SORULARINIZA CEVAPLAR
Soru:
Bu hadisteki şefaat ile Mu’min-15, Furkan-70, Mu’min-7’deki mağfiret
talebi aynı talep midir?
Cevap :
Evet, aynı taleptir. Şimdi beraberce bakalım, Furkan-70’te ne
diyordu Allahû Tealâ özetleyelim;
Kim tövbe ederse (mürşidin önünde bir tövbe) mü’min olur. Madde -1,
Amilussalihata başlar, nefs tezkiyesine başlar; madde-2, Mü’min
Suresi’nin 40. âyet-i kerimesine göre biliyoruz ki, mü’minler
amilussalihat yapanlardır. Sadece amilussalihat yapanlar mü’mindir.
Öyleyse, burada mü’min olanlar dedikten sonra, Allahû Tealâ’nın
amilussalihat yaparlar dediği olay, zaten sadece mü’minlere has bir
olaydır.
Kişi, tövbe etmiştir, kalbinin mührü açılmıştır, küfür kelimesi
dışarı atılmıştır ve kalbinin içerisine îmân kelimesi yazılmıştır.
Böyle bir ortamda bu kişi bir hedefe ulaşmıştır. Mü’min olma
şerefine ermiştir.
“Onların seyyiatini hasenata çeviririz. Onların günahlarını,
kaybettikleri dereceleri sevaba, pozitif derecelere çeviririz.”
Öyleyse burada sahâbe zamanına bakarsak, Peygamber Efendimiz
(S.A.V)’in şefaatine bakarsak, sahâbenin talebi üzerine Allahû Tealâ
affediyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in talebi üzerine bir defa
daha affediyor, yani sevaba çeviriyor.
Allah’a göre mağfiret…
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e göre şefaat…
Nisa-64’ü söylemiştik. Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sahabe
arasındaki ilişkide bu bir şefaattir. Her ikisinin Allah ile olan
ilişkilerinde ise mağfirettir.
Mu’min-7’de Allahû Tealâ aynı konudan bahisle diyor ki:
40/MU'MİN-7: Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi
hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû,
rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû
vettebeû sebîleke ve kıhim azâbel cahîm(cahîmi).
Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (devrin imamı),
Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve ona îmân ederler. Ve âmenû
olanlar için (Allah’tan) mağfiret dilerler: “Rabbimiz, Sen her şeyi
rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece
(mürşidin önünde) tövbe edenleri ve Senin yoluna (Sırat-ı Mustakîm’e)
tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Ve onları
cehennem azabından koru!”
Yani Allah ile olan ilişkilerinde bunun adı mağfiret. “Bazı insanlar
hakkında mağfiret talebinde bulunurlar.” diyor. Peygamber Efendimiz
(S.A.V)’de devrinde zamanının asaleten Huzur Namazı’nın İmamı idi.
Arşı tutan meleklerle beraberdi ruhu Allahû Tealâ’nın huzurunda.
Nerede mürşidin önünde bir tövbe merasimi yapılırsa, orada Peygamber
Efendimiz (S.A.V)’in ruhu da hep hazır bulunur.
Ve
şimdi devam ediyoruz.
“Ya Rabbi, Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Kim tövbe
eder de (mürşidin önünde tövbe eder de) Senin yoluna Sırat-ı
Mustakîm’e, sana ulaştıran yola) tâbî olursa -ki, biliyoruz ki Nebe-38’de
Allahû Tealâ tövbeden bahsediyor. Bu tövbeden. Nebe-39’da da kişinin
ruhunun Allah’a doğru yola çıktığını söylüyor. Allah’a ulaştığında
ise, Allah’ın O’na meab olduğunu söylüyor. Bu tövbeyi müteakip
kişinin ruhu Allah’a doğru yola çıkacaktır. Mu’min-7’de bunu
söylüyor. Diyor ki Mu’min 7’de Allahû Tealâ: ”O taktirde onlara
mağfiret eyle (onların günahlarını sevaba çevir)- Onları cehennem
azabından koru.” Burada zaten o kullar Allahû Tealâ’dan talepte
bulunuyor (talebin yarısı) Allahû Tealâ, onların günahlarını
affedecek ve burada Devrin İmamı ve etrafındaki meleklerin de
talebiyle ama son Devrin İmamı’nın talebiyle Allahû Tealâ onların
günahlarını bir defa daha affedecek, yani günahlarını sevaba
çevirmiş olacak ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) de o devirde Devrin
İmamı olduğu için talebi kesinlikle şefaat hükmünde olacaktır. Ve
Mu’min – 7’de bu olay tahakkuk etmektedir.
Allah Razı Olsun.
YAŞAR COŞKUN
ARAŞTIRMACI YAZAR
Bana
ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05
Bana
ulaşabileceğiniz e-mail adresim:
info@sahihiyesari.com