BİLİYOR
MUYDUNUZ ?
1-
Günümüzde yaşanan İslâm’la, yani yalnızca İslâm’ın 5 şartını
yaşamakla hiç kimsenin cehennemden kurtulamayacağını, yalnızca
İslâm’ın 5 şartını yaşamakla hiç kimsenin cennete giremeyeceğini
biliyor muydunuz ?
2-
Cehenneme girenlerin de orada ebediyen kalacağını ve oradan çıkış
olmadığını ve bu konuda Kur’ân-ı Kerim’de tam 53 tane âyet olduğunu
biliyor muydunuz ?
3-
Uydurma bir hadis olan “Kalbinde zerre kadar îmân olan cennete
girer”!...yalanının iblisin büyük tuzağı olduğunu ve Kur’ân-ı
Kerim’e uymayan, ters düşen bütün hadislerin Peygamber Efendimiz Hz.
Muhammed Mustafa (S.A.V)’e ait olmadığını, uydurma ve yalan olduğunu
biliyor muydunuz ?
4-
İblisin son derece kurnaz bir varlık olduğunu, on binlerce yıllık
tecrübesi olduğunu ve insanların en büyük ve ezeli düşmanı olduğunu,
fakat ne yazık ki; insanların bunu fark ede- meyerek ve iblisi enayi
yerine koyarak dehşetli bir tuzağa düştüklerini biliyor muydunuz ?
5-
İslâm’ın 5 şartının yanında 6. şartının samimî olarak, ölmeden evvel
Allah’a ruhumuzu ulaştırmayı dilemek olduğunu, 7. şartının zikir
olduğunu, yani Allah’ın adını “Allah, Allah, Allah...” diye
zikretmek olduğunu biliyor muydunuz ?
6-
Bu iki temel şartın zaman içerisinde iblisin bir çok dîn adamını
kullanarak, insanlara unutturmasıyla insanların çok büyük
çoğunluğunun cehenneme doğru yol aldığını biliyor muydunuz ?
7-
Dağların taşların bile üstlenemediği büyük emanetin, Allah’ın Kendi
Zatı’ndan yalnızca insanlara üfürdüğü ruh’un olduğunu ve bu ruhun
can olmadığını, bu ruhu dünya hayatında iken O’na geri ulaştırmakla
vazifeli olduğumuzu ve bu şekilde hidayete ereceğimizi biliyor
muydunuz ?
8-
Hidayete ermeyi dilemeyen, yani ruhunu ölmeden evvel Allah’a
ulaştırmayı istemeyen herkesin -kim olursa olsun- Kur’ân’a göre
küfürde, şirkte, dalâlette olduğunu, Allah’ın değil tâgut’un (insan
ve cin şeytanların) kulu ve dostu olduğunu, Allah’ın âyetlerinden
gafil olduğunu, velhâsıl gideceği yerin ebedi olarak cehennem
olduğunu biliyor muydunuz ?
9-
Yalnızca Allah’a inanmak ve İslâm’ın yalnızca 5 şartını yaşamanın ya
da kelime-i tevhid getirmenin kişiyi kesinlikle mü’min yapmadığını,
bunun yeterli olmadığını,yalnızca ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyen
kişinin hak mü’min olduğunu ve mürşidine tâbî olduğu an kalbine îmân
kelimesi yazılarak îmânı artan mü’min olduğunu ve bunun haricinde
hiçbir inananın hak mü’min, yani gerçek mü’min olmadığını biliyor
muydunuz ?
10-
Günümüzde piyasada 60 çeşit Kur’ân-ı Kerim meali olduğunu ve bu
meallerde hidayetin, Sırat-ı Mustakîm’in ve irşad olmanın manalarına
doğru yol yazıldığı, fakat bu yolun nereye ulaştırdığının yazmadığı
ve bu meallerin, açıklamalarının eksik ve yanlış olduğunu, medyayı
paylaşan dîn adamlarının, profesörlerin ya da diyanet teşkilatının %
90’ından fazlasının Kur’ân’ın K’sinden haberi olmadığını,
insanların el yazması kitaplardan dînlerini öğrenerek ve öğreterek,
Kur’ân-ı Kerim’i rafa kaldırarak ve bunların büyük kitlelere yanlış
bilgiler vererek, yanlış yönlendirerek ve bu yanlış öğretilerinde
ısrar ederek, böylece üzerlerine büyük vebal alarak, yanlış dînî
öğretiyle büyük kitleleri cehenneme sürüklediklerini biliyor
muydunuz ?
