![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sorular ve Cevaplar | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
SORU : Hud Suresinin 118 ve 119. âyet-i kerimesinde geçen Allahın korudukları, muhafaza ettikleri kimlerdir?
CEVAP : Başlarının üzerinde bir muhafız taşıyanlardır.
11/HUD-118: Ve lev şâe rabbuke le cealen nâse ummeten vâhideten ve lâ yezâlûne muhtelifîn(muhtelifîne). Ve Rabbin, şâyet dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Oysa ihtilâflar devam edecek.
11/HUD-119: İllâ men rahime rabbuk(rabbuke), ve li zâlike halakahum, ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn(ecmaîne). Rabbinin rahmet ettiği (Rahîm esmasıyla tecelli ederek rahmet nuru gönderdiği) kimseler (ihtilâfa düşmeyip Allaha ulaşmayı dileyenler) hariç. Ve onları (insanları), bunun için (ihtilâfa düşenlerle düşmeyenleri ayırmak için) yarattı. Rabbinin (ihtilâfa düşenler yani Allaha ulaşmayı dilemeyenler için) sözü tamamlandı: Cehennemi mutlaka tamamen insanlar ve cinlerle dolduracağım.
Allahû Tealâ Kaf Suresinde bakın ne buyuruyor:
50/KAF-31: Ve uzlifetilcennetu lilmuttekîne gayre baîd. Cennet takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
50/KAF-32: Hâzâ mâ tuâdûne likulli vâbin hafîz.
İşte varolduğunuz şey (bu cennettir) bütün evvab (Allaha ruhu ulaşmış ve sığınmış) ve hafız (başları üzerinde mürşidin ruhunu muhafız olarak taşıyan) olanlar için.
13/RAD-11: Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde leh(lehu), ve mâ lehum min dûnihî min vâl(vâlin). Onları (o kavimdekileri), önünden ve arkasından (önden arkaya doğru uzanan) takip edenler (devrin imamının ruhları) vardır. Allahın emrinden olup, onları korurlar. Muhakkak ki; Allah, onlar nefslerinde olan şeyi (hidayette kalma konusundaki niyetlerini) bozmadıkça, bir kavimde olan şeyi bozmaz (devrin imamının ruhunu başlarının üzerinden almaz). Ve Allah, bir kavme ceza vermeyi dilediği zaman, artık onu reddedecek (mani olacak kimse) yoktur. Ve onlar için, ondan başka koruyan bir dost yoktur.
İşte böyle bir dizayn söz konusu; kişinin başının üzerinde onları koruyan bir muhafız var. Allahû Tealâ bir koruma müessesesi getirmiş. Bakara Suresinin 102. âyet-i kerimesinde buyuruyor :
2/BAKARA-102: Vettebeû mâ tetlûş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne) ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârûte), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel meri ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yadurruhum ve lâ yenfeuhum ve lekad alimû le menişterâhu mâ lehu fîl âhireti min halâkın, ve le bise mâ şerev bihî enfusehum lev kânû yalemûn(yalemûne). Onlar, Süleyman (A.S)ın mülkü üzerine şeytanların okuduğu (anlattığı, tilâvet ettiği) şeylere tâbî oldular (uydular). Süleyman (A.S), inkâr etmedi (sihir yapmadı ve kâfir olmadı). Fakat şeytanlar insanlara, sihri ve Babil Şehrindeki iki meleğe, Harut ve Maruta indirilen şeyleri öğretmekle kâfir oldular. Oysa onlar: Biz sadece bir fitneyiz (sizin için bir imtihanız). O halde (sakın sihir ilmini öğrenerek) kâfir olmayın. demedikçe hiç kimseye bunu öğretmezlerdi. Fakat o ikisinden, erkek ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı ve de onlar, Allahın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar verebilecek değillerdir. Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler. Elbette onunla (sihre karşılık) nefslerini sattıkları şey ne kötü, keşke bilselerdi.
Allahın müsaadesi veya müsaade etmemesi söz konusudur.
5/MAİDE-105: Yâ eyyuhellezîne âmenû aleykum enfusekum lâ yadurrukum men dalle izehtedeytum. Ey âmenû olanlar! (ilk yedili basamağı aşanlar, yaşarken kalben Allaha ulaşmayı dileyenler) nefslerinizin sorumluluğu, (nefslerinizi tezkiye etmek) üzerinizedir. (üzerinize borçtur) Siz, (nefsinizi tezkiye ederek) hidayete erdiğiniz zaman dalâlette olanlar size bir zarar veremezler. Hepiniz Allaha döndürüleceksiniz. Böylece size yaptıklarınız bildirilecektir.
Ne zaman hidayet üzere oluruz? Ne zaman Devrin İmamının Ruhu başımızın üzerinde (mürşidimize teslimle) yer alırsa. O zaman Devrin İmamının Ruhu, Bakara Suresinin 102. âyet-i kerimesiyle, Maide Suresinin 105. âyet-i kerimesinin bileşkesinde, sizleri şeytanın bütün hilelerinden, bütün kötülüklerinden mutlak olarak korur.
Öyleyse, böyle bir muhafızın sahibi olan kişi için sonuç tamamlanmıştır. Allahû Tealânın dediği şeye bir daha bakalım: Senin Rabbin dileseydi insanları bir tek ümmet kılardı. İhtilâfa düşmezdiniz. Yalnız Rabbinin muhafaza ettikleri, korudukları bundan müstesnadır. Onlar, o tek ümmeti oluştururlar, Allah insanları bunun için yarattı. O tek ümmeti oluşturanlar olsunlar diye.
Bütün bir kâinatta hiçbir zaman bir tek dînden başka bir dîn mevcut olmadı. Bütün peygamberler, bütün resûller ve onlara tâbî olanların hepsi Allaha teslimlerini gerçekleştirdiler.
Kâinatın yegâne dîni olan Allaha teslim dîninin sahibi oldular. Hepsi, Allaha teslim olmanın o muhteşem sonucunu yaşadılar.
İşte İnsanları bunun için yarattım. diyor Allahû Tealâ. Allahû Tealânın yarattığı bütün insanlar, Allaha teslim dîninin içinde olsalardı, tek bir ümmet oluşurdu. Hz. Musa (A.S) zamanındaki olaylara baktığımız zaman, onun yoluna tâbî olanların Allaha ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini teslim ettiklerini görüyoruz.
Hz. İsa (A.S) ve ona tâbî olanların da.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) ve Ona tâbî olanların da.
Şimdi gördük ki, hepsi üç teslimin ötesinde, iradî teslimlerini de gerçekleştirmişler. Ahdlerine vefa etmişler ve sahâbe İslâm olmayı başardıkları için Allaha 4 teslimlerini tamamladıkları için, Allahû Tealâ, onlardan razı olduğunu söylüyor.
İşte Allahın İnsanları bunun için yarattım, dîninizi ikmâl ettim, tamamladım. Ben o dînden razıyım, Allaha teslim dîninden razıyım. Sizlerden her kim Bana teslim olursanız, onlardan da razı olurum. Yalnız İslâmdan razı oldum. (Allaha teslim olanlardan razı oldum) diyor.
Allahın buradaki rızası, bihakkın rızadır. Ve bihakkın rıza; Allahın, bütün insanları onun için yarattığı kâinatın yegâne sahibinin tabii sonucudur.
Allahın razı olacağı tek ümmetin oluşması sonucu !...
Allah Razı Olsun.
YAŞAR COŞKUN ARAŞTIRMACI YAZAR Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05 Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com
|
|
|
|||||||||||||