28 BASAMAK
7 FURKAN
12 İHSAN
7 Nİ’MET
28
basamaklık İslam merdiveni :
1. basamakta
olayları yaşıyoruz. (Bakara-216)
2. basamakta
olayları değerlendiriyoruz, davranış biçimlerine göre Allah bizi
seçiyor. ( Şura-13)
3. basamakta
Allah’ yaşarken ulaşmayı diliyoruz. (Rum-31, Bakara-256, Ankebut-5)
4. basamakta
Allah Rahîm esmasıyla bize tecelli ediyor. (Yusuf-53)
5. basamakta
(1.furkan 1.ihsan), kişinin gözlerindeki hicab-ı mesture alınıyor.
(2. furkan,2.ihsan) basar hassasının üzerindeki gışavet alınıyor. (İsra-45,46,
Enfal-29, En’am-36, Neml-81, En’am-46)
6. basamakta
(3. furkan,3. ihsan) kulaklardaki vakra alınıyor. (4.furkan,4.ihsan)
semi hassası üzerindeki mühür açılıyor. (En’am-46, İsra- 45,46)
7. basamakta
(5.furkan, 5.ihsan) kalbin mührü açılıyor, (6.furkan, 6. ihsan)
Kalpteki ekinnet alınıyor, (7.furkan, 7.ihsan) ekinnetin yerine
ihbat konuyor. (En’am-46, Hac-34-54)
8. basamakta
(8.ihsan) Allah kişinin kalbine ulaşıyor. (Tegabun-11)
9. basamakta
(9.ihsan) kişinin kalbinin nur kapısı Allah’a çevriliyor. (Kaf-33)
10. basamakta
(10.ihsan) kişinin göğsünden kalbine nur yolu açılıyor. (En’am-125)
11. basamakta
(11.ihsan) kişi zikir yaptıkça rahmet nurları kalbe girmeye
başlıyor. (Zumer-22)
12. basamakta
(12.ihsan) %2 rahmet nuruyla huşu oluşuyor. (Hadid-16)
13. basamakta
12.ihsan gereğince kişinin hacet namazı kılmasıyla Allahû Tealâ
tarafından mürşid gösteriliyor (Maide-35, Nahl-9, Fatiha-5,
Bakara-45-46)
14. basamakta
mürşidin önünde tövbe ediliyor. (Furkan-70, Fetih-10, Mümtehine-12)
15. basamakta
Nefs-i Emmâe (Yusuf-53 - Ruh 1. gök katında)
16. basamakta
Nefs-i Levvâme (Kıyame-2 - Ruh 2. gök katında)
17. basamakta
Nefs-i Mülhime (Şems-7-8 - Ruh 3. gök katında)
18. basamakta
Nefs-i Mutmainne (Fecr-27- Ruh 4. gök katında)
19. basamakta
Nefs-i Radiye (Fecr-28 - Ruh 5. gök katında)
20. basamakta
Nefs-i Mardiye Fecr-28 - Ruh 6. gök katında)
21. basamakta
Nefs-i Tezkiye (Fatır-18 - Ruh 7. gök katında) (Ruh teslimi)
22. basamakta
Nefs ve Ruh Fena Makamında (Nebe-39, Al-i İmran-14)
23. basamakta
Nefs ve Ruh Beka Makamında (En’am- 127)
24. basamakta
Nefs ve Ruh Zühd Makamında (Yusuf-20, Ahzab-41)
25. basamakta
Nefs ve Ruh Muhsinler Makamında (Fizik.vücut teslimi) (Nisa-125,
Al-i İmran-20)
26. basamakta
Nefs ve Ruh Ulûl-elbab makamında (kişi daimi zikirde) (Al-i
İmran-190, 191, Nisa-103)
27. basamakta
Nefs ve Ruh İhlâs makamında ( Nefsin teslimi ) (Beyyine-5,
Bakara-139)
28. basamakta
Ruh Salah Makamında
28/1- Tövbe-i Nasuh (Nasuh tövbesi) (Tahrim-8)
28/2- Günahların örtülmesi (Tahrim-8)
28/3- Salah nurunun verilmesi (Tahrim-8)
28/4-1- günahların sevaba çevrilmesi (Tahrim-8)
2-İrşada ulaşma (Hucurat-7)
28/5- İrşad makamına tayin olma, (Tevbe
-100, Al-i İmran-110(
28/6- Kavim resûlleri (Nahl-36, İbrahim-4,
İsra-15, Zumer-71, Mu’minün-44)
28/7- Devrin imamı (Huzur Namazı İmam’ı )
(Secde-24)e-24)
7 FURKAN
1. Furkan,
kişinin gözlerindeki hicab-ı mesture alınıyor.
hicab-ı
mesture konulması (İsra-45,46)
hicab-ı mesture alınması (En’am-46)
2. Furkan,
basar hassasının üzerindeki gışavet alınıyor ( En’am-46)
3. Furkan,
kulaklardaki vakra alınıyor
vakranın konulması (İsra-45,46)
vakranın alınması (En’am-46)
4. Furkan,
semi hassası üzerindeki mühür açılıyor (En’am-46)
5. Furkan,
kalbin mühürü açılıyor. (En’am- 46)
6. Furkan,
Kalpteki ekinnet alınıyor.