11-
Arapça bilmenin Kur’ân-ı Kerim’i açıklamak için yeterli olmadığını,
çünkü aynı kelimelerin farklı manaları olduğu gibi, Arapça lügatinde
olmayan kelimelerin de bulunduğunu, böylece manası kapalı olan
âyetleri, Allah’ın yetki verdiklerinin haricinde hiç kimsenin
açıklayamayacağını ve bütün âyetlerin bir bütünü ihtiva ettiğini
biliyor muydunuz?
12-
Kur’ân-ı Kerim’in 7 kademe ve 4 teslimden oluştuğunu ve İslâm
dîninin teslim dîni olduğunu, bunların sırasıyla,
1- Ruhu ölmeden
önce Allah’a ulaştırmayı dilemek,
2- Allah’ın tayin
ettiği bir mürşide tâbî olmak,
3- Ruhu Allah’a
teslim etmek,
4- Vechi (fizik
vücudu) Allah’a teslim etmek,
5- Nefsi Allah’a
teslim etmek,
6- İrşada ulaşmak,
7- İradeyi Allah’a
teslim etmek olduğunu biliyor muydunuz?
13-
Herhangi bir kişinin “Ben Allah’a inanıyorum, namazımı da kılıyorum,
İslâm’ın 5 şartını yerine getiriyorum v.s... Böylece ben Allah’a
teslim oluyorum.” demesiyle kesinlikle Allah’a teslim olunmayacağını
biliyor muydunuz?
14-
Allah’a kul olmanın başlangıcının, mü’min olmanın başlangıcının,
hidayete ermenin, dalâletten kurtulmanın başlangıcının, takva sahibi
olmanın ve cehennemden kurtulmanın başlangıcının, olmazsa olmazının,
tam 12 defa üzerimize farz kılınan “ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı
dilemek” olduğunu biliyor muydunuz?
15-
Fizik vücudumuzla beraber, onun içinde ve aynı görüntüde olan ruh ve
nefs vücudumuzu, “Kaalu belâ” günü, yani dünyaya gönderilmeden evvel
Hz. Âdem’in ve bütün zürriyetinin, velhâsıl bütün insanlığın
Allah’ın huzurunda toplanıp bu üç vücudumuzu da Allah’a teslim
edeceğimize dair; ruhumuzun “misak”, vechimizin (fizik vücudumuzun)
“ahd” ve nefsimizin “yemin” adı altında Allah’a kesin yeminler
verdiğini biliyor musunuz?
16-
Allah’a ulaşmayı diledikten sonra, Allah’ın kişiye Rahîm esması ile
tecelli ettiğini ve kişinin zikir yapmaya başlamasıyla huşû sahibi
olup Hacet Namazı kılarak Allah’tan mürşidini istemesiyle, Allah’ın
bu kişiye rüyasında mürşidini göstereceğini; birkaç sefer göremez
ise, sabırla Hacet Namazı’nı kılmaya devam etmesiyle Allah’ın kişiye
mutlaka mürşidini göstereceğini biliyor muydunuz?
17-
Mürşidlerin, yani Allah’ın tayin ettiği gerçek dîn adamlarının
yalnızca Allah’tan istenmesi ve ona tâbî olunması gerektiğini
biliyor muydunuz?
18-
Hiç kimsenin mürşidini kafasına göre seçemeyeceğini, bu tayinin
Allah’a ait olduğunu ve ölmüş olan kişilere tâbî olunamayacağını,
mürşidin hayatta olması gerektiğini, tövbe esnasında el öperken
kişiye Allah’ın cereyanının (cezbe) geçtiğini ve tövbe esnasında
kişinin kalbine mü’min kelimesinin yazıldığını biliyor muydunuz?
