Sorular ve Cevaplar  
line decor

  

line decor
 
 
 
 

 
 
 
 
 

SORULARINIZA CEVAPLAR

 

SORU :

Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır. Sözü doğru mudur?

Mürşid insanı cennete götürür mü?

Götürürse nasıl götürür?

Bir insanın cennete girmesi için ne yapması gerekir?

 

Cevap :

Bir takım zavallı insanlar, “Bizim mürşidimiz, bizi cebine koyup cennete götürecek” diyorlar.

Kur’ân-ı Kerim gerçekleriyle ne kadar bağlantısız sözler…

 

Aziz kardeşlerimiz ;

“Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır” sözü -yanılmış olabiliriz belki- ya Beyazıt-ı Bestamî Hz.’nin ya da Abdulkâdir Geylanî Hz.’nin sözü olsa gerek. Hangisine ait olduğu hiç önemli değil; ama söz Kur’ân’a % 100 uygun bir gerçektir.

 

Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim’de buyuruyor ki;

“Biz, şeytanı mü’min olmayana dost kılarız.”

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Bir insan ne zaman mü’min olur?

Kişi yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dilemiştir.

Allah ona 12 tane ihsan verir. Bizim ile Allahû Tealâ arasında 28 basamaklık bir İslâm merdiveni vardır (Bu merdiven manevîdir)

1.basamağında, olayları yaşıyoruz.

2.basamağında, olayları değerlendiriyoruz. Davranış biçimlerimize göre Allah bizleri seçiyor.

3.basamağında, Allah’a ulaşmayı kalpten diliyoruz.

4.basamağında, Allah Rahîm esmasıyla bizlere tecelli ediyor.

5.basamağında, 1.ihsanı alıyoruz: Gözlerimizdeki hicab-ı mesture adlı gizli perde alınıyor. 2. ihsanı, basar hassasının üzerindeki gışavet alınıyor.

6.basamağında, 3. ihsanı, kulaklarımızdaki vakra adlı engel alınıyor; bizler duymanın ötesinde işitmeye başlıyoruz. 4 ihsanı, sem’î hassası üzerindeki mühür açılıyor.

7.basamakta, 5.ihsan, kalbin mührü açılıyor. 6. ihsan, kalpteki ekinnet alınıyor. 7. ihsan, ekinnetin yerine ihbat konuyor.

8.basamağında, 8. ihsan, Allah kişinin kalbine ulaşıyor.

9.basamağında, 9. ihsan, kişinin kalbinin nur kapısı Allah’a doğru çevriliyor.

10.basamağında, 10. ihsan, kişinin göğsünden kalbine nur yolu açılıyor.

11.basamağında, 11/1. ihsan, kişi zikir yaptıkça, rahmet nurları kalbe girmeye başlıyor.

12. basamağında, 11/2. ihsan, kalbe giren %2 nurla kişi huşûya ulaşıyor.

13.basamağında, 12. ihsan, kişi hacet namazı kılıyor ve Allahû Tealâ o kişiye tâbî olacağı mürşidini gösteriyor.

14.basamağında, kişi Allah’ın gösterdiği mürşidine gidip tâbî oluyor. Yani; mürşidinin önünde diz çöküyor, tövbe ediyor ve bu tövbeyle birlikte Devrin İmamı’nın Ruhu da kişinin başının üzerine gelip yerleşiyor. Ve kişi, bundan sonra da Allahû Tealâ’dan 7 tane ni’met alıyor:

 

1.ni’met, Devrin İmamı’nın Ruhu’nun kişinin başının üzerine gelmesi,

2.ni’met, kalbe îmânın yazılması,

3/1. ni’met, günahların sevaba çevrilmesi,

3/2. ni’met, 1’e 10’dan 1’e 700’e kadar sevapların çıkarılması,

4.ni’met, ruhun yaşarken Allah’a doğru yola çıkması,

5.ni’met, nefs tezkiyesine başlanılması.

6.ni’met, fizik vücudun nefs açısından şeytana kul olmaktan kurtulmaya ve Allah’a kul olmaya başlaması,

7.ni’met, irademizin de güçlenmeye başlamasıdır.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Allahû Tealâ, kişinin kalbindeki küfür kelimesinin alıp da, kalbin içine îmânı yazdığı an, o kişi artık mü’min olmuştur.

Yani Allahû Tealâ, şeytanı mü’min olmayanlara dost kıldığına göre, sadece mürşidine tâbî olmayanlar şeytana dost olabilirler.

Bir insan mürşidine tâbî olduğu andan itibaren artık mü’mindir.

Mü’minlerle şeytan dost olamaz.

 

Şeytan, herkese devamlı akıl öğretir.

Tasavvuf yoluna girenler için, bir takım insanlar derler ki; “Bunların beyinleri yıkanmış.”