Ekinnetin konulması (İsra-45,46)
ekinnetin alınması (En’am-46)
7. Furkan
Ekinnetin yerine İhbat konması (Hud-23, Hac-34,54)
12 İHSAN
1. İhsan,
gözlerdeki hicab-ı mesturenin alınması (En’am-46), (Konulması İsra-45,46)
2. İhsan,
basar hassası üzerindeki gışavet adlı perdenin alınması (En’am-46)
3. İhsan,
kulaklarımızdaki vakranın alınması (En’am-46, konulması İsra-45,46)
4. İhsan,
semi hassasının üzerindeki mührün açılması (En’am-46)
5. İhsan,
kalbimizin mührünün açılması (En’am-46)
6. İhsan,
kalbimizdeki ekinnetin alınması (En’am-46) (konulması İsra-45,46)
7. İhsan,
kalbimize ihbat konması (Hud-23, Hac-34,54)
8. İhsan,
Allah’ın kalbimize ulaşması (Tegabun-11)
9. İhsan,
kalbimizin nur kapısını Allah’a çevrilmesi (Kaf-33)
10. İhsan,
göğsümüzden kalbimize nur yolu açılması (En’am-125)
11. İhsan,
1-
kalbimize Allah’ın nurunun girmeye başlaması (Zumer-22)
2- %2
rahmet nunu ile kişinin huşu ya ulaşması (Hadid-16)
12.İhsan,
Hacet Namazının kılınması neticesinde Allah’ın bize mürşidimizi
göstermesi,
1- Mürşid
farzdır. (Maide-35)
2- Mürşidi
Allah tayin eder. (Nahl-9)
3- Mürşid
Allah’tan istenir. (Bakara-45, Fatiha-5)
4- Mürşidi
Allah gösterir (Bakara-45,46)
7 Nİ’MET
1. Ni’met
Devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine gelir. (Mü’min-15)
2. Ni’met
kişinin kalbine iman yazılır. (Mucadele-22)
3. Ni’met
1-
günahlar sevaba çevrilir (Furkan-69,70)
2-
sevapların 1’e 10’dan, 1’e 100’e ve 700’e çıkarılması (Bakara-261)
4.Ni’met
Ruhumuz Allah’a doğru yola çıkar (Nebe-39, Muzemmil-8)
5.Ni’met
kişi Nefs tezkiyesine başlar (Zumer-22,23; Nur-21, Şems-9)
6.Ni’met
Fizik vücudun nefs açısından şeytana kul olmaktan kurtulması ve
Allah’a kul olmaya başlaması (Rad-36, Ankebut-56)
7.Ni’met
iradenin güçlenmeye başlaması Ahzab-43, Bakara 257
28 BASAMAK, 7
FURKAN, 12 İHSAN, 7 Nİ’MET’ i
daha geniş
detaylı, açıklayalım inşallah.
Aziz
kardeşlerimiz,
Bizim ile Allahû
Tealâ arasında 28 basamaklık bir İslam merdiveni, basamağı (manevi
merdiven, manevi basamak ) vardır.
1. BASAMAKTA
OLAYLARI YAŞIYORUZ.
2/BAKARA-216:
Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrehû
şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun
lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve savaş, o sizin
için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı.
Hoşlanmayacağınız bir şey olur ki; o sizin için bir hayırdır.
Seveceğiniz bir şey olur ki; o sizin için bir şerrdir. Ve (bütün
bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
2. BASAMAKTA
OLAYLARI DEĞERLENDİRİYORUZ,DAVRANIŞ BİÇİMLERİNE GÖRE ALLAH BİZİ
SEÇİYOR.
42/ŞURA-13:
Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve
mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ
teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi),
allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî
ileyhi men yunîb(yunîbu).
Dînde, onunla Hz.
Nuh’a vasiyet ettiğimiz (farz kıldığımız) şeyi (şeriati); “Dîni
ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara
ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet
ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldık. Senin
onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme)
müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini
Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ruhunu
hayatta iken Kendisine ulaştırır).
3. BASAMAKTA
ALLAH’A YAŞARKEN ULAŞMAYI DİLİYORUZ.
30/RUM-31:
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel
muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a)
yönel (Allah’a ulaşmayı dile) ve böylece O’na (Allah’a karşı) takva
sahibi ol ve namaz kıl ve müşriklerden olma.
2/BAKARA-256:
Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men
yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil
vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Dînde zorlama
yoktur. İrşad yolu (hidayet yolu; Allah’a ulaştıran yol), gayy
yolundan (dalâlet yolu; şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça
(ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana
ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur,
Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan)
kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin
eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.
29/ANKEBUT-5:
Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi leât(leâtin), ve huves
semîul alîm(alîmu).
Kim Allah’a mülâki
olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı)dilerse, o taktirde muhakkak ki
Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka
hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O, en iyi işiten, en iyi
bilendir.
4. BASAMAKTA
ALLAH RAHÎM ESMASIYLA BİZE TECELLİ EDİYOR.