19-
Mürşide tâbî olduktan sonra zikirle yapılan nefs tezkiyesinin
(temizliğinin) 7 kademesi olduğunu ve bunların;
1. Nefs-i Emmâre,
2. Nefs-i Levvâme,
3. Nefs-i Mülhime,
4. Nefs-i
Mutmainne,
5. Nefs-i Radiye,
6. Nefs-i Mardiye,
7. Nefs-i Tezkiye
olduğunu ve nefsini tezkiye edenin felaha, yani kurtuluşa erdiğini,
yapamayanın kendi nefsine zulmederek kendi kendini cehenneme
sürüklediğini biliyor muydunuz?
20-
7 kat yerlerin ve göklerin olduğunu, 7 kat cennet ve cehennem
olduğunu, İslâm’ın ve îmânın 7 şartı olduğunu, aynı zamanda
Kur’ân’ın 7 safhasının kulluk, hidayet ve takva kademeleri olduğunu
ve Allah’ın indinde üstünlüğün ancak takva ile olduğunu biliyor
muydunuz?
21-
Ne kadar günahınız olursa olsun, -kul hakkı dahil olmak üzere-
kalpten bir tek dilek ve istekle, ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı
dilemekle bütün günahlarınızın örtüldüğünü ve mürşidinize tâbî
olduğunuz gün, tövbe esnasında kalbinize mü’min yazılarak, buna
ilaveten de örtülen o günahlarınızın sevaba çevrildiğini ve şefaatin
bu şekilde, bu dünyada gerçekleştiğini, ahirette Peygamber Efendimiz
(S.A.V)’in şefaatinin söz konusu olmadığını ve hiç kimseye mahşerde
şefaat etmeyeceğini biliyor muydunuz?
22-
Her insanda bulunan nefs vücudumuzun kötülüklerle dolu olarak tam
19 afetten oluştuğunu ve bunların,
1. Cehalet,
2. Cimrilik,
3. Dedikodu,
4. Fitne ve fesat,
5. Haset,
6. Hırs,
7. İsyan,
8. Kötü
alışkanlıklar,
9. Kin ve
düşmanlık,
10. Kibir,
11. Küfür,
12. Mürailik,
13. Nankörlük,
14. Öfke ve gayz,
15. Sabırsızlık,
16. Vefasızlık,
17. Yalan,
18. Zan,
19. Zulüm olduğunu
ve bu afetlerin dağılımının her insanda farklı olduğunu, bununla
birlikte nefsin ve iblisin isteklerinin aynı olduğunu ve bu
afetlerin mürşidimize tâbî olduktan sonra, zikirle nefs tezkiyesi
yaparak nura dönüştüğünü ve ruhumuzun Sırat-ı Mustakîm üzerinden
seyr-i sulûk ile Allah’a geri ulaştığını ve hidayetin bu şekilde
olduğunu biliyor muydunuz?
23-
Ruhumuzda ise nefsin afetlerinin tam zıddı olan 19 tane hasletle,
yani güzelliklerle dolu olduğunu, Allah’ın bize verdiği bu emanetin
hiçbir çirkinlikle ilişkisi olmadığını, kişi nefsiyle bir günah
işlerken ruhun o kişiden ayrıldığını, günah işledikten sonra tekrar
fizik vücuda girdiğini biliyor muydunuz?
24-
Nefs vücudumuzun ise bayılma ve uyku halinde fizik vücuttan
ayrıldığını, uyku halinde nefsin istediği bir âleme giderek orada
yaşadıklarını rüya olarak gördüğümüzü; örneğin, kişinin rüyasında
ölmüş birini görmesi ve konuşması halinde, o nefsin berzah alemine
gittiğini ve ölen bütün insanların kıyâmete kadar berzah aleminde
yaşamaya devam edeceğini biliyor muydunuz?
25-
Ölüm esnasında kişinin, bilindiği gibi hiçbir acı çekmediğini ve
yalnızca fizik vücudun öldüğünü, kabirde yaklaşık 40 gün süre
kaldıktan sonra nefsin berzah aleminde yaşamaya devam ettiğini
biliyor muydunuz?
