtulacaklarını ümit ederek ibadet ediyorlar. Ama kurtulmaları mümkün değildir.

Daha 3. basamakta her şey kesin şeklini alıyor.

Allahû Tealâ diyor ki; “Kim Bana yaşarken kalben ulaşmayı dilemezse, onun gideceği yer cehennemdir”. Ve insanlar Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dilemiyorlar.

 

10/YUNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

 

10/YUNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

 

Bakara Suresi’nin 78. âyet-i kerimesine Allahû Tealâ, emaniyye için: “Onlar Kur’ân’ı bilmezler, sadece emaniyyeyle hareket ederler, zanlarına tâbî olurlar” diyor. “onlar bilmezler” yani gafil olanlar.

 

Neden gafil olanlar?

Kur’ân’dan, Kur’ân’ın âyetlerinden gafil olanlar. Onlar Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyenler. Daha burada her şey bitiyor. İblis sadece bunu unutturmuş olsaydı insanlara, bu dahi yeterdi.

Hiç kimse Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyecekti, kimsenin kurtulması mümkün olmayacaktı. Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyen herkes için, böyle basit bir dileğin sahibi olmayan herkes için, cehennem söz konusudur.

 

Aziz kardeşimiz;

Öyleyse her devirde olduğu gibi bu devirde de insanların %90’ından fazlasının gideceği yer, ne yazık ki, cehennemdir. Sırf Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’i unutulmuş diye. İşte bid’atlerin Kur’ân’ı unutturması ve insanları cehenneme mahkûm etmesi!...

 

O’ndan evvelki bütün mukaddes kitaplarda da yazılanlar, Kur’ân-ı Kerim’deki bu 7 tane takvayı içeren bir özellik taşımaktaydı.

İblis, hepsini insanlara unutturmayı başarmış ve 14 asır sonra adına “emaniyye” denecek olan, yeni bir dîn ortaya çıkarmıştır.

 

Bu dînde Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dilemek yok.

Bu dînde mürşide ulaşmak yok. Mü’min olmak mümkün değil.

Bu dînde ruhu Allah’a yaşarken ulaştırmak ve Allah’ın evliyası olmak yok. Mümkün değil.

Bu dînde fizik vücudu (vechi) Allah’a teslim etmek yok.

Bu dînde nefsi Allah’a teslim etmek yok.

Bu dînde iradeyi Allah’a teslim etmek yok.

İblis hem dünya saadetini hem de cennet saadetini bütün insanlardan alarak, insanları cennet ve dünya saadetine ulaşmaktan men ederek, bir “emaniyye bilgiler dîni” çıkarmış ortaya.

Bu dîn, Allah’ın dini değildir.

 

            ALLAH’IN DÎNİ İSLÂM DÎNİDİR !...

 

Allahû Tealâ diyor ki:

           “İNNEDDÎNE İNDALLÂHİL İSLÂM” !...

 

İslâm’dan başka bir dîn Allah’ın indinde mevcut değildir.

Hiç olmamış böyle bir dîn.

Arapça’da İslâm kelimesi teslim anlamına geliyor. Allahû Tealâ diyor ki: “İnsanlık tarihi boyunca, Allah’a teslim olmanın dışında bir dîn hiç olmadı.”

Allahû Tealâ diyor ki: “Kim Allah’a teslim olmanın (İslâm’ın) dışında bir dînle kıyâmet günü Allah’a gelirse, Allah ondan bu dîni kabul etmez, yani onun gideceği yer cehennemdir.” (Bakınız, Al-i İmran 19. ve 85. âyet-i kerimeler.)

 

Aziz kardeşimiz ;

İşte emaniyyenin bilançosu:

İnsanların 73 fırkadan, 72 fırkasının cehenneme gideceğini ne yazık ki, Sebe Suresi’nin 20. âyet-i kerimesi kesinleştiriyor:

 

34/SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).

Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü'minleri oluşturan bir fırka (Allah'a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.

 

7/A'RAF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).

Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

 

İnsanların ve cinlerin çoğunun gideceği yer cehennem ama bu rakam %51 değil, ne yazık ki, %90’ın ötesinde.

Arkasında sadece emaniyye var.

 

Allahû Tealâ’nın bütün peygamberlere indirdiği evvelki kitapların hepsini değiştirmeyi başaran iblis, insanları Allah’a teslim yolundan asırlar geçtikçe ayırmayı başarmış.

14 asır içerisinde, Kur’ân-ı Kerim’i de -bütün Kur’ân-ı Kerim’in kurtarıcı hükümlerine rağmen- devre dışı bırakmayı başarmış ve bir “emaniyye bilgiler” adı altında külliyat oluşturmuştur.

 

Bütün üniversitelerde insanlara bu emaniyye öğretiliyor ve öğretenlerle birlikte öğrenenler, cehenneme mahkûm durumdadır.

 

Aziz kardeşimiz ;

İşte bu tabloya dayanabilmek mümkün değil.   

Bunun için içimiz kan ağlıyor.

İnsanlar, Allah’ın yolundan gözümüzün önünde saptırılıyor ve emaniyye bütün hükümleriyle, hükümfermâ.

Emaniyye, öyle bir ilim dalıdır ki, İşte Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’in tarif ettiği “faydasız ilim”dir ve hiç kimsenin kurtuluşuna müsaade etmez.

 

Öyle bir ilmi, ilim zannederek tahsil edenler, kurtuluşa ulaşamazlar ve ne yazık ki; zamanımızda, artık bütün dünyada emaniyye, dînin yerini almış, Kur’ân-ı Kerim ise rafa kaldırılmıştır.

Dînin temelini oluşturan Kur’ân-ı Kerim, insanlara dîn öğretmekten dışlanan bir kitap hüviyetini kazanmıştır.

İnsanlar üniversitelerde öğrettikleri yanlış dîni kültürle, diğer insanları Allah’ın cennetinden ne yazık ki, men eder duruma gelmişler.

Ne yazık ki, kendilerinin o öğrendikleri eksik ve yanlış dîni bilgilerle kurtulmaları mümkün değildir.

 

İşte emaniyye ve emaniyyenin 21. yüzyıldaki bilançosu…

 

Allah Razı Olsun…

        

   YAŞAR COŞKUN

 ARAŞTIRMACI YAZAR

Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05

Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com