12/YUSUF-53: Ve
mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime
rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi
ibra edemem (temize çıkaramam). Çünkü nefs, mutlaka sui olanı
(şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler)
hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret (günahları sevaba çeviren)
edendir, Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri
tezkiye ve tasfiye eden).
5. BASAMAKTA
(1.FURKAN, 1.İHSAN) KİŞİNİN GÖZLERİNDEKİ HİCAB-I MESTURE ALINIYOR,
(2. FURKAN, 2. İHSAN) BASAR HASSASININ ÜZERİNDEKİ GIŞAVET ALINIYOR.
17/İSRA-45: Ve
izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil
âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı
kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel
Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı
mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde
koyduk).
17/İSRA-46: Ve
cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran),
ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim
nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı),
fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin
üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların
kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin
tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.
8/ENFAL-29: Yâ
eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve
yukeffir ankum seyyiâtikum veyagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar,
Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı
ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter
ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah,
büyük fazl sahibidir.
6/EN'AM-36:
İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ
yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).
(Davete) ancak
işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli
işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan
basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra ona döndürülürler.
(Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah’a döndürülür.)
27/NEML-81: Ve
mâ ente bi hâdîl umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi
âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).
Ve sen, körleri
dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdiremezsin. Sen, ancak
âyetlerimize inananlara işittirebilirsin. İşte onlar, teslim
olanlardır.
6/EN'AM-46: Kul
e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ
kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe
nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed
müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet
Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin
kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size
(geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar
yüz çeviriyorlar.
6. BASAMAKTA
(3.FURKAN, 3.İHSAN) KİŞİNİN KULAKLARINDAKİ VAKRA ALINIYOR., (4.
FURKAN, 4. İHSAN) SEMİ HASSASI ÜZERİNDEKİ MÜHÜR AÇILIYOR.
6/EN'AM-46: Kul
e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ
kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe
nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed
müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet
Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin
kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size
(geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar
yüz çeviriyorlar.
17/İSRA-45: Ve
izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil
âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı
kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel
Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı
mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde
koyduk).
17/İSRA-46: Ve
cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran),
ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim
nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı),
fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin
üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların
kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin
tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.
7.BASAMAKTA
(5. FURKAN, 5. İHSAN) KALBİN MÜHÜRÜ AÇILIYOR. (6.FURKAN, 6. İHSAN)
KALPTEKİ EKİNNET ALINIYOR, (7. FURKAN, 7. İHSAN) EKİNNETİN YERİNE
İHBAT KONUYOR.
6/EN'AM-46:
Kul e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ
kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe
nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed
müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet
Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin
kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size
(geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar
yüz çeviriyorlar.
22/HAC-34: Ve
li kulli ummetin cealnâ menseken li yezkurûsmallâhi alâ mâ razakahum
min behîmetil en’âm(en’âmi), fe ilâhukum ilâhun vâhıdun fe lehû
eslimû ve beşşiril muhbitîn(muhbitîne).
Ve Biz, bütün
ümmetler için (kurban konusunda aynı) usulleri tayin ettik ki
onlara, (Allah’ın) rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar
üzerine Allah’ın İsmi’ni zikretsinler (Allah’ın İsmi ile kurbanları
kessinler). O halde, sizin İlâhınız Tek Bir İlâh’tır. Öyleyse O’na
teslim olun! Ve muhbitleri müjdele.
22/HAC-54: Ve
li ya’lemellezîne ûtul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû
bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû
ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Ve kendilerine
ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, resûlün, nebînin)
söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, ona îmân
etmeleri, onların kalplerinin onu, (Allah’ı) idrak etmesi
(kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak
kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları
(Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet
edendir.
8. BASAMAKTA
(8.İHSAN) ALLAH KİŞİNİN KALBİNE ULAŞIYOR,
64/TEGABUN-11:
Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(bi iznillâhi), ve men yu'min
billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bikulli şey'in alîm(alîmun).
Allah’ın izni
olmadan (kimseye) bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah’a âmenû
olursa Allah, onun kalbine ulaşır (hidayet eder). Ve Allah, herşeyi
bilendir.
9. BASAMAKTA
(9. İHSAN) ALLAH KİŞİNİN KALBİNİ ALLAH’A ÇEVİRİYOR.
50/KAF-33: Men
haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîb(munîbin).
Kim gaybte
(görmeden) Rahmân’a huşû duyarsa, (onun kalbine ulaşan Allah, o
kişinin kalbini Kendine çevirir, bu sebeple) O’na dönük bir kalple
(Allah’ın huzuruna) gelir.
10. BASAMAKTA
(10. İHSAN) KİŞİNİN GÖĞSÜNDEN KALBİNE NUR YOLU AÇILIYOR
6/EN'AM-125: Fe
men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve
men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ
yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ
yu’minûn(yu’minûne).
Artık Allah kimi
hidayete erdirmeyi dilerse onun göğsünü teslime (İslâm’a) açar. Kimi
dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi
daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların
üzerine pislik (azap, darlık, güçlük) verir.
