![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sohbetler | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
Aziz
kardeşlerimiz :
Aziz
kardeşlerimiz ; Aziz kardeşlerimiz ; Bu sohbetimizde de iblisin tuzaklarından birini daha sizlere açıklayacağız İnşaallah. Reenkarnasyon dan bahsedeceğiz. Reenkarnasyon iddiası, Kuran-ı Kerime ters düşen birçok yanlışlıkları, terslikleri ihtiva eden bir şeytani iddiadır sadece. Kuran-ı Kerim hiçbir zaman reenkarnasyona geçit vermez. Reenkarnasyon, onların iddiasına göre; bir ruhun bir bedende yaşadıktan sonra, o beden ölürken oradan ayrılıp, o sırada doğmakta olan başka bir bedene girmesi, 0 bedende de yaşadıktan sonra o beden öldüğünde yeniden doğmakta olan başka bir vücuda girerek, böylece birçok vücutlarda belki yüzlerce defa belki daha fazla yaşayarak, bu bedenlerin her birisinde bir tekamül göstermesidir. Ve bu tekamülün sonunda da bütün ruhlar yüzlerce defa, belki binlerce defa bedenlere girip, o bedenlerde tecrübe kazandıkları için, en sonunda (ruhun tekamül ettiğine inanıyorlar) bütün ruhlar tekamül edeceği için Allahü Teala kıyameti koparacakmış. Bütün ruhlar tekamül ettiği için herkes cennete girecekmiş. Aziz kardeşlerimiz ; İddianın neresinden bakarsanız bakın size deveyi hatırlatmalı. Deveye demişler ki, boynun eğri. 0 da şöyle bir bakmış kendisine, demiş ki: yahu benim nerem doğru ki. Bu reenkarnasyon iddiası da işte böyle. Ruhun tekamül ettiğini iddia ediyorlar. Her şey tekamül edermiş; ruh da. tekamül edermiş. Aziz kardeşlerimiz ; Ruh tekamül etmez. Çünkü ruh tekamülün son haddinde yaratılmıştır. Yaratıldığı anda, programlandığı anda ahsendir. Ahsen, güzellerin en güzeli demektir. Ahsen, Allahın bütün emirlerine itaat eden, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen bir özelliğin sahibi olmak demektir. Ne fizik vücudumuz, ne nefsimiz başlangıçta ahsen değildir. Onun için onlar ahsen olmak mecburiyetindedirler. Ama ruhumuz, programlandığı an ahsen dir. Onun tekamüle ihtiyacı yoktur. Bu yüzden kim olursa olsun, kişi öldüğü zaman, dünyadaki en günahkar insan bile olsa (onun ruhu asla bir suça iştirak etmediği için) onun da ruhu Allahın zatına döner; Allahü Tealanın zatında ifna olur, yok olur. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse ruhlar, Allahtan gelmişlerdir, bizlere emanet olarak verilmişlerdir. Ya ölümümüzden evvel Allahü Tealaya ulaşarak bizi hidayete erdireceklerdir veya ulaşamayacaktır. Onu insanlar Allaha göndermeyeceklerdir (yaşadıkları sürece) böylece hidayete eremeyeceklerdir. Allahın evliyası olamayacaklardır; cennet saadetini elde edemeyeceklerdir. 0 zaman da öldükten sonra ruhları Allahü Tealaya Azrail A.S. vasıtasıyla ulaştırılacaktır. Öyleyse hangi şartların içinde olursa olsun ruh, bir insanın bedeninde bir defa bulunur ve o beden öldüğünde mutlaka Allaha geri döner. Bu, geç geri dönüştür. Bir de erkeni var; ne zaman insan ruhunu ölmeden evvel Allaha ulaştırmak isterse, o zaman bunu gerçekleştirebileceği bir imkanı vardır. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse ruhun Allaha dönüşü kesin bir vakıadır. Allahın zatına eğer o ruh, o kişi hayattayken ulaşırsa, bunun adına Kuran-ı Kerim hidayete ermek diyor. Hidayete eren kişi, cennet saadetinin sahibidir. Ruh, Allaha ulaştıktan sonra, artık oradan tekrar gelip başka bir kişinin vücuduna girmez. Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. Yani kimin ruhu Allaha ulaşırsa, o ruh geri dönüp yeni bir bedenin içinde bir defa daha dünyaya gelmez. Böyle bir şey söz konusu değildir. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse ruhlar tekamül eder mi? Etmez. Zaten söylemek istedikleri de aslında (hakikati bilmiyorlar) ruh değil nefs. Nefsin bir bedende yaşadıktan sonra, o beden ölünce başka bir bedene geçtiği, o bedende bir süre yaşadıktan sonra ikinci beden de ölünce üçüncü bir bedene girdiği, böylece devamlı tecrübeler kazandığı ve tekamül ettiği ifade edilmek isteniyor. Bu da geçerli bir şey değildir. Çünkü buradaki iddia, yeniden doğuş şeklindeki bir müessesedir. Yani bir kişi yaşayacak, o kişinin bedeni ölecek; fizik bedeni ölecek yani vechi ölecek. Öldüğü sırada da yeni doğmakta olan bir insanın vücuduna girecek o kişinin nefsi, o vücudun içinde bir hayat yaşayacak, ondan sonra tekrar ölecek (ikinci vücut ölecek). Ondan sonra bu nefs, o sırada doğmakta olan yeni bir bedene girecek. Ve böylece devamlı her yeni bedene girdikçe nefsin tecrübeleri artacak. İddia bu. Şimdi bu iddianın sonuna bakalım beraberce: Öyle bir şey olacakmış ki, bu nefsler bedenlere yüzlerce, binlerce defa girdikleri için devamlı tekamül edeceklermiş. Bu tekamülün sonunda nefslerin hepsi tekamül edecekmiş. Bütün nefsler tekamül ettiği zaman