26-
Sırat köprüsü diye bir köprünün olmadığını biliyor muydunuz?
27-
Sırat-ı Mustakîm’in ise, ruhu, gök katları üzerinden Allah’a
ulaştıran, Allah’a istikametlenmiş bir yol olduğunu biliyor
muydunuz?
28-
Zikir yapmanın en büyük ibadet olduğunu; namazdan da, oruçtan da
üstün olduğunu ve Allah’ı en çok sevenin O’nu en çok zikreden
olduğunu biliyor muydunuz?
29-
Kur’ân-ı Kerim’de açık olan bütün emirlerin farz olduğunu ve
Kur’ân-ı Kerim’de iki çeşit âyetin bulunduğunu biliyor muydunuz?
Bunların,
1. Muhkemât:
Manası açık olan âyetler,
2. Muteşâbihât:
Manası kapalı olan âyetler olduğunu ve bu gizli âyetlerin
yorumlanmasının, Ulûl-elbab makamına çıkarak zikir ehli olan daimî
zikir sahiplerinin Allah’tan vahiyle öğrenerek yorumlayabildiğini ve
Allah’ın yetki vermediği hiç kimsenin bu yüzden Kur’ân-ı Kerim’i tam
olarak açıklayamadığını biliyor muydunuz?
30-
Allahû
Tealâ’nın insanları ve cinleri yalnızca O’na kul olsunlar diye
yarattığını, tüm insanların hedefinin ibadet değil, ibadet
vasıtalarını kullanarak teslimlerini yerine getirip bu şekilde
Allah’a kul olunacağını biliyor muydunuz?
31-
Allah’ın bütün insanları O’na kul olarak, yalnızca ve yalnızca mutlu
olsunlar diye yarattığını, kâinatı da insanlar için yarattığını ve
O’na kul olanları Kendisine varis kıldığını biliyor muydunuz?
32-
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den kıyâmete kadar 73 inanç grubunun
(fırkanın) olacağını ve kurtuluşa yalnızca Allah’a ulaşmayı, yani
hidayete ermeyi dileyenlerin oluşturduğu tek bir fırkanın olacağını
(Fırka-i Naciye) ve bu insanların diğer 72 inanç grubunun içinde
yaşayan insanlardan oluşacağını biliyor muydunuz?
33-
Allah’a göre zaman ve mekân söz konusu olmadığı için, O’na göre
kıyâmet çoktan kopmuş ve hak mü’minlerden oluşan tek bir fırkanın
haricinde insanların çok büyük çoğunluğunun (ortalama %90’dan
fazlasının) ebedî olarak cehenneme gittiğini 1400 sene evvel
Kur’ân-ı Kerim’de açıkladığını biliyor muydunuz?
34-
Kur’ân-ı Kerim’de iki çeşit resûl olduğunu;
1. Nebî
(peygamber) resûller,
2. Velî (evliya)
resûller olduğunu ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’den
sonra kıyâmete kadar nebî, yani peygamber gelmeyeceğini, fakat her
devirde olduğu gibi, velî resûllerin insanları hidayete erdirmek
için kıyâmete kadar art arda, ardı arkası kesilmeden geleceklerini
biliyor muydunuz?
35-
Dünyanın her yerinde, her zaman dilimi içerisinde o insanları,
onların diliyle konuşarak hidayete davet edip Allah’ın hakikatlerini
anlatan bir velî resûl olduğunu biliyor muydunuz?
36-
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den sonra, her devirde bu velî
resûllerin içinden seçilen bir velî resûlün Devrin İmamı olarak,
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in vekili olduğunu; örneğin, bir önceki
devrin imamı olan Bediuzzaman Saîd Nursî O’ndan önceki devrin
imamlarına atfen Peygamber Efendimiz (S.A.V) Efendimiz’in: “Kim
zamanın halifesine (devrin imamına) biat etmez ise, o ya küfür üzere
ölmüştür ya da cahiliye hükmü üzere ölmüştür.” hadisinin bu yüzden
olduğunu biliyor muydunuz?