11. BASAMAKTA
(11. İHSAN) ZİKİRLE RAHMET NURLARI KALBE GİRİYOR
39/ZUMER-22: E
fe men şerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi),
fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike
fî dalâlin mubîn(mubînin).
Allah kimin
göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden
bir nur üzere olur. Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet
bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlettedirler.
12. BASAMAKTA
(12. İHSAN) KİŞİ HUŞÛ SAHİBİ OLUYOR.
57/HADİD-16: E
lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ
nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe
tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Âmenû olanların
kalplerinde, Allah’ın zikri ile (ve bu zikirle) Hakk’tan inen şeyle
(nurla) huşûya ulaşmak (huşû sahibi olmak) zamanı gelmedi mi? Daha
önce kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen
kalpleri kasiyet bağlayan (kalpleri zikirsizlikten veya zikirden
kararan ve sertleşen ve hastalanan) kimseler gibi olmasınlar.
Onların çoğu fasıklardır.
13. BASAMAKTA
KİŞİNİN HACET NAMAZI KILMASIYLA ALLAH KİŞİYE MÜRŞİDİNİ GÖSTERİYOR.
A) MÜRŞİD FARZDIR.
5/MAİDE-35:Yâ
eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî
sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar
(Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler)! Allah’a karşı takva
sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda
cihad edin. Umulur ki; siz felâha erersiniz.
B) MÜRŞİDİ ALLAH TAYİN EDER.
16/NAHL-9:Ve
alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum
ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin
(dergâhlardan Sıratı Mustakîm’e ulaşan bütün yolların yani
mürşidlerin) tayini, Allah’ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır.
Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
C) MÜRŞİD ALLAH’TAN İSTENİR.
2/BAKARA-45:
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ
alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah’tan)
sabırla ve namazla istiane (yardım) isteyin. Fakat muhakkak ki bu
(hacet namazı ile Allah’a ulaştıran mürşidi sormak), huşû sahibi
olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
1/FATİHA-5:
İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu).
Sana kul oluruz ve
yalnız Senden İSTİANE isteriz. (Allah’ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve
yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.
D) MÜRŞİDİ ALLAH GÖSTERİR.
2/BAKARA-45:
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ
alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah’tan)
sabırla ve namazla istiane (yardım) isteyin. Fakat muhakkak ki bu
(hacet namazı ile Allah’a ulaştıran mürşidi sormak), huşû sahibi
olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
2/BAKARA-46:
Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
O (huşû sahipleri)
ki; onlar, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarını
ve (sonunda ölümle) mutlaka O’na döneceklerine yakîn derecesinde
inanırlar.
14. BASAMAKTA
MÜRŞİDİN ÖNÜNDE TÖVBE EDİLİR.
25/FURKAN-70:
İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihanfe ulâike
yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren
rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi
önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan)
mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte
onların, Allah, seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba)
çevirir. Ve Allah, Gafûr’dur (günahları sevaba çeviren), Rahîm’dir
(rahmet gönderen).
48/FETİH-10:
İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe),
yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihi),
ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
Muhakkak ki onlar,
sana biat ettikleri zaman Allah’a biat etmiş oldular. Onların
ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için
ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardı. Kim
(derecesini nâkısa) düşürürse, muhakkak ki o, nefsi sebebiyle
(Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için)
derecesini nâkısa düşürmüştür. Kim de Allah’a olan ahdini yerine
getirirse (ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allah’a teslim
ederse), ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine
ve dünya saadetine erdirilecektir).
60/MUMTEHİNE-12:
Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mu'minâtu yubâyi'neke alâ en lâ
yuşrikne billâhi şey'en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne
evlâdehunne ve lâ ye'tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve
erculihinne ve lâ ya'sîneke fî ma'rûfin fe bâyı'hunne
vestagfirlehunnallâh(vestagfirlehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Ey Peygamber! Sana
biat etmek üzere mü'min kadınlar geldiğinde, onlardan Allah'a hiçbir
şeyle ortak (şirk) koşmamak, hırsızlık etmemek, zinada bulunmamak,
çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira
uydurup getirmemek ve ma’rufla (kendilerine emrettiğim şeylerde)
sana asi olmamak üzere (söz verdikleri vakit) onların biatlerini
kabul et. Ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah,
mağfiret edici (günahları sevaba çevirici) ve rahmet sahibidir.
15. BASAMAK
NEFS-İ EMMÂRE
12/YUSUF-53: Ve
mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime
rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi
ibra edemem (temize çıkaramam). Çünkü nefs, mutlaka sui olanı
(şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler)
hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret (günahları sevaba çeviren)
edendir, Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri
tezkiye ve tasfiye eden).
16. BASAMAK
NEFS-i LEVVÂME
75/KIYAME-2: Ve
lâ uksimu bin nefsil levvâmeh(levvâmeti).
Ve hayır, o
levvame (kınanan, suçlanan) nefse yemin ederim.
17. BASAMAK
NEFS-İ MÜLHİME
91/ŞEMS-7: Ve
nefsin ve mâ sevvâhâ.