Allahü Teala, kıyameti kopartacakmış ve bütün nefsler (tabii onların bağlı olduğu fizik vücutlar) hepsi doğru posta cennete gideceklermiş. Aziz kardeşlerimiz ; İddianın bu tarafı şu açıdan sakat: Ruhlar tekamül etmediği için. Nefsler tekamül ediyor diyelim. Nefslerin tekamülü için de, bir nefsin bir vücutta bir süre yaşadıktan sonra ikinci bir vücutla birlikte yeniden doğması lazım. Bu da Kur an-ı Kerime göre mümkün değil. Çünkü Allahu Teala insanlar öldükleri zaman nefslerinin berzah alemine gideceğini söylüyor. Ayrıca arada engel olduğu için dünyaya nefslerin dönmelerinin mümkün olmadığını ilave ediyor. Demek ki birinci yanlışlık, söyledikleri şeyin ruh oluşunda. İkinci yanlışlık, bütün insanların reenkarnasyon sonunda cennete gideceği iddiası. Bu da mümkün değil. Neden değil? Çünkü Araf Suresinin 179. yet-i kerimesinde Allahü Teala buyuruyor ki: Biz cehennemi insanların ve cinlerin çoğu için hazırladık. Ne dernek bu? Şu dernek: Her 1000 kişiden, en az 501 kişi mutlaka cehenneme gidecek dernek. Bu kadar basit değil, daha ötesi de var. A1lahü Teala, Sebe Suresinin 20. ayet-i kerimesinde diyor ki: 34/SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne). Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü'minleri oluşturan bir fırka (Allah'a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular. Şeytan kıyamet günü insanlara olan vaadini yerine getirdi. Müminleri oluşturan bir fırka hariç, bütün fırkalar şeytana kul oldular. Bütün fırkaların içinde kurtulacak olan sadece bir tek fırka. Bütün fırkaların sayısı soruluyor Peygamber Efendimiz (S.A.V)e. 0 da diyor ki, 73 fırka. Eğer fırkaların sayılan birbirine eşit olsaydı, yetmiş üçte bir, yani yüz kişi de iki kişi bile kurtuluşa ulaşamayacaktı. Öyleyse bereket ki fırkaların sayısı birbirine eşit değil. Ama asgari rakamı vermiş Allahü Tea1a en az insanların yarıdan fazlasının cehenneme gideceği kesin bir vakıa. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse, ruhların hepsi tekamül edeceklermiş de bütün insanlar bu tekamülün sonunda cennete gideceklermiş. Kuran-ı Kerime ne kadar ters, ne kadar saçma bir iddia. Allahü Teala diyor ki, insanların yarısından fazlası cehenneme gidecek. Şeytan da, bütün insanlar cennete gidecek diyerek birtakım insanları buna inandırıyor. Ve bunlar cemiyetler kuruyorlar, (reenkarnasyoncular.) Ve Budist bir felsefenin temel esaslarına inanmış görünüyorlar. Budizmde insan (onlar da ruh diyorlar) ruhunun tekrar, tekrar ayrı bedenlerde yaşaması diye bir iddia söz konusu. Ve zaten Budist felsefe, bir din sayılabilir mi? Bir semavi kitap yok ortada. Ayrıca Budizm de tanrı bir tane değil birçok tanrılar var. Mesela şeytan bu tanrılardan bir tanesi: Kötülük Tanrısı. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse daha birçok açıdan konu eleştirilebilir. Ama onu eleştirmenin bir yaran yok. Kuranın hakikatlerini söylemekle vazifeliyiz. Demek ki evvela: 1) Ruhlar tekamül etmez. 2) Bütün insanlar cennete giremez.Bu mümkün değildir. 3) Herkes ölünce ruhu Allaha ulaşır, Ve Allahın Zatında yok olur.Kuran, Allahın Zatına ulaşmayıp,başka bir vücuda giren her hangi bir ruh dan bahsetmiyor. 4) Söz konusu olan nefs ise kişi ölünce nefs berzah alemine gider.ve bu dünyaya dönmesi mümkün değildir. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse daha başlangıçtan itibaren 4 ayrı cepheden reenkarnasyon mümkün değildir. İnsanların doğması söz konusu reenkarnasyonda. Aynı ruh veya aynı nefs başka bir vücudun içine giriyor, bir defa daha dünyaya geliyor. Doğarak geliyor. Bir anne babadan bir bebek doğuyor. Bu doğan bebeğin içine, daha evvel başka bir cesette yaşamış olan bir ruh veya nefs giriyor ve o, ikinci bir defa doğmuş oluyor. İkinci bir cesetle beraber, ikinci bir vücutla beraber bebeğin vücudunda bir defa daha geliyor. Yani, gelişler hep doğum yoluyla. Reenkarnasyonun temel felsefesi bu. Ama Allahü Teala nın Kuran-ı Kerimden söylediği ve onların reenkarnasyona delil gösterdiği iki ayet-i kerimenin ikisi de doğumdan bahsetmiyor, sadece yeniden dirilişten bahsediyor. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse bakalım ne diyor Mümin Suresinin 11. Ayet-i kerimesin de. Diyor ki: Kaalü rabbena emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni faterefa bizünübina fehel ila hurücin min sebiyl . Cehennemdekiler derler ki, ya Rabbi! Bizi iki defa öldürdün,. iki defa da dirilttin Buradan dünyaya dönmeye yol var mıdır? İkinci ayet-i kerimede de diyor ki Allahü Teala ; Bakara suresi 28. ayet-i Kerimesi ; Keyfe tekfürune billahi ve küntüm emvaten fe ahyaküm, sümme yümitüküm sümme yuhyiküm sümme ileyhi türceun. Siz ölüler idiniz, sizi dirilttik. Sonra yeniden öldüreceğiz ve yeniden. dirilteceğiz İşte bu iki Ayet-i kerimedeki yeniden öldürmek ve yeniden diriltmek veya iki defa öldürmek iki defa diriltmek, her ikisi de aynı şeyi ifade ediyor. Dikkat edin! YENIDEN DOĞMAK DEĞİL, YENİDEN DİRİLMEK. