![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sohbetler | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
ALLAH GÖRÜLÜR MÜ ?
Aziz kardeşlerimiz ; Sizleri selâmların en güzeli olan Allahın selâmı ile selâmlıyoruz. Es selâmu aleykum ve rahmetullâh ve berekâtuhu.
Aziz kardeşlerimiz ; Bu sohbetimizi de Allah görülür mü? konusuna ayırdık inşaallah. Yine her zaman olduğu gibi Yüce Kitabımız Kurân-ı Kerim ışığı altında ve de Mürşidimiz Mehdi (A.S) önderliğinde konumuzu işleyeceğiz.
Konumuz: ALLAH GÖRÜLÜR MÜ? Birçok insan, Allah görülmez, Allahı görmek mümkün değildir derler ve her zamanki gibi yanlışı söylerler. Doğrular Kurândadır. İnsanların Kurân dışı inançları, Kurân karşısında bir hüküm ifade etmez.
Allah görülür mü sualinin cevabı şudur: Evet, görülür.
Hadi gelin şimdi bu konudaki âyetlere beraberce bakalım:
3/ÂLİ İMRÂN-18: Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu). Allah muhakkak ki; Kendisinden başka ilâh olmadığına şahitlik etti. Melekler ve ULÛLİLM (ilim sahipleri) adalet ile (şahitlik ettiler ki) Ondan başka ilâh yoktur. O, AZÎZül HAKÎMdir.
Bu âyet-i kerime ilim sahiplerinin, ulûl-ilmin Allahı gördüklerini kesin olarak ispat ediyor. Allah, bizatihi Kendisi, Kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik ediyor, tamam. Ama melekler de şahitlik ediyor, o da tamam. Bir de ulûl-ilm var, ilim sahipleri de şahitlik ediyor. İşte o ilim sahipleri; kalp gözleri açık olanlardır. Kalp gözünün açıklığı da seviye seviye insanı geliştirir. 1. kat cennet, 2. kat cennet, 3., 4., 5., 6. ve 7. kat cennet, sonra Sidretul-Munteha, sonra İnd-i İlâhi, en sonunda Allahın Zatı
Kimdir bu ilim sahipleri? Aziz kardeşlerimiz ; Ulûl-ilm aynı zamanda, Allahû Tealâyı görebilenler olduğu cihetle, salâh makamında iradelerini de Allaha teslim edenlerdir.
Allahû Tealâ buyuruyor ki: 43/ZUHRÛF-86: Ve lâ yemlikullezîne yedûne min dûnihiş şefâte illâ men şehide bil hakkı ve hum yalemûn(yalemûne). Ve onların, Ondan (Allahtan) başka taptıkları şeyler şefaate malik değildir. Hakka şahit olanlar hariç ve onlar (Hakkı) bilirler.
Neyi bilirler? Allahın Zatını da bilirler (görmüşlerdir). Allahın katında Huzur Namazının kılındığını, arkasında kimlerin bulunduğunun, hepsini bilirler. Aziz kardeşlerimiz ; Huzur Namazını kıldıran kişi, Devrin İmamıdır. Mutlak olarak hayatta olması gerekir. Dünya adı verilen bu gezegende; hayatta olmayan, yaşamayan bir kişi Huzur Namazının imamlığını yapamaz. Huzur Namazının imamı rahmetli olduğu zaman, Allahû Tealâ onun yerine mutlaka bir yenisini Huzur Namazının İmamı olarak tayin eder ki; o kişi orada kendisini net olarak görür. Kimlerle beraber namaz kılıyor, sıra nedir, 3ler, 7ler, 40lar, 70ler kimlerdir; hepsini bilir ve görür. Allahû Tealâ açık bir şekilde Allaha şahit olanlardan bahsediyor. Hakka yani Allaha şahit olanlar var. Öyleyse, şefaat edenler, Allahın irşad makamına getirdikleri, Hakka, Allaha şahit olanlardır.
Allahû Tealâ buyuruyor ki: 12/YUSUF-108: Kul hâzihî sebîlî edû ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne). De ki: Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allahı görerek) Allaha davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allahı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.