Yemin ederim ki; o
nefs, sevva edildi (7 kademede).
91/ŞEMS-8: Fe
elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Ona (o nefse),
(Allah'ın) takvası ve (şeytanın) füccuru ilham edilir.
18.BASAMAK
NEFSİ-İ MUTMAİNNE
89/FECR-27: Yâ
eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).
Ey mutmain olan
nefs!
19.BASAMAK NEFS-İ
RADİYE
89/FECR-28:
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Allah’tan razı ol
ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek
ulaş.
20.BASAMAK NEFS-İ
MARDİYE
89/FECR-28:
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Allah’tan razı ol
ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek
ulaş.
21.BASAMAK NEFS-İ
TEZKİYE
35/FATIR-18: Ve
lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ
lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne
yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ
fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).
Yük taşıyan birisi
(bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır
yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile
ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak
gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve
kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece
kendi nefsi için yapar. Ve dönüş Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh
Allah’a döner ulaşır).
22. BASAMAK
FENA MAKAMI
78/NEBE-39:
Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).
İşte o gün
(mürşidin eli Hakk'a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu
gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah'a ulaşmayı dileyen) kişi,
kendisini Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm'i) yol ittihaz
eder (edinir). (Allah'a ulaşan kişiye Allah), meab (sığınak, melce)
olur.
3/AL-İ
İMRAN-14: Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne
vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil
musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ,
vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
İnsanlara,
kadınların, oğulların, kantar kantar altınların ve gümüşlerin salma
(nişaneli) atların, davarların ve ekinlerin sevgisi süslendi (güzel
gösterildi). Bunlar, dünya hayatının metaıdır (malıdır). Ve Allah,
O’nun (Allah’ın) katında Hüsnül Meab’tır (en güzel sığınaktır).
23. BASAMAK
BEKA MAKAMI
6/EN'AM-127:
Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû
ya’melûn(ya’melûne).
Rab’lerinin
katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış
olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.
24. BASAMAK
ZÜHD MAKAMI
12/YUSUF-20: Ve
şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû
fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).
Ve onu (Yusuf’u),
az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü; ona karşı
zahidlerden idiler.
33/AHZAB-41: Yâ
eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey âmenû olanlar!
Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.
25. BASAMAK
MUHSİNLER MAKAMI(FİZİK VÜCUD TESLİMİ)
4/NİSA-125: Ve
men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun
vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), vettehazallâhu ibrâhîme
halîlâ(halîlen).
O kişiden, vechi
(fizik vücudu) dînde daha ahsen kim vardır? O kişi ki; vechini
(fizik vücudunu) Allah’a teslim etmiş ve muhsinlerden olmuştur ve
hanif olarak Hz. İbrâhîm’in dînine tâbî olmuştur. Ve Allah, Hz.
İbrâhîm’i dost ittihaz etmiştir.
3/AL-İ
İMRAN-20: Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve
menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel
ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe
innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).
Eğer seninle
tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: “Ben ve bana tâbî olanlar
vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap
verilenlere ve ÜMMÎ’lere de ki: “Siz de (fizik vücudunuzu Allah’a)
teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse o zaman (onlar) andolsun
ki; hidayete ermişlerdir. Eğer yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen
(görev) ancak tebliğdir. Allah kullarını BASÎR’dir (görendir).
26. BASAMAK
ULÛL-ELBAB MAKAMI (DAİMÎ ZİKİR)
3/AL-İ
İMRAN-190: İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven
nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı).
Hiç şüphesiz;
göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca
gelişinde, elbette ulûl’elbab için nice deliller vardır.
3/AL-İ
İMRAN-191: Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ
cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ
mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).
O (Ulûl’elbab) ki;
(lübblerin, Allah’ın sır hazinelerinin sahipleri), onlar ayakta
iken, otururken ve yan üstü yatarken (hep) Allah’ı zikrederler.
Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler. (Ve derler
ki): “Ey Rabbimiz! Sen, bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın.
Seni tesbih (tenzih) ederiz. Bizi, ateşin azabından koru.”
4/NİSA-103: Fe
izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ
cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte
kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Namazı
bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü
yatarken) Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı
erkânıyla kılın. Çünkü; namaz, mü’minlerin üzerine, vakitleri
belirlenmiş bir farz olmuştur.
27. BASAMAK
İHLAS MAKAMI (NEFSİN TESLİMİ)
98/BEYYİNE-5:
Ve mâ umirû illâ li ya’budûllâhe muhlisîne lehud dîne hunefâe ve
yukîmûs salâte ve yu’tûz zekâte ve zâlike dînul kayyimeh(kayyimeti).
Onlar
emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dînde halis
(nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz
kılmakla ve zekât vermekle emrolundular. İşte kayyum olan dîn budur.
2/BAKARA-139:
Kul e tuhâccûnenâ fîllâhi ve huve rabbunâ ve rabbukum, ve lenâ
â’mâlunâ ve lekum a’mâlukum ve nahnu lehu muhlisûn(muhlisûne).
De ki: “Allah
hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir
sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de
size aittir. Ve biz, onun için ihlâs sahibi (muhlis) (kul)larız.”