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse evvela birinci Ayetten başlayalım, Allahü Teala diyorki, insanlar dünyadaki hayatlarında sadece bir defa ölürler. Dünyada ikinci bir ölüm söz konusu değil. Öyleyse ifade son derece net olarak geliyor. Bu ifadeye göre, bir defa ölüm söz konusu dünya üzerinde. Öyleyse bu iki defa ölmek, iki defa dirilmek, ölüler iken dirilmek, tekrar öldürülmek, tekrar dirilmek ne zaman ve nasıl gerçekleşen bir olgudur? Bunların cevabını Kur Kerimde buluyoruz. Şimdi beraberce kıyamet gününe bakıyoruz. Kıyamet gününü anlayabilmemiz için, kainatın yaratılmasından başlamak lazım. Allahü Teala, Enbiya Suresinin 30. Ayet-i kerimesinde diyor ki; Evvelce yerler ve gökler bir idi.( bir noktada idi ) sonra Biz, kainat kadar ağır olan tek noktayı fek ettik ( mekanlarından kopardık ve dağıttık ) Böylece kainatı yarattık, o kafirler düşünmezler mi ? Aziz kardeşlerimiz ; Dikkat edin, bir tek noktanın dağılarak vücuda getirmek üzere kainat kadar ağır bir tek noktadan, kainatı oluşturmak üzere sonsuz sayıda partikülün gitmesi. Büyük patlama. İnsanlar bunu 1920li yıllarda keşfettiler. Allahü Teala ise Kuran-ı Kerimi 1400 sene evvel indirdi ve bu büyük hakikati orada açık bir şekilde alimlerin istifadesi için ortaya koydu. Ve işte zamanımızda Prof. Dr. Hubble ve bir arkadaşı, bunlar beraberce bir nobel ödülü kazandılar, kainatın hala daha büyümekte olduğunu, yıldızların birbirinden uzaklaşmakta olduğunu kesin olarak ispat ettikleri için. Öyleyse şimdi zamana bakıyoruz beraberce : Allahü Teala, kainatı oluşturacak olan o tek noktayı patlattığı zaman her partikül nereye gideceğini biliyor, hangi gezegeni vücuda getireceğini biliyor. Bir anda oraya doğru yola çıkıyorlar. İşte bir tek noktadan ayrılan sonsuz sayıdaki partiküllerin hareketi başladığı an, zaman da başlıyor. Ve büyüme devam ettikçe geçmişten geleceğe doğru uzayan bir zaman diliminin içindeyiz. Allahü Teala bu partiküllere verdiği kinetik enerjinin bir gün bitmesi söz konusu. İşte ne gün bitecekse, bittiği an büyüme duruyor. Bu an, kinetik enerjinin sona erdiği andır. İsrafil (A.S) ın Sura birinci üfürmesi o zaman vücuda gelir, bu noktada vücuda gelir. İsrafıl A.S, Sura üfürür. Bunun manası, geçmişten geleceğe doğru uzayan zamanın durmasıdır. Tıpkı bir top mermisinin yukarı doğru gidip, gidip, gidip, kinetik enerjisi onu yukarı çıkaramayacak bir duruma gelince düzelmesi, sonra da aşağı doğru bir hıza, aşağı doğru inen bir curve çizmesi. Bunun en üst noktasının var olduğu yer zamanın bitmesidir Bittikten sonra aşağı iniş, yani tekrar zamanın geriye dönmesi söz konusu. Gerçekten zaman geriyemi dönüyor ? Bakalım bu konuda Kuran-ı Kerim ne diyor ? 1) Dünya güneşle birleştiği zaman 2) Ay dünya ile birleştiği zaman 3) Toprağın ölüleri kustuğu zaman. diyor Allahü Teala. Üç tane işaret kesin bir şekilde zamanın geriye döneceğini söylüyor. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse kıyamet günü ne oluyor? Sura birinci üfürülüşünde zaman duruyor, herkes ölüyor. Bütün gezegenlerde kıyamet günü hayatta olan herkesin hayatı, kıyamet günü mutlaka son buluyor. Daha evvelkiler ise bu dünyada bir defa yaşamışlardır ve ölmüşlerdir. Kıyamet günü, Sura birinci üfürüldüğünde zaman durmaktadır, zaman durduktan sonra tersine dönmektedir. Zamanın tersine döndüğü bir olguyu yaşıyoruz. İşte zaman tersine dönünce, taa Adem A.Sa kadar geri dönen zaman içerisinde, Adem A.S. da dahil tüm insanların hayatta oldukları noktaya zaman geri döndükçe o insanların hepsi hayatta oluyor. Allahü Teala bu hususta: Kıyamet günü onlar mezarlarından Allaha doğru süzüleceklerdir (yükseleceklerdir ) diyor. Bütün ölüler, kendilerinin hayatta olduğu gün, (zaman geri geldiği an) hayattadırlar. Yani diyelim ki 2500 yılında yaşayan birisi, bir yol bulmuş bu güne geri dönmüş, bu güne dönmeyi başarmış.. 