37-
Bütün resûllerin kendi zamanlarında delilikle ve dalâletle
suçlandığını ve kavimlerinin (milletlerinin) onları yalanladığını ve
onlara inanmadıklarını biliyor muydunuz?
38-
Yahudilik ya da Hıristiyanlık diye bir dîn olmadığını, bunların
iblisin büyük gayretleriyle insanlar tarafından uydurulduğunu, Hz.
Musa ve Hz. İsa’nın da bütün resûller gibi kâinatın tek dîni olan
hanif, yani İslâm dîni ile amel ettiklerini, gerçek Tevrat ve
İncil’in de Kur’ân-ı Kerim’in özünü anlattığını biliyor muydunuz?
39-
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in: “Sizin en hayırlınız, Kur’ân-ı
Kerim’i öğrenen ve öğretendir.” hadisinin yanlış algılandığını,
insanların yalnızca Kur’ân’ı yüzünden tecvidli okumak ve anlamak
olarak algıladığını; halbuki Peygamber Efendimiz (S.A.V), bunun
yanında “Kur’ân’ın ruhunu, yani manasını öğrenen ve öğretendir.”
dediğini biliyor muydunuz?
40-
Kâinatın, cinsiyetsiz bir insan vücudu şeklinde yaratıldığını ve
kıyâmete kadar büyümeye devam edeceğini ve içerisinde yaklaşık 100
milyar yıldız olduğunu biliyor muydunuz?
41-
Kıyâmetin ise bu büyümenin sonunda, Allah’ın verdiği kinetik
enerjinin son bulmasıyla ve zamanın geriye dönmesiyle oluşacağını
biliyor muydunuz?
42-
Dünyamızın dışında binlerce dünyada da insanların yaşadığını biliyor
muydunuz?
43-
Allahû Tealâ’nın her şeyi zıddıyla çift yarattığını ve yaratılan 3
asıl, 3 karşıt olmak üzere 6 alem olduğunu, bunların;
1. Zahirî alem (şu
an yaşadığımız Dünya)
2. Karşıt zahirî
alem (nefslerin yaşadığı berzah alemi)
3. Gayb alemi
(cinlerin yaşadığı alem)
4. Karşıt gayb
alemi (cinlerin berzah alemi)
5. Emr alemi (gök
katlarının bulunduğu alem)
6. Zulmanî alem
(emr aleminin karşıtıdır, yer katlarının bulunduğu alem) olmak üzere
yaratılan 6 alem olduğunu biliyor muydunuz?
44-
Günümüzde yaşanan zamanın, hidayet çağı olduğunu ve kıyâmetin çok
yaklaştığını, şu an kıyâmetin büyük alametlerinin 5 tanesinin zuhur
ettiğini, yani çıktığını biliyor muydunuz?
45-
Bunların,
1. Mehdi (A.S),
2. Deccal,
3. Dabbetul-arz,
4. Duhan (fitne)
ortaya çıkmış,
5. Güneş batıdan
doğmuştur. İnsanların bu alametleri olağanüstü olaylarla bekleyip
gözlerinin önünde olacak diye beklemelerinin büyük bir hata olduğunu
biliyor muydunuz?
46-
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in müjdelediği Hz. Mehdi’nin günümüzde
hiç kimsenin açıklayamadığı Kur’ân-ı Kerim’i tüm dünyaya
açıkladığını, insanların el yazması dîn kitaplarını değil, yalnızca
ve yalnızca Kur’ân-ı Kerim’i açıkladığını, ayrıca Peygamber
Efendimiz (S.A.V)’in ve sahâbenin yaşadığı gerçek İslâm’ı
anlattığını, yaşadığını ve yaşattırdığını biliyor muydunuz?
47-
Ayrıca bilindiği gibi yalnızca 10 sahâbenin değil, bütün sahâbenin
cenneti kazandığını ve en büyük makamları paylaştıklarını ve
sahâbenin yalnızca Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî olanlar
olduklarını biliyor musunuz?