28. BASAMAK
SALAH MAKAMI
28.1- TÖVBE-İ
NASUH
66/TAHRİM-8:
Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan),
asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin
tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne
âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim
yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli
şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû
olanlar! Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki;
Allah, sizin
günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere
koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları
utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında
olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz
nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir),
muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.
28.2-
GÜNAHLARIN ÖRTÜLMESİ
66/TAHRİM-8: Yâ
eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ
rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin
tecrî min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne
âmenû meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim
yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli
şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar!
Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin
günahlarınızı örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere
koysun. O gün Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları
utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında
olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz
nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir),
muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.
28.3-SALAH NURU
66/TAHRİM-8: Yâ
eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ
rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî
min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû
meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne
rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli şey'in
kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar!
Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı
örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun. O gün
Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları
utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında
olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün):
“Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı
sevaba çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.
28.4/1-GÜNAHLARIN SEVABA ÇEVRİLMESİ
66/TAHRİM-8: Yâ
eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ
rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhilekum cennâtin tecrî
min tahtihel enhâru, yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû
meah(meahu), nûruhum yes'â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne
rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfir lenâ, inneke alâ kulli
şey'in kadîr(kadîrun).
Ey âmenû olanlar!
Allah’a nasuh tövbesiyle tövbe edin ki; Allah, sizin günahlarınızı
örtsün ve sizi, altından nehirler akan cennetlere koysun. O gün
Allah, nebîleri ve onlarla birlikte âmenû olanları
utandırmayacaktır. (O gün) onlar, nurları önlerinde ve sağlarında
olarak yürürler ve (nasuh tövbesini yaptıkları gün): “Rabbimiz
nurumuzu tamamla, bizlere mağfiret et (günahlarımızı sevaba
çevir), muhakkak ki; Sen, herşeye kaadirsin.” derler.
28.4/2-İRŞADA
ULAŞMA
49/HUCURAT-7:
Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin
minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve
zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel
isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Bilin ki, içinizde
Allah’ın resûlü var. Şâyet emirlerin çoğunda size uysaydı
lânetlenirdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi, kalplerinizde onu
(îmânı) müzeyyen kıldı (fazılları îmân kelimesinin etrafında
toplayarak kalbinizi tamamen nurla doldurdu). Size; küfrü, fıskı ve
isyanı kerih gösterdi. İşte onlar, irşad olanlardır.
28.5-İRŞAD
MAKAMINA TAYİN
10/TEVBE-100:Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri
vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve
eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ
ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el
evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan ulûl’elbab, ihlâs ve salâh
makamlarını, en üst üç makamı işgal edenler), onların bir kısmı
muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden), bir kısmı
ensardan (Medine’deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar
ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe, irşad makamına
sahip oldukları için onlara tâbî olundu.) Allah, onlardan razı ve
onlar da O’ndan (Allah’tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından
ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır.
İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
3/AL-İ
İMRAN-110: Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil
ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve
lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve
ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).
Siz, insanlar için
çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. Ma’ruf ile emreder,
münkerden (kötülükten) alıkoyarsınız (nefslerindeki kötü afetlerden
kurtulmalarına yardım edersiniz). Allah’a îmân edersiniz. Eğer kitap
ehli de îmân etmiş olsaydı kendileri için elbette hayırlı olurdu.
Onlardan mü’min olanlar da var ama onların çoğu fasıklardır.
28.6-KAVİM
RESULLERİ
16/NAHL-36: Ve
le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût
tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid
dalâleh(dalâletu),fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul
mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve andolsun ki;
Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde bir resûl
beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). Allah’a kul olsunlar
ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp
kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve
bir kısmının da üzerine dalâlet hak oldu. (Resûllere tâbî olanlar
hidayete erdi, tâbî olmayanların ise üzerine dalâlet hak oldu.)
Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl
olduğuna bakın (görün).
14/İBRÂHÎM-4:Ve
mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe
yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzul
hakîm(hakîmu).
Hiçbir resûlümüz
yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım.
Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse
Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette
bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir.
Ve O, Azîz’dir, hikmet sahibidir.
17/İSRA-15:
Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe
innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ
kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).
Kim hidayete
erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için)
hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi
üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir
kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl
göndermedikçe azap edici olmadık.
39/ZUMER-71:
Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ
futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye'tikum rusulun
minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum
hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel
kâfirîn(kâfirîne).
Kâfirler, zümre
zümre cehenneme sürülürler. Kapılara geldikleri zaman kapılar
açılır. Cehennem bekçileri, onlara derler ki: “Size sizden (sizin
aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki size (üzerinize) Allah’ın
âyetlerini okusun (anlatsın, izah etsin) ve sizi bugüne (buraya)
geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın, ikaz etsin. (Cehenneme girenler)
dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü, kâfirlerin üzerine
hak oldu.
