BİZİM ÖĞRETMENİMİZ KİMDİR ?
Aziz
kardeşlerimiz;
Sizleri selâmların
en güzeli olan, Allahû tealâ'nın selâmıyla selâmlıyoruz.
Esselâmu aleykum
rahmetullahu ve berekâtuhu
Aziz kardeşlerimiz
;
Bizim
öğretmenimiz;
Allah adına
Allah'a teslim alandır. Allah'a çağırandır.
Bizim
öğretmenimiz;
Allah'a teslim
olandır. Yani, ruhunu da vechini de nefsini de Allah’a teslim
etmiş olup yetmez; aklını ve iradesini de teslim ederek
Allahû Tealâ'nın tasarruf altına aldığı O mübarektir.
Bizim
öğretmenimiz;
İlm-el yakînin
sahibidir. Ayn-el yakînin sahibidir. Hakk-el yakînin sahibidir.
Bizim
öğretmenimiz ;
Allahû Tealâ'nın
ilmin bütünününü kendisine verdiği, bütün alemleri, bütün
taifeleri irşadla görevlendirdiğidir.
Bizim
öğretmenimiz ;
Allahû Tealâ'nın
kendisine Kitap, Taht, Sancak, Nur ve Kılıç ihsan ettiği
MEHDİ RESÛL
(A.S)’ dır.
O Resûl ki;
kâinatta
Kur'ân’daki İslâm'ı yaşatacak son temsilci...
O Resûl ki;
Hz. İsa (A.S) ile
birlikte Deccal'i yenmekle görevli.
O Resûl ki;
Peygamber
Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’in " Siz O geleni görünce,
kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa O'na biat ediniz. Çünkü O,
Allah'ın halifesi MEHDİ’dir." Bir diğer hadis-i şerifinde: "Biz
Abdulmuttalib'in çocukları, cennet halkının büyükleriyiz. Ben,
Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi" buyurduğu ve
O'nunla ilgili : “Kıyâmet yaklaştığı zaman mü'minlerin kalbi
ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid’'atların
ortaya çıkması ve emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker
imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman, Benim
Evlatlarımdan MEHDİ (A.S) ile Cenab-ı Hakk sünnetleri ihya
eder. O'nun adaleti ve bereketi ile mü'minlerin kalbi
ferahlar. Acem ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet
yerleşir."
"O'nun asrında
cahil, cimri ve korkak olan bir adam, O'nun teveccühüyle
hemen alim, cömert ve cesur olacaktır." Ve "Mehdi (A.S.)
bizdendir ( soyumuzdandır ). Allah nasıl bu dîni bizimle
başlatmışsa, O'nunla sona erdirecektir. Ve onlar nasıl
bizimle şirkten kurtulmuşsa, O'nunla da fitneden
kurtulacaklardır." müjdesini verdiği;
O Resul ki;
Allahû Tealâ'nın
Al-i İmran Suresi 81. âyet-i kerimesinde bütün nebîlerden
ona îmân edeceklerine ve yardım edeceklerine dair söz
aldığı kişi. Buyuruyor ki:
“Ey Nebi'ler!
Size kitap verdik. Sizlerden sonra sizdekini tasdik edecek
bir Resûlümüz gelecek. O'na îmân edeceğinize ve yardım
edeceğinize dair söz veriyor musunuz ?
Bütün nebîler
dediler ki: “Söz veriyoruz ve bunu dilimizle de ikrar
ediyoruz.” Allahû Tealâ buyurdu ki: " Birbirinize şahit olun.
Ben de sizinle beraber şahitlerdenim." Acaba Peygamber
Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) de onların içinde mi?
Birçok dîn alimleri diyorlar ki: “O gelecek Resûl
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)’dir. İşte
Ahzab Suresi’nin 7. âyet-i kerimesi:
"Hani biz
peygamberlerden kesin söz almıştık. Senden, Nuh'tan,
İbrâhîm'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da.”
Anlıyoruz ki;
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) de bu
nebîlerin içinde. O’ndan sonra gelecek olan bir peygamber
değil, ama bir Resûl. İşte O bizim Resûlümüz.