Halbuki bilmiyorlar ki, doğuşlarından itibaren iblis, yani şeytan onların beynini devamlı yıkıyor.

Üstelik de öyle bir üç kağıtçılıkla yıkıyor ki; hepsi, devamlı beyinleri şeytan tarafından yıkandığı halde, beyinlerinin yıkanması ile ulaştıkları zulmanî tabanlı sonuçları kendi düşüncelerinin bir mahsulü zannediyorlar.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

İçinizdeki iki sese çok dikkat ediniz:

Birisi size Allah neyi emretmişse onu yapmanızı, erdemi, fazileti emreder. Diğeri de, Allah neyi yasaklamışsa mutlaka onu yapmanızı, Allah neyi emretmişse onu da  mutlaka yapmamanızı ister. İşte o, şeytanın sesidir. Ve sizi kandırdığı her olayda ondan biraz daha tesir alırsınız ve devamlı bir şekilde beyninizi yıkar durur.

 

Kiminle bir kavganız olduysa, kime bir hakarette bulunduysanız, ne zaman başınız bir derde düşmüşse, bilin ki hep şeytanın kandırması, sizi oraya ulaştırmıştır.

Birine bir şey söyletir, karşısındakine ulaştırır. O kişinin söylediği söz belki biraz aşağılayıcı olabilir, ama şeytan tepki uyandırmak için harekete geçer. Tepkiyi şiddetlendirerek bu insana ulaşmak için her şeyi yapar. Bu tesirle ikinci kişi de karşısındakine daha sert bir şey söylemişse, şeytanın tepkilerine kapılarak, şeytan tekrar birinci kişiye ulaşır, onu ikna etmeye çalışır ki, daha kötü bir şey söylesin. Böylece öfke spirali süratle yükselsin ve taraflar birbirine girsin. Herkes birbirine düşman olsun.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

İçinizdeki seslere dikkatle bakın. Kısa bir süre sonra şeytanı derhal teşhis edersiniz.

Şimdi kim tasavvuf mensuplarına “Beyinleri yıkanmış” diyorsa kendisini hiç görmüyor demektir. Doğumundan itibaren her gün şeytan onun beynini yıkaya yıkaya Allah’ın yoluna girmesine, bütün güzellikleri yaşamasına kesinlikle mani oluyor. Ve kendisiyle beraber o kişinin gideceği yerin cehennem olmasına sebebiyet veriyor.

Ve insanlar şeytan sebebiyle cehenneme gireceklerinin farkında değiller.

Madem ki Allahû Tealâ, şeytanı mü’min olmayanlara dost kılıyor, öyleyse mü’min olmayanlar kalbine îmân yazılmamış olanlar, ancak onlar şeytanın dostu olabilirler ve şeytan onların devamlı beynini yıkayarak, onlara devamlı yol göstererek bir nev’i cehenneme götürücü mürşid hüviyetini taşır. Mübarek Allah Dostu olan Zat-ı muhterem -Allah O’ndan razı olsun- onun için “Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır” buyurmuştur.

 

Allahû Tealâ, Kasas Suresi’nin 41. âyet-i kerimesinde cehenneme götüren, çağıran  imamlardan bahsediyor.

 

 28/KASAS-41: Ve cealnâhum eimmeten yed’ûne ilen nâr(nârı), ve yevmel kıyâmeti lâ yunsarûn(yunsarûne).

Ve Biz, onları ateşe davet eden imamlar (önderler) kıldık. Ve kıyâmet günü onlara yardım olunmaz.

 

Ayrıca Allah’ın dostlarını ve de şeytanın dostlarını içeren Bakara Suresi’nin 257. âyet-i kerimesine bakınız.

 

2/BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

 

İşte şeytandan cin imamlar, ayrıca insandan da cehenneme götüren insan imamlar!...

Allahû Tealâ, şeytandan önder anlamında da kullanmış. Ve bir de Allah’ın dostları olan imamlar var. Onlar mürşidlerdir ve bunlar, bütün insanların cennete girmesi için ilk adımı atanlardır. Bu imamların başında ise Devrin imamı (Huzur Namazı’nın İmamı) vardır. Kişi eğer yolundan sapmazsa, zaten gideceği yer kesinlikle cennettir. Hiçbir varlık onu cehenneme götüremez.

Yani, bir insan yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dilemişse, Allah ona 12 tane ihsan ve 7 tane de ni’meti (biraz evvel saymıştık) vermişse o kişi mü’mindir.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Kalbinizde îmân yazmadığı sürece mü’min olamazsınız; ama mü’min olduğunuz andan itibaren artık şeytanın sizinle dostluk kurması mümkün değildir. Başınızın üzerine Devrin İmamı’nın Ruhu gelip yerleşmiştir.