23/MU'MINUN-44:
Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu
fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den
li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz,
resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete
resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları
birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık
mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
28.7-DEVRİN
İMAMI
32/SECDE-24:Ve
cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû, ve kânû bi
âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Onlardan
(insanlardan) imamlar (mürşidler) kıldık, emrimizle insanları
hidayete erdirsinler (Allah'a insanların ruhlarını ulaştırsınlar)
diye, sabrın sahibi olmalarından dolayı ve âyetlerimize (Allah'ın
âyetlerine) yakîn hasıl ettikleri için.
7 FURKAN
1-
HİCABI MESTURENİN ALINMASI
17/İSRA-45: Ve
izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil
âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı
kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel
Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı
mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde
koyduk).
17/İSRA-46: Ve
cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim
vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ
edbârihim nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı),
fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin
üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların
kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin
tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.
(İSRA 45-46 HİCABI
MESTURENİN KONULMASI
İSRA-46 HİCABI
MESTURENİN ALINMASI)
2-BASAR
HASSASININ ÜZERİNDEKİ GIŞAVETİN ALINMASI
6/EN'AM-46: Kul
e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ
kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe
nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed
müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet
Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin
kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size
(geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar
yüz çeviriyorlar.
3-KULAKLARINDAKİ
VAKRA ALINIYOR.
(İSRA-45,46
VAKRANIN KONULMASI
EN’AM-46 VAKRANIN
ALINMASI)
17/İSRA-45: Ve
izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil
âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı
kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel
Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı
mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde
koyduk).
17/İSRA-46: Ve
cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim
vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ
edbârihim nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı),
fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin
üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların
kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin
tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.
4-SEMİ HASSASI
ÜZERİNDEKİ MÜHÜR AÇILIYOR.
(BAKARA-6,7 SEMİ
HASSASININ MÜHÜRLENMESİ)
2/BAKARA-6:
İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ
yu'minûn(yu’minûne).
Onlar muhakkak ki
kâfirdirler. Onları ikaz etsen de, etmesen de (onlar için) eşittir
(birdir). Îmân etmezler.
2/BAKARA-7:
Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem'ıhim, ve alâ ebsârihim
gışâveh(gışâvetun), ve le hum azâbun azîm(azîmun).
Allah onların
kalpleri üzerine (kalplerindeki rahmet kapısının üzerine) ve
(kalplerindeki) işitme (sem’î) hassasının üzerine mühür vurdu
(mühürledi). (Ve kalplerindeki) görme (basar) hassasının üzerine
GIŞAVET (adlı) bir perde (çekti). Onlar için azîm (büyük) bir azap
(var).
(EN’AM-46 SEMİ
HASSASININ MÜHÜRÜNÜN AÇILMASI)
6/EN'AM-46: Kul
e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ
kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe
nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed
müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet
Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin
kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size
(geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar
yüz çeviriyorlar.
5-KALBİN MÜHRÜ
AÇILIYOR.
(CASİYE-23 KALBİN
MÜHÜRLENMESİ)
45/CASİYE-23: E
fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve
hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî
gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe
lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevalarını
(nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim)?
Allah, onları bir ilim üzere dalâlette bırakır. Onların
kalplerindeki sem’î (işitme) hassasını ve kalplerini (kalpteki idrak
hassasını) mühürler ve onların kalplerindeki basar (görme)
hassasının üzerine gışavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artık)
Allah’tan sonra kim bu kişiyi hidayete erdirebilir? Hâlâ düşünmez
misiniz?
(EN’AM-46 MÜHRÜN
AÇILMASI)
6/EN'AM-46: Kul
e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ
kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe
nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed
müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet
Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin
kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size
(geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar
yüz çeviriyorlar.
6-KALPTEKİ
EKİNNET ALINIYOR
(İSRA-45,46
EKİNNETİN KONULMASI)
17/İSRA-45: Ve
izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil
âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı
kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel
Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı
mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde
koyduk).
17/İSRA-46: Ve
cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim
vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ
edbârihim nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı),
fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin
üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların
kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin
tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.
(EN’AM-46
EKİNNETİN ALINMASI)
6/EN'AM-46: Kul
e reeytum in ehazallâhu sem’akum ve ebsârekum ve hateme alâ
kulûbikum men ilâhun gayrullâhi ye’tîkum bih(bihî), unzur keyfe
nusarriful âyâti summe hum yasdifûn (yasdifûne).
(Ya Muhammed
müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? (aczinizi anladınız mı?) Şâyet
Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin
kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size
(geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar
yüz çeviriyorlar.
7-EKİNNETİN
YERİNE İHBAT KONULUYOR.
11/HUD-23:
İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve ahbetû ilâ rabbihim ulâike
ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Muhakkak ki; âmenû
olanlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenler), ıslâh edici
amel (nefs tezkiyesi) yapanlar ve Rab’lerine huşû duyanlar
(kalplerine ihbat konulanlar, razı ve itaatkâr olanlar), işte onlar,
cennet ehlidir. Onlar, orada ebedî kalanlardır..
22/HAC-34: Ve
li kulli ummetin cealnâ menseken li yezkurûsmallâhi alâ mâ razakahum
min behîmetil en’âm(en’âmi), fe ilâhukum ilâhun vâhıdun fe lehû
eslimû ve beşşiril muhbitîn(muhbitîne).