Allahû Tealâ bir defa daha ifade ediyor:
50/KAF-37: İnne fî zâlike le zikrâ li men kâne lehu kalbun ev elkâs sema ve huve şehîdun. Muhakkak ki bunda kalpleri olan ve ilka edilenleri işitebilen ve (kalp gözleri ile Allaha) şahit olan kişiler için mutlaka ibret vardır.
Allahın Zatına kimler şahittir? Devrin İmamı mutlaka şahittir. Arşı tutan melekler şahittir. Devrin İmamının bir ruhu arşta, arşı tutan meleklerle birliktedir. Devrin İmamının bir ruhu, bin ruhu, bir milyon ruhu, çok daha fazlası kâinatta kim tâbî olursa, onun başının üzerindedir.
Allahû Tealâ buyuruyor ki: 58/MUCADELE-22: Lâ tecidu kavmen yûmunûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne). Allah'a ve ahiret gününe (ölmeden evvel Allah'a ulaşma gününe) îmân eden kavmi, Allah'a ve resûlüne karşı gelenlerle sevişir bulamazsın. Velev ki onlar, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya aynı aşiretten olsun. Onların kalplerine îmân yazılır. Ve onlar, Allah'ın katından (orada eğitilmiş olan) bir ruhla (devrin imamının ruhunun başlarının üzerine yerleşmesi ile) desteklenirler ve altlarından ırmaklar akan cennetlere konurlar. Orada ebediyen kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razıdırlar. İşte onlar, Allah taraftarıdırlar. Ve muhakkak ki Allah taraftarları kurtuluşa (felâha) erenlerdir.
Aziz kardeşlerimiz ; Bir insan mürşidine ulaşıp tâbî olduğu zaman, bu tâbîiyet sırasında başının üzerine derhal Devrin İmamının Ruhu gelir, yerleşir. O kişinin ruhuna der ki: Senin Allaha ulaşma günün geldi, vücuttan ayrıl ve ana dergâha ulaş. Evvelâ hangi mürşide tâbî olmuşsa, onun dergâhında ruh vücudu terk eder, oradan da mutlaka Devrin İmamının bulunduğu ana dergâha gider. Dünya üzerinde altın kapının bulunduğu dergâh bir tanedir. O, Devrin İmamının dergâhının altın kapısıdır. Başka bir altın kapı yoktur. Bu kapı yaklaşık 4-4,5 metre yüksekliğinde, 1,5 metre veya biraz daha geniş, tek kanatlı bir kapıdır. Kilidi yoktur, tokmağı yoktur, otomatik olarak açılır ve kapanır. Üzeri yaklaşık olarak 30 cm. büyüklüğünde baklava dilimi şeklinde çizgilidir.
2/BAKARA-140: Em tekûlûne inne ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve yakûbe vel esbâta kânû hûden ev nasârâ kul e entum alemu emillâh(emillâhu), ve men azlemu mimmen keteme şehâdeten indehu minallâh(minallâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ tamelûn(tamelûne). Yoksa siz: Muhakkak ki; İbrâhîm, İsmail, İshak, Yakup ve torunları Yahudi veya Hıristiyan idiler mi? diyorsunuz. De ki: Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allahtan (verilen) Allahın katındaki şahitliği gizleyen kimseden daha zalim olan kimdir? Allah, yaptıklarınızdan gâfil değildir.