(Mücadele Suresinin 22. âyet-i kerimesi gereğince)

 

58/MUCADELE-22: Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne).

Allah'a ve ahiret gününe (ölmeden evvel Allah'a ulaşma gününe) îmân eden kavmi, Allah'a ve resûlüne karşı gelenlerle sevişir bulamazsın. Velev ki onlar, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya aynı aşiretten olsun. Onların kalplerine îmân yazılır. Ve onlar, Allah'ın katından (orada eğitilmiş olan) bir ruhla (devrin imamının ruhunun başlarının üzerine yerleşmesi ile) desteklenirler ve altlarından ırmaklar akan cennetlere konurlar. Orada ebediyen kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razıdırlar. İşte onlar, Allah taraftarıdırlar. Ve muhakkak ki Allah taraftarları kurtuluşa (felâha) erenlerdir.

 

Bu âyet-i kerime gereğince aynı zamanda kalbe de îmân yazılır. Ayrıca Mü’min Suresi’nin 15. âyet-i kerimesini de verebiliriz. 

Mürşidden daha evvel de cennete girebilirsiniz. Yani kim yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dilerse, o kişi mutlaka Allah’ın cennetine girer. Yaşarken Allah’a ulaşmayı dileyen kişiye gelince, Allah mutlaka onda mürşide karşı bir sevgi oluşturarak, mürşidine ulaştırır. Eğer o kişi sağ ise, hayatı varsa.

Hayatı yok kişinin, Allah’a ulaşmayı diledi, ertesi gün öldü. O kişinin gideceği yer mutlaka cennettir.

 

Aziz kardeşlerimiz ;

Allahû Tealâ, kalbinizde Allah’a ulaşma dileğinizi gördüğü an, Allahû Tealâ (hep kişinin kalbine baktığı için) hep bekler.

Gördüğü, işittiği ve bildiği anda (anında görür, işitir ve bilir) cenneti hak ettiniz demektir. Mürşidinize ulaşmadan öldüğünüz taktirde gideceğiniz yer mutlaka cennet olacaktır.

Eğer yaşarsanız Allah sizi mürşidine ulaştıracaktır. Siz bir şey yapmayacaksınız. Allah size namazı sevdirecektir. Allah size orucu sevdirecektir.

 

Mürşid insanı nasıl cennete götürür?  

O’na hep doğru yolları göstererek. Ama kişi mürşid yolu gösterdi diye cenneti hak etmemiştir. Yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dilediği an cenneti hak etmiştir. Mürşidine ulaşmadan ölse bile o kişi mutlaka Allah’ın cennetine girer.

 

Eğer kişi Allahû Tealâ’nın cennetine ulaşmayı dilerse ve ömrü de varsa Allah ona mürşidini mutlaka sevdirecektir. Ona ulaştıracaktır. Kalbindeki küfrü alıp îmânı kalbinin içine yazacak, mü’min kılacaktır.

Bütün mü’minlerin cennete gireceği Kur’ân-ı Kerim’de kesinlik kazanıyor.

Öyleyse, kişiyi cennete ulaştıran dalâlet midir?

Hayır.

Mürşide ulaştığı için Allahû Tealâ’nın kalbine yazdığı îmân kelimesidir.

Ama söylediğimiz 12 tane ihsanı almayan bir kişi bir mürşide gitse, tâbî olsa hiçbir değişiklik olmaz o kişide. O kişi mürşide tâbî olduğu halde yine de cehenneme gider.

 

14 asır evvel Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’e tâbî olan münafıklar gibi:

 

49/HUCURAT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Araplar dediler ki: “Biz mü’min olduk.” (Habibim) de ki: “Mü’min olduk, demeyin. Lâkin; İslâm (dairesine) girdik, deyin. Çünkü (Allah’a ulaşmayı dilemediğiniz için) kalplerinizin içine îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve resûlüne itaat ederseniz, amellerinizden bir şey eksilmez. Allah Gafur’dur, Rahîm’dir.”

 

Aziz kardeşlerimiz, aradaki farkı anlayabildiniz mi?

Yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dilemedikçe, Allah’tan 12 tane ihsanı alamazsınız. Mürşidinize ihsanla tâbî olamazsınız. Cennete girmeniz de hiçbir zaman mümkün değildir.

Oysa ki, yaşarken kalben Allah’a ulaşmayı dileseniz, mürşidinize ulaşmadan evvel ölseniz dahi, gideceğiniz yer mutlaka cennettir.

Allah Razı Olsun.

 

   YAŞAR COŞKUN

 ARAŞTIRMACI YAZAR

Bana ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05

Bana ulaşabileceğiniz e-mail adresim: info@sahihiyesari.com