Aziz ve Muhterem Dîn Görevlileri,

 

Sizleri selâmların en güzeli olan Allahû Tealâ’nın selâmı ile selâmlıyoruz:

Es selâmu aleykum ve rahmetullâhi ve berekâtuhu…

 

Allahû Tealâ’nın biz bahtlı kullarına bahşetmiş olduğu bu eşsiz topraklar, bu coğrafya, ülkemiz son dönemde çok zor günler geçirmektedir. Bunda Yüce Rabbimiz’in bir imtihanı ve hikmeti var tabii ki…

 

Mâlum-ı âliniz, bu güzel ülke bir kuraklık dönemine girmiş bulunmaktadır. Gölleri kurumakta, nehirleri çekilmekte, barajları boşalmakta, yağmur yağmamaktadır. Yağsa da, bir anlam ifade etmemekte, fayda sağlamamakta, tabiri caizse, çiseleyip geçmektedir.

 

Allahû Tealâ, Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de de, Bakara Suresi’nin 186. âyet-i kerimesinde; “Kullarım Bana dua ederler. Ben onların dualarına (davetlerine) icabet ederim.” buyuruyor.

 

2/BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).

Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

 

 Ayrıca Mulk Suresi’nin 30. âyet-i kerimesinde de:

 

67/MULK-30: Kul e reeytum in asbaha mâukum gavren fe men ye’tîkum bi mâin maîn(maînin).

De ki: “Gördünüz mü, şâyet sizin suyunuz yerin altına geçse, o zaman size akarsuyu kim getirir?” buyuruyor. (67×30=2010 yılını işaret ediyor.)

 

Aziz ve Muhterem Dîn Görevlileri,

Allahû Tealâ diyor ki: “Özellikle devrin Sâdâtları (dîn büyükleri, Ulemâlar, İlâhiyat fakültelerimizin profesörleri, Diyanet İşleri Başkanı ve Dîn İşleri Yüksek Kurulu Üyeleri, Müftüler, Hocalar, İmamlar) ve Kuberâ’sı (Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu üyeleri, milletvekilleri, idari amirler, genel müdürler, Şanlı Ordu muz’un en üst düzeyden en alt kademeye kadar değerli mensupları ve ülkenin yönetiminde ve ekonomisinde söz sahibi olan varlıklı kişileri, onların  kadroları ve çalışanları) bu “Hacet Namazı”nı kılarak, Bana sorsunlar. Desinler ki: “Allah’ım… Yağmurlar neden yağmıyor? Daha önce bolluk ve bereket içerisinde olan, Dünya üzerinde kendine yeten 7 ülkeden birisi olan eşsiz ülkemiz neden bugün bu kuraklığı çekiyor?” diye sormalarını istiyor.

 

Mâlum-ı âliniz, Türkiye camilerinde, başta Trakya, İstanbul, İzmir, Ankara, Konya, Adana, İskenderun olmak üzere kuraklık yaşayan şehirlerimizin camilerinde ve cemaatlerde topluca yağmur duası ediliyor; ancak hepimiz de şahidiz ki, doyasıya yağmur yağmıyor. Bu eşsiz güzellikteki ülkemiz, yakın gelecekte korkunç bir açlık, hastalık ve kuraklık felaketleri ile karşı karşıya kalacaktır. Omuzlarınızda –devrin Sâdâtları ve Kuberâ’sı olarak- büyük bir vebal taşımaktasınız.

 

10.08.2007 tarihli Kocatepe Camii Cuma vaazında, 700 camiye de bağlanarak, topluca yağmur duası edildi. Bugün itibariyle ise, bir dirhem yağmurun yağmadığını görüyoruz.

 

Aziz ve Muhterem Dîn Görevlileri,

Sizlerden ulaştığımız kadarına neyin nasıl yapılması gerektiğini açıklıyoruz ve söz alıyoruz; ama ne hikmetse denilen yapılmıyor ve de netice böyle oluyor. Bu söylediklerimizi ivedilikle kâle almak durumundasınız. Sizlerden “Allah aşkına” konuya önem vermenizi, sizler ve camianız -Sâdâtlar olarak- ve ulaşabileceğiniz Kuberâ’ya da konuyu önemle arz etmenizi rica ederiz.