0 zaman, bizim zamanımızın zamanını yaşayacaktır. Bizim hayatta olduğumuz bir devrede, o da yaşayacaktır. Ama kıyamet günü zaman, kıyametten bu tarafa geri döndüğünde, bizim tekrar hayatta olmamız söz konusu. Böylece bütün insanların kemiklerinin A11ahü Teala tarafından et giydirilmesi, veya toz haline gelen insanların tozlarının yeniden birleşmesi, böyle bir şey söz konusu değil. Buna gerek de yok. 0 kişilerin hayatta olduğu güne zaman geri geldiğinde bütün insanlar hayatta olacaklar. Ve hepsi mezarlarından yükselecekler, Allah ın indi ilahisinde Mahşer Meydanında toplanacaklardır. - İşte Allahü Tealanın ; Siz ölüler idiniz, Allah sizi diriltti, dediği zaman koordinatı burasıdır. Kıyamet günü hayatta olanlar öldüler, kıyamet gününden evvel ölenler de ölmüşlerdi. Ve Allahü Teala zamanı tersine çevirerek bizi tekrar diriltti. Dikkat edin: Tekrar doğmadık, tekrar diriltildik. Ayetlerin ikisinde de doğumdan değil, yeniden diriltilmekten bahsediyor Allahü Teala. İşte birinci ölüm ve birinci dirilme, Sura ilk üfürüldüğü zaman gerçekleşir. Herkesin mezarlarından, Allahın İndi İlahisi ne doğru yükseldiğini görüyoruz. Sonra ne olur? Herkes Mahşer Meydanında toplanır. Neler toplanır? Sadece fizik vücutlar. Nefsler? Nefsler berzah alemindedir. İşte nefslerin berzah aleminden gelip o fizik vücutların içlerine girmeleri için Allahü Teala bir zemin hazırlayacaktır. Ve ikinci defa Sura üfürtüyor. İkinci defa Sura üfürülünce, bütün kainattaki, zamanın tersine dönmesi sebebiyle canlanan insanlar, hayata, tekrar geri dönen, baas edilen insanlar hepsi ikinci defa öleceklerdir. Sonra, Allahü Teala Sura yeniden üfürtecek (üçüncü defa üfürtecek) ve bütün insanlar yeniden dirileceklerdir. Aziz kardeşlerimiz ; İşte ikinci ölüm ve ikinci dirilme. Bu yeniden öldürülme ve dirilmenin iki tane sebebi var: 1) Allahü Teala diyor ki, Kıyamet günü cennete girenler de, cehenneme girenler de aynı yaşta olacaklardır diyor. Herkes aynı yaşta. Babamız da, dedemiz de, onların bütün sülalesiyle hepimiz aynı yaşta olacağız. Halbuki herkesin öldüğü yaş bir birinden farklıdır. Bir çocuk bir yaşında ölmüştür, Adem A.S. 1200 küsur yaşında ölmüştür. Öyleyse herkes öldüğü andaki haliyle gömülür. Kıyamet günü, öldüğü andaki haliyle birinci defa diriltilir ve Allaha doğru rücu eder. Ama her kes ayrı, ayrı yaşlardayken cennet veya cehenneme gidebilecek olan aynı yaşa ulaşması mümkün değildir. İşte bunun için Allahü Teala hepimizi ikinci defa öldürecek; Sura ikinci üfürülüş. Ondan sonra hepimizi aynı yaşta olmak üzere yeniden baas edecek. Yeniden doğmayacağız. Yeniden ba as edileceğiz. yeniden hayata getirileceğiz; yeniden diriltileceğiz. Aziz kardeşlerimiz ; İşte bu ikinci defa dirilme olayın da bir ikinci sebep daha var: Biz, Dünya adı verilen bir gezegende yaşıyoruz. Bu gezegende biz insanlar havadan oksijen alırız, havaya karbon dioksit veririz. Ve yemek yeriz, dışkı çıkartırız, fizik işlemlerimiz vardır. Karaciğerimiz vardır, midemiz vardır, kalbimiz vardır, böbreklerimiz vardır. Hepsi ayrı bir fonksiyon eda ederler. Ama cennette bu fonksiyonların hiçbirisine gerek kalmayacaktır. Bunun için de bütün iç organlarımızın değişmesi lazım. Allahü Teala hem bütün insanları aynı yaşta yeniden baas etmek için, muhtelif yaşlarda, muhtelif günlerde ölen insanların tek bir yaşta yeniden baas edilmesi (yeniden hayat bulması için) ve cennet veya cehennem hayatını yaşayabilecek biçimde hayat bulması için Allahü Teala hepimizi bir defa daha diriltiyor. İkinci defa ölüm ve ikinci defa dirilme. Ve berzah alemindeki bütün nefsler, bağlı oldukları fizik vücutlara bir anda geri dönüyorlar. Hepsi fizik vücutların içine giriyorlar ve oradan, Mahşer Meydanından ikinci aleme geçiyoruz. İndi İlahiye ulaşıyoruz. İndi İlahide sonsuz hayat filmlerinin gösterimleri var. Üç boyutlu olarak herkesin hayatını gösterecek makineler. Buna sistemler demek daha doğru. Ve herkesin hayatı doğumundan itibaren üç boyutlu olarak görünmeye başlıyor. Allahü Teala bunun için diyor ki, 1) Size bütün yaptıklarınız, o gün gösterilecektir. 2) o gün ağzınız mühürlenecek. uzuvlarınız yaptıklarını gösterecektir. 3) 0 gün kimsenin kimseden gizlisi saklısı kalmayacaktır. 4) O gün göreceksiniz ki, size kıl kadar zulmedilmeyecektir.(kıl kadar, hardal tanesi kadar haksızlık yapılmayacaktır.) Aziz kardeşlerimiz ; Bütün bunların mahiyeti şu: Hayat filminiz oynamaya başlıyor. Hayat filminizin oynamaya başlayabilmesi için evvela Kiramen Katîbin melekleri hayat filminize bakıyor. Sol tarafınızdaki Kiramen Katîbin melekleri şerlerinizi, günahlarınızı, derecat kaybettiğiniz olayları bir araya toplamıştır. Sağ taraftaki Kiramen Katîbin melekleri hayırlarınızı, derecat kazandığınız olayları bir araya toplanmıştır. İki dizide de eksiklikler vardır. Hayırlar tarafında şer yok, şer tarafında da hayırlar yok. Bu sebeple zamanın bir kısmı var ikisinde de, ama bir kısmı yok. Ne olması lazım zamanın bütünlenebilmesi için? İki tarafın bir araya gelmesi lazım. İşte bunu temin etmek üzere kümûlatif değerler halinde olan bu hayat filmlerimizin son rakamlarına bakılır Kiramen Kâtibin meleklerince. Hangi filmdeki rakam büyükse, film orada tamamlanacaktır. Diğer taraf filmi, o tarafa vermek mecburiyetindedir. Eğer kişinin hayrı fazlaysa, şer tarafındaki filmler hayır tarafına verilecek. Kronolojik sıraya göre zamanlama yapılacak ve hiçbir boşluk kalmadan zamanın bütünü filmleştirilmiş olacak. Ve o zaman hayat filmleri sağ taraflarından verilecek. Eğer günahları fazlaysa, o zaman hayat filmleri sol tamamlanacak ve soldan verilecek. Hayat filmlerinin Cennete gireceklerin sağdan ve ön taraftan, cehenneme gireceklerin soldan ve arka taraftan verilmesi söz konusu . Ve ondan sonrada bu verilen hayat filmlerinin gösterilmesi lazım. Bu filmler 3 boyutludur. Bir perdeye veya ekrana ihtiyaçları yoktur. Ve sizin elinize mizan adlı bir denge unsuru teslim edilecektir. 