Sorular ve Cevaplar  
line decor

  

line decor
 
 
 
 

 
 
 
 
 

SORU : Bildiğimiz gibi, nefsin en büyük afeti sabırsızlık. Mehdi (A.S) Efendimiz de öyle buyurmuştu. Ben şimdiye kadar insanların Allah’ın yoluna girmesini önleyen en etkili afetin kibir olduğunu düşünüyordum. Doğru mu?

 

CEVAP : Doğru; mürşidin elini öpmek, ona tâbî olmak kibir sahiplerine son derece zor gelir, ağır gelir. Mürşide tâbî olmak açısından en önemli engel, nefsimizin kalbindeki kibir afetidir.

 

Allahû Tealâ’ya ne kadar hamd etsek, şükretsek azdır ki; ne öğrendiysek O’ndan öğrendik, hâlâ öğreniyoruz, yaşadığımız sürece de O’nun eşsiz fikirlerinden, bilgilerinden aklımız ve idrakimiz ölçüsünde istifade edeceğiz ve bu bilgilerimizi sizlerle imkânlarımız el verdiği ve Allahû Tealâ’nın izin verdiği sürece aktaracağız inşaallah.

 

Nefsin en büyük afeti, sabırsızlık demişti Mehdi (A.S) Efendimiz, doğru mu?

Doğru.

 

Allahû Tealâ, Secde Suresi’nde buyuruyor:

 

32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).

Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakku’l-yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

 

Allahû Tealâ üç tane yakîn kademesinden bahsediyor, Kur’ân-ı Kerim’de:

1-    İlme’l-yakîn

2-    Ayne’l-yakîn

3-    Hakku’l-yakîn.

 

Bu üç tane yakîn kademesinin muhtevasına baktığımız zaman, ilme’l-yakîn kademesi 25., ayne’l-yakîn kademesi 26 ve 27., hakku’l-yakîn kademesi ise 28. basamağın sonunu ifade eder.

 

     Öyleyse, hakku’l-yakînin sahibi olmak, bihakkın takvanın sahibi olmak, Allah’ın bihakkın rızasına ulaşmak, iradenin teslimine bağlı bir şeydir. Vech ve nefs, evvelki kademelerde teslim olmuştur.

 

Kişi irşada ulaşmıştır. Ondan sonra iradesini Allah’a teslim ederek hakku’l-yakînin sahibi olmuştur.

Allahû Tealâ, olduğu noktanın işaretini veriyor. Sabrın sahibi olduğu için, nefsinin bütün afetleriyle beraber sabırsızlık afeti de yok olmuştur; ruhunun bütün hasletleriyle beraber, sabır hasleti de kişinin nefsinin kalbinde yüz üzerinden yüz oluşmuştur. Yani % 100 sabırla dolmuştur.

Ama kişiyi hakku’l-yakîn kademesinde temsil eden şey, sabrın sahibi olmaktır.

Öyleyse, hakku’l-yakînden daha ötede bir tek kademe var.       Bir kişiye ait. Devrin İmamı’na ait. O’nun da farkı zaten sadece tasarrufta olması, yoksa diğer şart standartları diğer kademeye (hakku’l-yakîn) ulaşanlarla aynı.

 

Burada bir kesin olguyla karşı karşıyayız. Hakku’l-yakînin sahibi, bihakkın takvanın sahibi, bihakkın kulluğun sahibi, bihakkın rızanın sahibi olmuştur.

Allah’ın bihakkın rızasını kazanmış olan kişi, son basamağın belirgin işareti olan, sabrın sahibi olmuştur.

Allahû Tealâ Vel Asr Suresi’nde neticeyi söylüyor:

 

103/VEL ASR-1: Vel asr(asri).

Asra yemin olsun.

 

103/VEL ASR-2: İnnel insâne le fî husr(husrin).

Muhakkak ki; insanlar, hüsrandadırlar.

 

103/VEL ASR-3: İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabr(sabrı).

Ama âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler, ilk 7 basamağı aşanlar) hariç ve amilussalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar) hariç ve (Allah’a ruhen ulaşıp) Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) hariç ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.

 

Bu “tevâsav bissabr” sözü Huzur Namazı’nın İmamı’nı ifade eder. Allahû Tealâ sabrın sahibi olduğu için kişiyi Huzur Namazı’nın İmamı yaptığını söylüyor Secde-24’de. Yani bu öyle bir olay ki, kişi kendi iradesinin talebine “dur” diyebilecektir.

 

İradesi Allahû Tealâ tarafından alınan, sadece Allah’ın söylettiklerini söyleyebilen, yasak ettiği hiçbir fiili işlemesi mümkün olmayan, sadece Allah’ın yaptırdıklarını yapan, seçim hakkının sahibi olmayan bir insan !...

Özelliği, sabrın sahibi olmak !...

 

Aziz kardeşimiz ;

Kurtuluşun ilk basamağı âmenû olmak, kurtuluşun son basamağı ise, 28. basamağın sonudur. Sondaki Devrin İmamı’nın durumu, hakku’l-yakînin, tasarruf altına alınan kişinin durumu. Sadece Allah’ın tasarrufu altına giren kişi için Allahû Tealâ, bunu kullanıyor. Sabrın sahibi olmak !...

 

Öyleyse, Devrin İmamı’ndan bahseden Allahû Tealâ, ölçüyü veriyor: “Sabrın sahibi olan” diyor.

 

Nefsin kalbindeki en güçlü afet, en büyük afet, sabırsızlık afetidir. Bir mürşide tâbî olmak söz konusuysa, mürşide tâbî olmaya engel olan en büyük afet kibir, gurur afetidir.

Ama bütün hasletleri yan yana dizerseniz ve bize bunların arasında en önemlisini sorarsanız eğer, sabır hasletidir.

Nefsimizin afetlerinin en önemlisi de, en büyüğü de sabırsızlık afetidir.

 

Allahû Tealâ’nın Vel Asr Suresi’nde, nefsini teslim edenler için, “sabredenler” diye hitap etmesi, onlardan bu şekilde bahsetmesi, sabırsızlık afetinin nefsimizin en büyük afeti olması sebebiyledir.

 

Allahû Tealâ,bazı âyetlerde “şükredenlerden” de bahsediyor. Acaba Kur’ân-ı Kerim boyunca en üst seviyede teslimlerini yerine getirenler için, Allah hangi afetin yok olduğunu söylüyor? Sabırsızlık…

 

Allahû Tealâ tarafından kelimelerin kullanma stili, elbette ki afetlerin güçlü olmasıyla orantılıdır. Ama bu konuda, “bu afetim daha güçlüdür” diye karşılaştırma yapmak mecburiyetinde değilsiniz. Ayrıca bu uğraşmanız lâzım gelen konuların tamamen dışında, şeytanın sizi yanlış hedefe götürerek; aklınızı, fikrinizi oraya takmak istikametinde sizi kullanmasıdır. Buna müsaade etmeyin.

Hangi afet önemli olursa olsun, siz nefsinizin tezkiyesini ve tasfiyesini gerçekleştirmeye çalışın. Bakın her şey nasıl da güzel olacak…

 

Allah Razı Olsun.   

   

   YAŞAR COŞKUN

 ARAŞTIRMACI YAZAR

Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05

Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com