SORULARINIZA CEVAPLAR
SORU: “Allah’ı zikretmek şifadır. İnsanlardan bahsetmek
hastalıktır.” hadis-i şerifini açıklar mısınız?
CEVAP :
Aziz kardeşimiz ;
Allahû Tealâ, insanlardan bahsetmenizi, birbirinizi birbirinize
çekiştirmenizi hoş karşılamıyor. Allah’tan bahsetmenizi istiyor.
Bahis konusu olan “ALLAH” olmalıdır.
Bu
standartlarda Allahû Tealâ’yı en güzel ölçüde dilinize hep pelesenk
edin, hep bahsettiğiniz şey, O olsun.
Başkalarının davranışından bahsederken, onların güzel yönlerini
etrafınızdaki insanlara ulaştırmaya çalışın.
Başkalarından söz ederken, sadece Allah yolunda yaptıkları
fedakârlıkları anlatın.
Allah yolundaki bu güzelliği başarmaları üzerine, Allah’ın emrettiği
istikamette, başkalarına örnek olacak bir davranışı tahakkuk
ettirdikleri taktirde anlatın.
Aziz kardeşimiz;
Olay çok belli: Sadece bu taktirde insanlardan bahsetmeniz uygun
görülüyor. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’den
bahsetmek, her zaman insanlardan bahsetmenin güzel olan tarafıdır.
Allah’tan bahsetmek de, güzellerin en güzelini yapmaktır.
Başka insanlardan bahsetmek güzel değildir. Allahû Tealâ, onu
istemiyor.
Acaba ne yaparız da, böyle bir dizaynı tahakkuk ettirebiliriz?
İşte bu hususa dikkatle bakın:
Hep Allah’tan bahsetmelisiniz. Peygamber Efendimiz (S.A.V)‘den
bahsetmelisiniz.
Başka insanlardan bahsetmeyi gerekli görüyorsanız, Allah yolunda bir
güzelliği yaşayan ve yaşatan insanlardan bahsetmelisiniz. Böylece
daire tamamlanır.
Oysa ki, ne yapılıyor? Herkes birbirini başkalarına çekiştiriyor.
Mânâsı, çekiştirdiği kişi kendisinden yana olsun da, diğerine karşı
çıksın diye.
Aziz kardeşimiz ;
Bu
çok ciddi bir hatadır. Allah’ın emrettiği şey bu değildir.
Allah, Kendisinden bahsedilmesini ister.
Onun için Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Allah’ı zikretmek şifadır;
ama insanlardan bahsetmek hastalıktır” diyor.
Hastalık insana kaybettirir; şifa, kazandırır. Dikkat edin ki;
Peygamber Efendimiz (S.A.V) vücudun her hangi bir yerinden
bahsetmiyor. Bu hastalık ve şifa; kalplerdeki hastalık, kalplerdeki
şifadır.
Unutmayın, Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim için:
“O, göğüslerinizin içinde olana, kalbinizde olana bir şifadır.”
diyor.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) böyle bir dizaynla neyi oluşturmak
istiyor? Çok basit. Kalbinizin nurlanması için kalbinize şifa
verecek olan şey, Allah’tan bahsetmektir, güzellikleri yaşamanızdır.
Allahû Tealâ buyuruyor:
39/ZUMER-45: Ve izâ zukirallâhu vahdehuşmeezzet kulûbullezîne lâ
yu’minûne bil âhıreh(âhıreti), ve izâ zukirellezîne min dûnihi izâ
hum yestebşirûn(yestebşirûne).
Ve
Allah’ın vahdaniyeti (Tek’liği) zikredildiği zaman, ahirete (Allah’a
ulaşmaya) îmân etmeyenlerin kalpleri nefretle ürperir. O’ndan
(Allah’tan) başkası zikredildiği zaman onlar sevinirler.
“Allah’ın tekliği zikredildiği zaman, sadece Allah zikredildiği
zaman, o insanların kalbi öfke ile kabarır. Allah’tan başkası
zikredildiği zaman, onlar sevince kapılırlar.”
Burada insanların dikkatle bakması lâzım gelen bir müessese var.
Sizler, Allah yolunda olanlar, Allah’tan bahsedilince kalpleriniz
ferahlanır. Allah yolunda olmayanlar için ise, Allah’tan
bahsedildiğinde kalplerin ferahlanması söz konusu değildir.
Eğer kişinin gözlerindeki hicab-ı mesture alınmışsa, kulaklarındaki
vakra alınmışsa, kalbindeki ekinnet alınmışsa, Allah’tan
bahsedildiği zaman, o kişinin kalbi ferahlar. İnsanlardan
bahsedildiği zaman sıkışır, insanlar onun bulunduğu bir toplumda
zemmedildiği zaman, onların kalbi huzursuz olur.
İki grup insan birbirinin zıddıdır:
Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dileyenler ve dilemeyenler…
Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyenlerin, Allah’tan
bahsedildiğinde kalpleri kararır, huzursuzluk duyarlar, öfkeye
kapılırlar.
17/İSRA-45: Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne
lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete
(ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar
arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber
olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).
17/İSRA-46: Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî
âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu
vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler
diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra
(işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini
zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.
Aziz kardeşimiz ,
Allahû Tealâ, kalplerinde ekinnet olan bu insanların Allah’a
yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyenler olduğunu söylüyor.
Allah’a yaşarken kalben ulaşmayı dilemeyenler, Allah’a mülâki olma
gününe, ahiret gününe, ahirete (insan ruhunun ölmeden evvel Allah’a
ulaşmasına) inanmayanlardır.
Aziz kardeşimiz ;
Muhteva açık ve kesin olarak görülüyor ki, Allah zikredildiğinde,
kalpleri huşûyla, sevinçle, huzurla kabaranlar ile, Allah
zikredildiğinde kalpleri öfkeyle kabaranlar olmak üzere iki türlü
insan vardır.
Onun için Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Allah’tan bahsetmek, Allah’ı
zikretmek şifadır. İnsanlardan bahsetmek hastalıktır” diyor.
Kalpleri şifa bulanlar için Allah’tan bahsetmek zevktir, Allah’tan
bahsedenleri dinlemek de bir zevktir.
Kalpleri şifayla dolanlar için insanlardan bahsetmek, bir iç
huzursuzluğuna sebebiyet verir. Allah’tan bahsetmek gibi hiçbir
zaman olmaz.
Allah Razı Olsun…
YAŞAR COŞKUN
ARAŞTIRMACI YAZAR
Bana
ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05
Bana
ulaşabileceğiniz e-mail adresim:
info@sahihiyesari.com