0 mizan ki, ne kadar fiil varsa, bütün fiilleri haizdir. Bütün fiillerin bütün kazanılacak olan veya kaybedilecek olan derecelerine haizdir. Ve orada hayat filminiz oynarken, hayat filminizin bütün olayları mizanda görülür ve siz onları tetkik edersiniz, görürsünüz ki, o işlediğiniz fiilin derecesi ne kadarsa, mizandaki dereceyle size verilen derece daima aynıdır. Aziz kardeşlerimiz ; Ne çıkar bundan? Size hardal tanesi kadar haksızlık yapılmadığı çıkar. Ne çıkar? Size kıl kadar zulmedilmediği gerçeği çıkar. İşte böylece hayat filmlerinizi tamamlarsınız. Bu noktadan itibaren Allahü Teala hayat filmlerinizi ezele gönderiyor, zamanın başlangıcına... Ne gördük? Hayat filmleri tamamlandı. Bundan sonra bütün insanlar önce cehenneme gireceklerdir. Cennete gidecek olanlar da cehenneme gidecek olanlar da. Ondan sonra cennete girecek olan herkes cehennemden çıkacak ve cennete gireceklerdir. Cehennemde kalacak olanlarsa, burunları sürünerek girdikleri o cehennemde asla çıkmak imkanının sahibi değillerdir. Öyleyse bir noktaya ulaştık. Bu noktaya dikkatle bakalım. Allahü Teala ne diyordu birinci ayet-i kerimede? Di yordu ki: Cehenneme girenler derler ki, Ya Rabbi bizi iki defa öldürdün iki defa dirilttin. Buradan dünyaya dönmeye yol var mıdır? Gördük ki, birinci dirilme dünya üzerinde, ikinci ölüm ve ikinci dirilme kıyamet günü gerçekleşiyor ve İndi İlahide gerçekleşiyor.Allahü Tealanın huzurunda, mahşer meydanında gerçekleşiyor. Ama her halükarda iki defa ölüm, iki defa dirilme söz konusu. Ve hiçbir zaman dünyada ikinci bir ölümün mevcut olması mümkün değil. Sadece birinci ölüm ve birinci dirilme dünyada. Sonra ikinci ölüm dünyada değil, mahşer meydanında gerçekleşiyor. İşte AlIahü Tealanın söylediği bir bütün olarak bu olguların standartları içindedir. Öyleyse ikinci Ayet-i kerimeye bakalım: Siz ölüler idiniz, sizi diriltecek sonra tekrar öldürecek, sonra tekrar dirilteceğiz, diyor Allahü Teala. Aziz kardeşlerimiz ; İşte eğer kıyamet günü veya daha evvel biz öldüysek, ölüler idik. Ölüler idiniz sözü bunu ifade ediyor. Dirilttiği an, bu ayetin yürürlüğe girdiği an. Allahü Teala bizi diriltecek, sonra tekrar öldürecek kıyamet günü, orada mahşer meydanında ve tekrar diriltilecektir. Bu da tekrar dirilteceğiz sözünün sonucudur Aziz kardeşlerimiz ;. Görüyorsunuz ki bütün insanlar iki defa ölür iki defa diriltilir. Ama bu ölümlerden sadece bir tanesi dünya üzerindedir ve zamanın tersine çalışması dolayısıyla birinci dirilme de dünya üze rindedir. Ama dikkat edin bu bir doğum değildir. Sadece dirilmedir. Reenkarnasyoncuların bir başka iddiaları daha var: Allahü Teala adaletsiz bir Allah değildir. Eee? Diyorlar ki, Birtakım insanlar topal doğar, kör doğar, birtakım eksikliklerle doğar. Bir takım insanlarsa bütün uzuvları tamam olarak doğar. Bunların arasında bariz bir haksızlık vardır. Sanki Allahü Teala bazılarına imtiyazlı davranmıştır. İşte bu imtiyazın başkalarına da verilmesi söz konusu olmalıdır. Onun için insanlar bir çok defa hayata gelmek mecburiyetindedirler. Yani dünya üzerinde birçok defa doğmak mecburiyetindedirler. Kuran-ı Kerimin hiçbir ayet-i kerimesinde dünya üzerinde ikinci defa doğmak veya üçüncü defa doğmak diye bir olgudan bahsedilmiyor. Öyleyse bu doğum olayı hiçbir şekilde geçerli değildir. Dünya üzerinde insanların adaletli bir şekilde yaşamaları, reenkarnasyoncuların iddiasına göre birçok defa dünya üzerinde doğmalarıyla mümkün olur. Oysaki onlar, adaletin ne olduğundan habersizler. Adalet, şu dünya üzerinde tecelli etmez. Dünya hayatını ve cennet veya cehennem hayatını birleştirin, adaletin o zaman tahakkuk ettiğini göreceksiniz. Şu dünyada insanlar hangi kötülüğü yaparlarsa cezasını mutlaka kıyametten sonra ödemek mecburiyetindedirler Yetmez. 0 kadar basit değil Bir insan herhangi bir günahı işlediği zaman; Madde 1: Derhal huzursuzluk duyar. Bir günah işleyen herkes arkasından huzursuzluk duyar. Bu, birinci cezalandırmadır. Yetmez; Madde 2: Arkasından ruh nefse azap eder. Manevi bir azap söz konusudur. İkinci defa kişi cezalanır. Madde 3: 0 kişi cennete de girecek olsa, kabirde bütün günahlarının hesabını manevi bir azap çekerek ödemek mecburiyetindedir. Bütün günahları burada kendisine ödettirilir, üçüncü defa, manevi azap olarak. Eğer bu kişi cehenneme gidecekse, dördüncü defa ona günahları ödettirilecektir. