SORULARINIZA CEVAPLAR
SORU : Sıbgatullah olmak nedir?
-
Nerede gerçekleşir?
-
Kişinin hayatındaki önemi ve yeri nedir?
-
Bakara Suresi-269’daki “çok hayır verilmiştir” ifadesindeki hayır
nedir?
-
Hayrın değerlendirilmesi nasıldır?
CEVAP:
Sıbgatullah olmak, göklerin 6. katındaki bir olgudur.
1.
katta, insan ruhu yalnız secde eder.
2.
katta, suvarılma havuzlarında suvarılır. Kendisinden zulmet
derisi alınır ve 3. kata yükselir.
3.
katta, 2 katlı mescidin üst katında secde edilir, sonra
mihenk menfezinden 4. kata yükselinir.
4.
katta, Mescid-i Aksâ’nın aslına ulaşılır. Orada secde edilir.
5.
katta, Mescid-i Haram’ın (Kâbe’nin) aslının bulunduğu yerde,
secde edilir.
6.
kat, dışarıya içeriden ışık sızan, dışarısı genellikle loş
bir durumda olan, içerisi aydınlık olan nur sızan bir yerdir. Oradan
dışarıya sızan nur, beyaz, çok açık yeşil renktedir. Oraya
ulaşanların hepsinin açıkta olan yerleri, bütün ruhların yüzleri ve
elleri bizim gibi bir rengin sahibiyken, orada, o beyaz yeşil renge
dönüşür. Yetmez, arkasından da yüzde, elde, ayakta dışarıda kalan
yerler tamamen çatlar. Sonra özel sistemlerle bu çatlaklar
geçirilir, kişi (ruh) diğer arkadaşlarıyla beraber tekrar zemin kata
iner.
7- Bir gün bu grubun içerisinde birinin derileri çatlamaz ve o
rengi alır. O renk, o kişinin gerçek rengi olur.
İşte bu beyaz açık yeşil renk, Allahû Tealâ’nın Sıbgatullah olma
rengidir.
Allah’ın boyasıyla boyanma rengidir.
Sıbgatullah mahallinde sağ kanat velisi ve sol kanat velisi iki ayrı
yerden olayları izlerler. 6. kattan tekrar aşağıya dönülür.
Her seferinde sadece derileri çatlamayan bir tek kişi aşağıya
dönmez. Kendisine fetih kılıcı verilerek 7. gök katına ulaşır ve
altın zinciri fetih kılıcıyla ikiye böler, altın kapı açılır ve 7.
katın fethi o kişiye nasip olur.
Bu
kişi Sıbgatullah olan kişidir.
Şimdi Bakara-269’daki olaya beraberce bakalım.
2/BAKARA-269: Yu’til hikmete men yeşâu, ve men yu’tel hikmete fe kad
ûtiye hayran kesîrâ(kesîren), ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona
çok hayır verilmiştir, ulûl’elbabdan başkası tezekkür edemez.
“Çok hayır verilmiştir” ifadesindeki hayır nedir?
Hayır, size derecat kazandıracak bütün fiillerin müşterek adıdır.
Sadece iki türlü fiil işleyebilirsiniz. Ya derecat kaybettiğiniz bir
işlem yaparsınız, yani Allah’ın emrettiği bir emri yerine
getirmezsiniz, derecat kaybedersiniz, ya da yasak ettiği bir fiili
işlersiniz, yine derecat kaybedersiniz.
Bütün davranış biçimleriniz bu iki kategorinin birine mutlaka girer.
Öyleyse hayır nedir?
Hayır derecat kazandıran bütün olaylardır.
Derecat kaybettiren olayların 3 adı vardır: Şerr, seyyiat, günah.
Derecat kazandıran olayların 3 adı vardır: Hayır, hasenat, sevap.
Bunlardan size derecat kazandıran bütün olaylar hayır adını alır.
Hepsi hayır kelimesinin içinde sayılır.
Öyleyse, Allahû Tealâ’nın söylediği şeyin cevabı kesin.
Hayır, sizin işlediğiniz amellere dayalı bir muhtevadır. Bizimle
Allah arasındaki 28 basamaklık manevi İslâm merdiveninin hangisinde
olursanız olun, Allah’ın emrettiği bir fiili işlediğiniz zaman,
derecat kazanırsınız.
Allah’ın yasak ettiği bir fiili işlediğiniz zaman, derecat
kaybedersiniz. Bu, basamaklara göre değişen bir husus değildir,
istisnası vardır.
Ne
zaman daimî zikrin sahibi olursanız, o zaman hayrın da sahibi
olursunuz.
Neden?
Çünkü, daimî zikre ulaştığınız zaman nefsinizin kalbindeki küfür
kapısı, karanlığa ulaştıran kapı, şeytanın kapısı artık ebediyen
kapanmıştır.
Siz yaşadığınız sürece nefsinizin kalbine giren nurlar, nefsinizin
kalbindeki bütün afetleri yok etmiştir. Nefsiniz ruh hüviyetine
dönüşmüştür ve ruhun talep ettiği her şeyi, nefsiniz de talep
etmektedir. Ruhun istemediği hiçbir şeyi nefsiniz de istememektedir.
Ruhunuz da, nefsiniz de Allah’ın emrettiği her şeyi mutlaka yerine
getirecektir.
Ruhunuz da, nefsiniz de Allah’ın yasak ettiği hiçbir şeyi asla
işlemeyecektir.
Yani her davranışınız, her aksiyonunuz, daimî zikrin sahibi
olduğunuz için, her saniye size devamlı derecat kazandıracaktır.
Sizi devamlı hayra ulaştıracaktır; yani hayrın sahibi olacaksınız.
İşte buradaki, daimi zikrin sahiplerine çok hayır verilmiştir,
ifadesi budur.
Zaten Allahû Tealâ âyette Ulûl’elbab’dan bahsetmektedir.
Ulûl’elbab, daimî zikrin sahipleridir. Daimî zikrin sahipleri 3
temel unsurun sahibidir.
Başlangıçta 4 vasıf şartı oluşur:
1-
Kişi daimi zikrin sahibidir.
2-
Bu sebeple nefsteki bütün afetler yok olmuştur.
3-
Kalp gözü açılmıştır.
4-
Kalp kulağı açılmıştır.
Bu
vasıf şartları, yani 4 vasıf şartı 3 tane sonuç şartını oluşturur.
1-Hayrın sahibi olur, çünkü işlediği bütün fiiller ya Allah’ın bir
emrini yerine getirmek ya da yasak ettiği fiili işlememek içindir.
Bu sebeple devamlı derecat kazanır. Bu kişi hayır sahibi olur.
2-Tezekkür sahibi olur. Allah’la devamlı konuşmak, sualler sormak ve
cevaplar almak durumundadır.
3-Hikmet sahibi olur.
Sadece, 26.,27. ve 28. basamaklarda kişi hayrın sahibidir. Ondan
evvelki kademelerde (28 basamağın), 3. basamağından itibaren 25.
basamağa kadar olan kesiminde kişinin Allah yolunda ilerledikçe her
kademede kazandığı hayırlar, bir evvelki kademeye göre adım adım
artacaktır.
Allah Razı Olsun.
YAŞAR COŞKUN
ARAŞTIRMACI YAZAR
Bana
ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05
Bana
ulaşabileceğiniz e-mail adresim:
info@sahihiyesari.com