48-
Deccalin ise, şu an dünyadaki zulmanî (şeytanî) ilimlerin en önemli
temsilcisi olarak; meditasyon, yoga, hipnoz...v.s. ilimleriyle tüm
insanlığı karanlığa sürüklediğini, Hint asıllı olan bu şahsın
çok ilginç olaylarla insanları kendine bağladığını ve milyonlarca
insanın ona Allah gözüyle bakarak ibadet ettiklerini biliyor
muydunuz?
49-
Günümüzde ülkemiz de dahil olmak üzere, tüm dünyada pek az insan
hariç, Allahû Tealâ’nın hakikatlerinin, yani gerçek İslâm’ın
yaşanmadığını biliyor muydunuz?
50-
“Kur’ân-ı Kerim eşittir tasavvuf” olduğunu biliyor muydunuz? Hani o
Geylanî’lerin, Yunus Emre’lerin, Mevlânâ’ların, Hacı Bektaş
Veli’lerin yaşadıkları tasavvuftan bahsettiğimizi biliyor muydunuz?
51-
Osmanlı’nın tasavvufu, yani gerçek İslâm’ı yaşadığı için tüm dünyaya
400 sene hükmettiğini, yani gelecekte de Türk ve İslâm devletlerinin
birleşmesiyle Osmanlı ruhunun geri geleceğini biliyor muydunuz?
52-
En önemlisi ise, burada yazan gerçekleri, yani Allah’ın
hakikatlerini Allah’a ulaşmayı dilemeden hiçbir zaman idrak
edemeyeceğinizi, kavrayamayacağınızı biliyor muydunuz?
53-
Gerçek İslâm’ın sonsuz bir mutluluk ve müjde olduğunu, mutluluğun
zannedildiği gibi geçici zevklerin olmadığını, mutluluğun iç ve dış
dünyamızda ve Allah’la olan ilişkilerimizde kesintisiz bir sulh ve
sükûn hali olduğunu, ayrıca mutlu olmanın başka insanları da mutlu
etmekten geçtiğini ve bu dünyada da mutluluk olduğunu biliyor
muydunuz?
Ve ne olursa olsun
sizleri çok ama çok sevdiğimizi biliyor muydunuz?
PEKİ !........
BUNLARI BİLİYOR
MUYDUNUZ?
AŞAĞIDAKİ
KUR’ÂN-I KERİM HAKİKATLERİNDEN HABERİNİZ OLMADIĞINI İTİRAF EDİYOR
MUSUNUZ?
1.
Allah’a ulaşmayı dilemezseniz,
Küfürde
olduğunuzu;
2.
Allah’a ulaşmayı dilemezseniz,
Cehenneme
gideceğinizi;
3.
Allah’a ulaşmayı dilemezseniz,
Allah’ın
âyetlerinden gafil olduğunuzu;
4.
Allah’a
ulaşmayı dilemezseniz,
Allah’ın kulu
değil, tâgutun kulu kalacağınızı;
5.
Allah’a ulaşmayı dilemezseniz,
Allah’ın dostu
değil, tâgutun dostu kalacağınızı;
6.
Allah’a ulaşmayı dilemezseniz,
Gideceğiniz
yerin cehennem olduğunu;
7.
Allah’a ulaşmayı dilemezseniz,
Dalâlette
kalacağınızı;
8.
Allah’a ulaşmayı dilemezseniz,
Hüsranda
kaldığınızı;
9.
Allah’a ulaşmayı dilemeseniz,
Şirkte
kaldığınızı;
10.
Allah’a ulaşmayı dilemezseniz,
Takva sahibi
olamayacağınızı…
Bilmem bu
satırları okuyunca olayların farkına vardınız mı? Bunları
bilmediğinizi itiraf ediyor, gerçekten ve de samimiyetle öğrenmek
istiyor musunuz?
O
halde…….
Bana
ulaşabileceğiniz telefon numaram: 0 536 445 10 05
Bana
ulaşabileceğiniz e-mail adresim:
info@sahihiyesari.com
YAŞAR COŞKUNOŞKUN
ARAŞTIRMACI YAZAR