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse bir sevap işlediğiniz zaman, bunun sevabını alıyorsunuz; huzurunu da yaşıyorsunuz. Ama bir günah işlediğiniz zaman tam dört defa cezalandırılıyorsunuz. Tekrar ediyorum. Günahı hemen işledikten sonra bir huzursuzluk duyarsınız. Nasıl bir hayır işlediğiniz zaman mutluluk duyuyorsanız, bir günah işlediğiniz zaman da huzursuzluk duyarsınız (1). Arkasından ruhunuz nefsinize azap eder, yeniden huzursuz olursunuz (2). Kabirde bütün günahlarınızın bedeli, size manevi azap olarak ödetilir (3). Eğer bir insan cehenneme gidecekse, cehennemde fizik bir azaba da muhatap olur. Manevi azap değil, fizik bir azaba muhatap olur ve böylece bu kişi sonsuz üzüntülerin, sıkıntıların içinde olacaktır. Sırf bu dünya adı verilen gezegende işlediği suçlar dolayısıyla. Aziz kardeşlerimiz ; Şimdi bir düşünün, bu matematik olarak ne kadar manasız bir şey, ne kadar yanlış bir şey. İnsanlar hiç bunu düşünmüyorlar. Şu dünyada yüz sene yaşadığınızı düşünelim, hadi hiç aklımıza gelmez, olmaz deriz ama, iki yüz sene yaşadığınızı düşünelim. Ama bir cennet hayatı yüz trilyon seneden de fazla, sonsuz zaman aralığında. Ve bu dünyada iki yüz sene yaşayacak olan bir insan, bu dünyadaki iki yüz seneyi, başkalarına haksızlık ederek geçirmişse, sonsuz hayatını cehennemde geçirmek mecburiyetinde kalacak. Ve bütün bu sonsuz hayatı boyunca bu sıkıntıyı hep çekecektir. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse muhtevaya dikkatle bakın: Allahü Teala her şeyin en güzelini ifade ediyor. Ve Allaha Tealanın söylediği şey, bütün insanlar için ikinci defa (dünya üzerinde yaşarken) hayata getirilmenin (doğmanın) mümkün olmadığı. Ama birtakım insanlar, din adamları, Budist felsefenin tesirinde kalarak, zannediyorlar ki insanların bir defadan daha fazla bu dünyada yaşaması mümkündür. Oysaki Kuran-ı Kerim, mümkün olmadığını söylüyor. İddialara baktığımız zaman, bu iddiaların hepsinin asıldan yoksun olduğunu görüyoruz. Her açıdan tutarsız olan iddialar, Kuran-ı Kerime her açıdan ters düşmekte. Ama birçok insan diyecektir ki bize, Güzel ama biz böyle bir hadiseye şahit olduk, adam anlatıyor: Ben diyor, falan tarihte falanca tarafından öldürüldüm. Benim karım falanca yerde yaşıyor, adı şu. Çocuklarım şunlar, şunlar. şunlar. Hadi diyor, gidelim beraber onlara soralım. Söylediklerini gerçek mi değil mi? Bütün söyledikleri gerçek. Karısı, o kadın. Özel hayatına ait birçok şeyler söylüyor, hepsi doğru. Çocukları, o çocuklar. Baba çocuklarından daha küçük yaşta. Aziz kardeşlerimiz ; İddia şu: 0 sırada doğmakta olan başka bir bedene geçtim ve doğdum falan yerde diyor. Doğuşunu anlatıyor, hangi şartlar içinde olduğunu. Bütün söyledikleri doğru. 0 zaman reenkarnasyon var mı? İşte bizim reenkarnasyoncular buna dayanarak yüzlerce delil veriyorlar ki, reenkarnasyon vardır. Halbuki bu delillerden hiçbirisi delil değildir. Çünkü bunlar, ruhun veya nefsin yaşadığı olaylar değil, cinlerin yaşadığı olaylardır. Bir cin, bir vücuda giriyor. 0 vücudu kontrol altında tutuyor. Vücudun yaşadığı bütün olayları cin yaşadığı için, bütün boyutlarıyla biliyor. Ve cinler, insan vücutlarına girip yaşamayı ve o kişiyi kontrolleri altına almayı isterler.İşte bu kişi öldüğü zaman, bu cin, o sırada doğmakta olan ikinci bir cesede giriyor. Cinlerin hayatı, bizim ki gibi, (uzun yaşayan insanlardan bahsedelim yüz sene, yüz yirmi sene, iki yüz sene) değil, üç bin sene, dört bin sene. Peygamber Efendimiz (S .A.V) zamanında yaşayan cinlerin birçoklarının hala hayatta olduğunu söylüyorlar.Cinler üstelik bizim gibi topraktan yaratılmadıkları için, öldükleri zaman toprağa gömülmezler,yanarlar; enerjiden yaratıldıkları cihetle. Bizim nefsimizle, cinlerin fizik vücutları arasında çok yakın bir benzerlik söz konusudur. İkisi de enerji bedendir. İşte bu cinler vücudumuza giriyorlar, o vücudun bütün hayatını yaşıyorlar. Ondan sonra da ikinci defa o cin bir başka vücuda girdiği zaman, o vücutta yaşarken bu iddialarda bulunuyor. Herkes de, cinin bu iddialarda bulunması üzerine, Vay be adamın bütün söyledikleri doğru. diyorlar. Öyleyse demek ki hakikaten reenkarnasyon vardır. Delil bir tane değil, bir çok delil Bu deliller var olduğuna göre kesinlikle reenkarnasyon vardır. diyorlar. İşte bizim temiz kalpli din adamlarımız da, böyle bir safsataya inanmış durumdalar. Hayır hepsi değil, bunların çok büyük kısmı. Bir tanesi de sevgili Yaşar Nuri Öztürk,diğer birtanesi de sevgili Süleyman Ateş 0nlarda böyle bir felsefeye inanmış. Başlangıçta çok ciddi iddiaların sahibiydiler. Ama son