Ve Biz, bütün
ümmetler için (kurban konusunda aynı) usulleri tayin ettik ki
onlara, (Allah’ın) rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar
üzerine Allah’ın İsmi’ni zikretsinler (Allah’ın İsmi ile kurbanları
kessinler). O halde, sizin İlâhınız Tek Bir İlâh’tır. Öyleyse O’na
teslim olun! Ve muhbitleri müjdele.
22/HAC-54: Ve
li ya’lemellezîne ûtul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû
bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû
ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Ve kendilerine
ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, resûlün, nebînin)
söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, ona îmân
etmeleri, onların kalplerinin onu, (Allah’ı) idrak etmesi
(kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak
kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları
(Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet
edendir.
12 İHSAN
1.İHSAN:
Gözlerdeki hicab-ı mesturenin alınması,
(Söz konusu
âyetler yukarıda geçmişti)
[(İSRA-45,46)KONULMASI]
İSRA 45-46
(HİCAB-I MESTURENİN KONMASI
EN’AM-46
( Ayetler
yukarıda açıklanmıştı )
2.İHSAN: Basar
hassası üzerindeki gışavet adlı perdenin alınması,
EN’AM-46
3.İHSAN:Kulaklarımızdaki vakranın alınması,KULAKLARIMIZDAKİ VAKRANIN
ALINMASI,ENAM-46[(İSRA-45,46)KONULMASI]
EN’AM-46
İSRA 45-46
4.İHSAN:SEMİ
HASSASININ ÜZERİNDEKİ MÜHRÜN AÇILMASI, ENAM-46
EN’AM-46
5.İHSAN:KALBİMİZİN
MÜHRÜNÜN AÇILMASI, ENAM-46
EN’AM-46
6.İHSAN:
KALBİMİZDEKİ EKİNNETİN ALINMASI ENAM-46 [(İSRA-45,46)KONULMASI]
EN’AM 46
İSRA-45,46
7.İHSAN:KALBİMİZE
İHBAT KONMASI,HUD-23,HAC-34,35
HUD-23
HAC-34
HAC-54
8.İHSAN: ALLAHIN
KALBİMİZE ULAŞMASI, TEGABÜN-11
TEGABÜN-11
9.İHSAN :
KALBİMİZİN NUR KAPISININ ALLAH’A ÇEVRİLMESİ, KAF-33
KAF-33
10.İHSAN:GÖĞSÜMÜZDEN KALBİMİZE NUR YOLU AÇILMASI, EN’AM-125
EN’AM-125
11.İHSAN:KALBİMİZE
ALLAHIN NURUNUN GİRMEYE BAŞLAMASI(ZÜMER-22)VE %2 RAHMET NURU İLE
HUŞUYA ULAŞILMASI (HADİD-16)
ZÜMER-22
HADİD-16
12.İHSAN : HACET
NAMAZININ NETİCESİNDE ALLAH’IN BİZE MÜRŞİDİMİZİ GÖSTERMESİ
12.1-MÜRŞİT
FARZDIR (MAİDE-35)
MAİDE-35
12.2-MÜRŞİDİ ALLAH
TAYİN EDER(NAHL 9)
NAHL 9
12.3-MÜRŞİT
ALLAHTAN İSTENİR (BAKARA-45) (FATİHA-5)
BAKARA-45
FATİHA-5
12.4-MÜRŞİDİ ALLAH
GÖSTERİR (BAKARA-45,46)
BAKARA-45,46
7 NİMET
1.NİMET: KİŞİNİN
BAŞININ ÜSTÜNE DEVRİN İMAMININ RUHU GELİR VE YERLEŞİR.
MÜ’MİN-15
2.NİMET:KALBİNİN
İÇİNE İMAN KELİMESİ YAZILIR.
MÜCADELE-22
3.NİMET:
3-1-KİŞİNİN
GÜNAHLARI SEVABA (SEYYİATI HASENATA)ÇEVRİLİR
FURKAN69 VE 70
3-2-ALLAH’IN O
GÜNE KADAR BİZE VERDİĞİ DERECELER 1’E 10 KEN, O GÜNDEN İTİBAREN BİZE
BAKARA SURESİNİN 261.AYETİ KERİMESİ GEREĞİNCE 1’E 100 VERMEYE
BAŞLAMASI.
BAKARA 261
4.NİMET:RUH
VÜCUTTAN AYRILARAK ALLAH’A DOĞRU YOLA ÇIKAR
NEBE-39
MÜZEMMİL-8
5.NİMET:NEFS
TEZKİYESİ BAŞLAR
ZUMER-22
ZUMER-23
NUR-21
ŞEMS-9
6.NİMET: FİZİK
VÜCUDUN NEFS TEZKİYESİ SEBEBİYLE ŞEYTANA KUL OLMAKTAN KURTULMAYA VE
, ALLAH’A KUL OLMAYA BAŞLAMASI.
RAD-36
ANKEBUT-56
7.NİMET: İRADEMİZ
GÜÇLENMEYE BAŞLAR
AZHAB-43
BAKARA-257