 

Bu bir vatan ve vicdan borcudur. Vebal altında kalmayın. Sizler için çok ama pek çok üzülüyoruz. Bu vatanın güzel insanları da, bu durumdan pay alarak, olmadık durumlara duçâr oluyorlar. Yazık oluyor canımız memleketimizin saf ve masum insanlarına… Allah aşkına, “Hacet Namazı” kılıp ve camianıza da kılmalarını söyleyerek ve camilerimizde bu Hacet Namazı tarifini vererek ve ayrıca Kuberâ’ya da ulaştırarak, Allahû Tealâ’nın huzurunda hiç değilse, bu görevi yerine getiriniz. Hacet Namazı kılıp da, Allahû Tealâ’ya “Yağmurlar niye yağmıyor? Sular, göler, nehirler niye kuruyor?” diye sormanız gerekiyor.

 

İlişikte Hacet Namazı tarifini de veriyoruz.

 

Aziz ve Muhterem Dîn Görevlileri,

 

Bir Allah dostu diyor ki:

 

Cümle âlem Hâlik’ındır

Ama kul eliyle işlenir

İlm-i Ledûn’u bilmeyen

Bunu kul yaptı sanır.

 

Bizler, Ledûn ilmi yolcularıyız. Bir kere daha altını çizerek diyoruz ki; Allah aşkına, devrin Sâdât ve Kuberâ’sı, Hacet Namazı kılarak ve maiyetlerindeki kadrolarına da kıldırarak ve camilerde cemaate de bu Hacet Namazı’nın tarifini vererek kıldırmalarını Allahû Tealâ özellikle istiyor. “Yoksa yağmur yağdırmam.” diyor. Bundan sonraki günler, çok daha zor geçecek. Hepimiz üzerimize düşen bu manevî görevi bihakkın yerine getirmeliyiz. O’nun eşsiz af ve mağfiretine sığınmaktan başka çaremiz yok. En büyük görev, Siz ve camianıza düşüyor. Sizleri çok ama pek çok seviyoruz…

 

 

HACET NAMAZI TARİFİ:

 

Hacet Namazı için önce boy abdesti alınır, ondan sonra hacet namazı abdesti alınır. Kimseyle konuşmadan 4 rakât olan hacet namazı kılınır.

1. Rekâtta : Subhaneke – Fatiha – 3 Âyet-el Kursi

2. Rekâtta : Fatiha- İhlâs -  Felâk - Nas

                   Ettehiyyatu – Allahumme salli – Allahumme barik

3. Rekâtta : Fatiha – İhlâs – Felâk – Nas

4. Rekâtta : Fatiha – İhlâs – Felâk – Nas

                   Ettehiyyatu – Allahumme salli – Allahumme barik okunur.

 

Selâm verildikten sonra Allah’ın kendisi için ezelde tâyin etmiş olduğu mürşidin gösterilmesi istenir. Hiç konuşmadan 3 Âyet-el Kurs-i okunur,  sessiz olarak Allah’ın ismi zikredilerek sağ yan üzere , yüz kıbleye gelecek şekilde yatılır.

 

Allahû Tealâ’nın gösterdiği mürşide vakit geçirilmeden tâbî olunur.

 

O gece kişi mürşidini göremez ise, görünceye kadar hacet namazını kılmaya devam eder.

İstenirse her gece de kılınabilir.

Allah Razı Olsun.

 

 

Sevgi ve saygılarımızla…

 

Allah razı olsun.

 

info@sahihiyesari.com

 

 

Yaşar COŞKUN

 

0 (536) 445 10 05

 

Bir Önceki Menü    

              

              

              

 

              

             

 

 

Online Sayaç