zamanlarda, canım biz de mutlaka vardır demedik ki gibi laflar söylemeye başladılar. Ama her ne kadar böyle söylüyorlarsa da, bir iddianın sahibi bu insanlar. Diyorlar ki, reenkarnasyon vardır ve Kuran-ı Kerim bunlara geçit vermektedir. Ve de bunları söylüyorlar, Oysaki böyle bir olgunun yaşanabilmesi, cinler kanalıyla oluyor. Ve cinler bazı insanları kontrolleri altına alıyorlar. İşte böyle bir şeyi, o kişinin içindeki cin sanki kendi nefsinin, kendi ruhunun tecrübesiymiş gibi ona söyletiyor. Aslında sadece onun vücuduna hakim olan cinin kontrolünde kişi. Ve böyle bir kontrol altındaki kişi de, söylediği şeyi de o kişi söylemiyor. Cin, onun vücudunu bir vasıta olarak kullanıyor ve konuşuyor. Bu istikamette dünya üzerinde birçok kuruluşlar var. Bunlardan bir tanesi de Dr. Refet Kayserilioğlunun kurmuş olduğu Dünya Sevgi Birliği. Bunlar, zavallı insanlar bir cinin esiri olmuşlar. Ve bu cine Beyti Dost diyorlar. cin onlara, sık ,sık trans haline geçen birisinin bedenine girmek suretiyle, onun vücudunu kullanarak hitap ediyor. Dr. Refet Kayserilioğlunun takımı, bir celsede uyutuyorlar bir kişiyi, trans haline geçiriyorlar. Trans haline geçince cin geliyor o kişinin vücuduna giriyor; o Beyti Dost dedikleri cin. Onlara bir çok masal anlatıyor. Büyük parlak varlıklar mı istersiniz, gökyüzüne çıkarken dar yerlerden geçildiğinden mi bahsetmek istersiniz, daha neler, neler. Aziz kardeşlerimiz ; Ama Kuran-ı Kerimi bilen, hele Allahın gök katları arasında kendisi ne gösterdiği her şeyi gören insan, bunların ne kadar yanlış şeyler olduğunu bir anda hemen görebilir. Ama, bu insanlara bizim ikazlarımız, bu istikamette pek fayda vermedi. Bu reenkarnasyonculann toplantısına biz bir defa girebildik ve girdiğimiz de onlara birçok şeyi ispat ettik. İspat ettiğimiz an grup ikiye ayrıldı. Ve birbirlerine karşı sert şeyler söylediler. Ama ondan sonra bizi asla aralarına kabul etmediler. Eğer kabul etselerdi, çoktan bu iş bitmişti onlar için. Onlardan bir tanesi bize geldi. Dedi ki : Ben burada bir konferans vermek istiyorum. Biz de dedik ki: Hay, hay! Konferansını ver. Aziz kardeşlerimiz ; Kişi konferansını veriyor, ben de notlar alıyorum. Bir sürü yanlış. Dedim ki, -Size bir şey sorabilir miyim? -Tabii, dedi buyur. -Diyorsun ki dedim, bizim yolumuz aşağı doğrudur. Nasıl denizin sathından itibaren denizin karanlıklarına doğru gidilir de sırlar çözülürse, biz de öyle yaparız. Gireriz karınlıklara, dahakaranlıklara. daha karanlıklara ve bütün sırları çözeriz. Şimdi bana açıkca cevap verirmisin? -Yolunuz aşağı doğru mu iniyor? dedim. Kesin olarak söyle. -Evet! -Bu yol giderek kararıyor mu? -Evet! -İşte bu, şeytanın sizi düşürmüş olduğu bir tuzak. Çünkü şeytanın ülkesine, onun alemine, giderek daha karanlığa, daha karanlığa, daha karanlığa inilerek gidilir, dedim. Bir sualim daha var dedim. -Allahü Teala, Allaha ulaşmayı farz kılıyor 12 defa. Aranızda Allaha ulaşan var mı? -Tabii var. Yedinci kata indiği zaman orası zifiri karanlıktır. Göz gözü görmez ve orası sonsuzluktur. Allah da sonsuzluktur. İşte o zifiri karanlık Allahtır. demez mi! Yani, neresinden tutsanız eliniz de hiçbir şey kalmıyor. Ve bu zavallı insanlar, bu saçma sapan şeylere şeytan tarafından inandırılmışlar. Ve samimi bir şekilde inanıyorlar. İşte en çok onlara acıyoruz. Aralarında gerçekten samimiyetle bunlara inananlar var. Ve adaletin, ancak böyle sağlanabileceğine inanıyorlar. Yani, insanlar arasındaki ilahi adalet, insanların bir defa dünyaya gelmesiyle sağlanamaz diyorlar. Hastaların, sakatların, yeniden ve yeniden dünyaya gelip adaletin teessüs etmesi lazım diyorlar Oysaki adalet müessesesi, dünya hayatıyla, cennet veya cehennem hayatının toplamından oluşur. B dünyada kötülük yapanlar, cezalarını kat, kat öderler. Son cezaları da cehennemde ödenir. Aziz kardeşlerimiz ; Öyleyse kişinin yaptıklarıyla, cehennemde ödedikleri, adaletin sağlanmasının teminatıdır. Öbür taraftan, hayatları başkalarına iyilik etmekle geçen, başkalarına kendilerini adayan, kendilerini Allaha adayan insanlar var. Bunların yaptıkları bütün fedakarlıklar bütün ibadetler de Allahü Tealanın indinde değerli kılınacak, onlar cennet hayatını yaşayacaklardır; dünyadaki mutluluğun ötesinde. Böylece yaptıkları gayretlerin bedeli, semeresi, adaletle tahakkuk edecektir. İşte o insanlar, cennet veya cehennem hayatını hiçe sayarak, İlahi adaletin bu dünyada sağlanabileceğini zannediyorlar. Sağlanması gerektiğine de inandıkları için, başka bir yol göremiyorlar, mutlaka diyorlar ,Allah insanları defaatle dünyaya gönderecektir, dünyada hayata getirecektir. Yani yeniden ,yeniden doğa, doğa bu insanlar, bir seferinde sakat, bir seferinde sağlam doğarak, neticede mutlaka adalet teessüs edecektir