O Resûl ki;
İkinci Saadet
Asrı'nın mimarı. O'na tâbî olanlar da işte Vakıa Suresi’nde
müjdelenerek anlatılmış.
(Allahû Tealâ,
kıyamet vukû bulduğu, bizler üç sınıf olduğu zaman:)
Vakıa Suresi 8.
âyet-i kerime: İşte o "Ashab-ı meymene" yemin sahipleri, üç
yemini yerine getirenler, ne mutlu onlara.
Vakıa Suresi
9. âyet-i kerime: "Asab-ı Meş'eme " yeminlerini yerine
getirmeyenler ( ne mutsuz ve uğursuzdur o )
Vakıa Suresi
10. âyet-i kerime : yarışmada önde gidenler ( ulûl-elbab, ihlas
ve salah makamının sahipleri )
Vakıa Suresi 11.
âyet-i kerime : İşte onlar Allah'a yakın ( mukarreb )
olanlardır.
Vakıa Suresi 12.
âyet-i kerime : Naim cennetinde olacaklardır.
Vakıa Suresi 13.
âyet-i kerime : Onların çoğu evvelkilerden
Vakıa Suresi 14.
âyet-i kerime : Birazı da sonrakilerden.
İşte onlar
Mehdi Resûl’'e tâbî olup da, Kur'ân’da mevcut olup da iblis
tarafından unutturulan ahdimiz, misak ve yeminlerimizin
farziyetini anlatan Kur'ân'a çağıran Kur'ân'la konuşan daimî
zikre ulaşmışlardan oluşan gözde gruptur. Onların sayıları
az, yükleri ağırdır.
Bediuzzaman Saîd-i
Nursî Hazretleri; Hz. Mehdi (A.S)’ın yardımcıları hakkında şöyle
buyuruyor : "Bu vazifenin istinat ettiği kuvvet ve manevî
ordusu, yalnız ihlas, sadakat ve tenasüd sıfatlarına tam
sahip olan şâkirdlerdir. Ne kadar az da olsalar, manen bir
ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar."
İşte o pek
kesretli ve muktedir ordu Al-i Muhammed Aleyhissalâtu
Vesselam'dır. Ve Hz. Mehdi'nin en has ordusudur. ( Emirdağ
Lahikası 259 )
Onların kalpleri
demir gibidir. Ve onlar gündüzleri aslan, gece de âbiddirler.
Ne evvelkiler
ne sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez. Aralarında
kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar.
Onlar her zalime galip gelirler.
Bizim
Öğretmenimiz ;
MEHDİ RESÛL’ü
anlatmak öyle birkaç satıra, birkaç dakikaya sığar mı ?
O Resûl ki ;
Her şeyden önce
bize sevmeyi tanıtan, öğreten ve yaşatandır. Hayatımız
O'nunla anlam kazandı, yaşantımız tatlandı. Susayan kanar,
acıkan doyar, ama Bizim Öğretmenimiz MEHDİ RESûL'e doyulmaz,
kanılmaz.
"Ballar balını
buldum, kovanım yağma olsun" diyen Yunus Emre gibi biz de
ballar balı Resûlümüzü bulduk. Kovanımız yağma olsun.
MEHDİ RESûL'e
ulaşan her bahtlı kişi de binlerce selamla dolsun. Rabbimiz
ayaklarımızı sabit tutsun. Ve bizleri Livâ-yı Hamd sancağı
altında toplayacak Rabbimizin " Seni en çok seveniz, en çok
seni seveniz." buyurduğu öğretmenlerin en kıymetlisi, en
sevgilisinin dualarının bizlerle olması dileği ile bizi O'na
ulaştıran Rabbimize yarattıklarının sayısınca hamd ve
şükrederiz.
O'nu düşünmek
mutluluktur, O'nu konuşmak mutluluktur ve O'nun hedef
gösterdiği de mutluluktur.
Sizlerin de bu
mutluluğa ulaşmanız dileklerimizle...
Allah razı
olsun