diyorlar. Aziz kardeşlerimiz ; Yani öyle bir iddia ki, neresinden tutarsanız tutun, tutulacak yeri yok. Hani sözlerimizin başındaki deve misali gibi. Eğri olmayan hiçbir tarafları yok ki, neresini düzeltelim diye düşünüyorum. Öyleyse reenkarnasyon diye bir müessese olabilir mi? Bu kadar çok yanlışın bir araya getirildiği başka bir olay belki de yoktur dünya üzerinde. Ama onlar hala insan ruhunun birçok bedenlere girdiğini, birçok defa dünyaya gelindiğini zannediyorlar. Cinlerle nefsleri birbirlerine karıştırıyorlar. Gerçekten cin denilen bir takım varlıklar var. Bir takım insanlar onları yakma teknikleri öğrenmişler. Ve cinleri zorla kontrolleri altına alıyorlar. Başka insanlara saldırtıyorlar. Ve onları huzursuz kılıyorlar.İşte böyle bir saldırıdan korunabilmek bir tek şarta bağlıdır. O kişi,mürşidine ulaştığı takdirde böyle bir tehlikeden mutlaka azade olur. Ve böyle bir dizaynın gerçekleştirilmesiyle insanların, böyle bir tehlikeye düşmesi söz konusu olmaz.Reenkarnasyonun bu açıdan,yani cinlerle ilişki açısından değerlendirilmesi,üç ayrı aşama gösteriyor. üç çeşit insan var. Reenkarnasyonun bu açıdan, yani cinlerle ilişki açısından değerlendirilmesi, üç ayrı aşama gösteriyor. Üç çeşit insan var 1) Vücutlarına hiçbir şekilde cinlerin giremeyeceği insanlar 2) Vücutlarına, sadece trans halinde cinlerin girebileceği, trans hali geçince bu olayın biteceği insanlar. 3) Her zaman cinlerin girebileceği insanlar. Hangig rupta olursanız olun, bir garantiniz var: İşte Allahü Teala Maide Suresinin 105. ayet-i kerimesinde o garantiyi söylüyor: Ya eyyühelleziyne amenü aleyküm enfüseküm, la yadurruküm men dalle izehtedeytüm. Ey amenü olanlar nefslerinizi tezkiye etmek, üzerinize borçtur Siz, nefsinizi tezkiye ederek hidayete adım attığınız zaman, dalalette olanlar size bir zarar veremezler. İşte bütün büyücüler, bütün cinciler, hepsi dalalette olanlardır. Ve dalalette olanların size bir zarar vermesi mümkün değildir. Bir şartla, (Başınızın üzerin mürşidinizin ruhu oluştuğu an.) Ayrıca Allahü Teala diyor ki, Biz müsaade etmezsek, zaten size hiçbir büyücü tesir edemez, İşte Allahü Tealanın dostları, onlar, Allahla beraberdirler ve koruyucudurlar. İşte büyücüler, onlar da insanlara her nevi kötülüğü yapmakla kendilerini vazifeli sayarlar. Büyü yaparlar, büyüden para kazanırlar . Ondan sonra da büyüyü bozmak için yeniden para alırlar. Yani hayatlarını bu zülmani yolda para kazanmakla tüketen zavallılar. İşte bunlardan birisi de, bir dergide görmüştük. Soyadı da Kirazdı bu zatın. Diyorlar ki: Sen büyücüsün, insanları büyüyle öldürebilir misin? Öldürürüm diyor. İyi ama Allahü Teala vücuda getirdiği bir hayatı ortadan kaldırmakla, Allaha asi olmuyor musun? Orası diyor, beni alakadar etmez. Sizin değer hükümleriniz beni alakadar etmez. Bana gelip de parayı verdiler mi, ben büyü yapar, öteki kişiyi ne yapar, yapar öldürürüm diyor. Aziz kardeşlerimiz ; Böylesine pespaye bir dünyada insanlar, iddia sahipleri (ve Allahın yasak ettiği fiilleri kullanarak). Bakara Suresinin 102. ayet-i kerimesinde ise Allahü Teala diyor ki: Allah müsaade etmedikçe hiç kimsenin büyüsü başka birine zarar ika edemez. Öyleyse reenkarnasyon Kuran-ı Kerimde var mıdır? Sualinin cevabı kesin olarak veriliyor: Kuran-ı Kerimde reenkarnasyona geçit yok. Kuran-ı Kerim, reenkarnasyornu kesin bir şekilde reddediyor. İslam dini reenkarnasyona açık mıdır? İslam dini. kainattaki tek din, reenkarnasyona da kapalıdır. Aziz kardeşlerimiz ; Niçin kainattaki tek din diyoruz? Çünkü Allahü Teala, buyuruyor ki; Al-i İmran Suresi -19. Ayet ;Inneddiyne indallahilislam. Allahın indinde İslamdan başka bir din yoktur. (Hiç olmamıştır. Sadece İslam vardır.) Allahın bütün peygamberlerinin Allahü Teala, İslam olduğunu söylüyor. Yetmez. Onlara tabi olan, onların yaşadıkları devrede onlara tabi olan bütün insanların da İslam olduğunu söylüyor. İslam, Allaha teslim olan demektir. Öyleyse Allaha teslim olanlar, Allahın dostları, onların reenkarnasyon la hiçbir şekilde alakası olmadığı gibi, reenkarnasyon iddialan Kuran-ı Ke rimce her açıdan red edilmiş durumdadır. Kuran-ı Kerim, reenkarnasyonu kabul etmiyor. İddia sahipleri, bu söylediğimiz açılardan meseleleri değerlendirirlerse, göreceklerdir ki, reenkarnasyon diye bir şeyin Kuranda yer alması mümkün değildir. Kuran-ı Kerim bütünüyle, reenkarnasyona kapılarını kapamış Allahın mukaddes kitabıdır. Hepinizin, bu reenkarnasyon denilen safsatanın dışında, Kurani hakikatleri bilerek, yerli yerine oturtarak, İslamı yaşamanızı, cennet saadeti ve dünya saadetine ulaşmanızı Yüce Rabbimizden dileyerek, reenkarnasyon konusunda ki sözlerimizi İnşallah burada tamamlıyoruz. Allah hepinizden razı olsun.
|
|
|
|||||||||||||