Allah görülür mü? diyenler için Allahû Tealâ bunları Kurân-ı Kerime açık bir şekilde koymuştur. 5 âyet-i kerime Allahın katındaki bir şehadetten, Allahın Zatını müşahede etmekten bahsediyor. Allah bir insan mıdır ki görülsün? Allah görülmez diyenlere bu âyetler yeterli bir işarettir. Allahı insan fiziğinde, zahirî âlem hüviyetinde bir Allah olarak düşünmek büyük bir hatadır. Allahû Tealâ, Zatını insanlara da gösterir, cinlere de gösterir, meleklere de gösterir. Ama onlar Allahı görebilecek olan vasfın sahibi olmak mecburiyetindedirler. Bir insanın kalp gözü açılınca görebileceği yer, önce sadece zemin kattır. Sonra 1. gök katını, sonra 2. gök katını, sonra 3. gök katını, 4., 5., 6. ve 7. gök katlarını ve 7. gök katındaki 7 tane âlemi kişi birer, birer görecektir. Allahı görmesi bunlardan çok daha sonraki bir olgudur. Allahı görebilmek için bir insanın ruhunu, vechini, nefsini ve iradesini Allaha yaşarken teslim etmesi gerekir. Normal statü budur. Bir insan yaşarken, hayattayken kalben Allaha ulaşmayı dilediği anda bu hedefe doğru yola çıkmıştır. Allah ona mürşidini gösterecektir. Kişi mürşidine ulaşacaktır ve ona tâbî olacaktır. Bu aşamada Allahı görebilir mi? Hayır göremez. Ruhu vücuttan ayrılacaktır, sonra 1. gök katına ulaşacaktır, sonra 2., 3., 4., 5., 6., 7. gök katlarını aşacaktır ve 7. gök katında ruhu 7 tane âlem geçecektir. Kişinin ruhu neticede Allaha ulaşacaktır. Allaha ulaşan bu ruh, Allahı görür mü? Evet, ruh görür ama o ruhun vücudunda barındığı kişi, Allahı bu noktada göremez. Ve ruh Allahın Zatında yok olur. Sonra kişi zikrini artıracaktır. Gün içinde 18 saat zikri aşan bir kişi için fizik vücudunu (vechini) Allaha teslim etmek söz konusu olacaktır. Daha sonra bu kişi daimî zikrin sahibi olacaktır. Daimî zikrin sahibi olan bu kişi, Allahı görebilir mi? Hayır. Ulûlelbab makamı, Allahın görüldüğü makam değildir. Daha sonra muhlis olan kişi Allahı görebilir mi? Hayır. Bu kişi Tövbe-i Nasuhtan geçecektir, sonra günahları yeniden örtülecek, salâh nuru verilecek, günahları sevaba çevrilecektir. Allah onun iradesini teslim alacaktır. İradesini teslim aldıktan sonra o kişiyi irşada memur ve mezun kılındın cümlesiyle irşad makamının sahibi kılacaktır. Bu kişi Allahın Zatını görebilir mi? Evet.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın huzurunda kişinin, Allahın bütün söylediklerini işitmesi lâzım ki, Allahın önünde Tövbe-i Nasuhunu yapsın. Tövbe-i Nasuh, mensuh olması mümkün olmayan, değişmesi mümkün olmayan bir tövbedir. Tövbe-i Nasuhla tövbe eden kişinin, ancak salâh makamının 5. kademesinde Allah, iradesini alır. Ancak bu noktada kişi irşad makamına tayin edilebilir. Allahın Zatına şahit olabilir. Allahın Zatına şahit olan kişi, irşad makamına Allahû Tealâ tarafından irşada memur ve mezun kılındın cümlesiyle tayin olunan kişidir. Bir insan gerçek anlamda mürşid midir? Bu, onun Ruyetullâh olup olmadığına bağlıdır. Ruyetullâh olmak, Allahın Zatını görmek demektir. Gelmiş geçmiş bütün peygamberler mutlaka Allahın Zatını görmüşlerdir. Bunun ötesinde bütün resûller, bütün kavim resûlleri mutlaka Allahın Zatını görmüşlerdir. Bunun ötesinde iradesini de Allaha teslim ederek irşad makamına tayin edilen herkes, Allahın Zatını görmüştür.
Aziz kardeşlerimiz , Her mürşid Allahın Zatını görmez. Mürşidlerin arasında vekil mürşidler de var. İradesini Allaha teslim edip de, irşada memur ve mezun kılınan mürşidler var. İşte asıl mürşidler onlardır. Onların üzerinde resûller var, onların daha ötesinde nebiler vardır. Nebiler, resûller, Allahû Tealâ tarafından irşada memur ve mezun kılınanlar, yani iradesini de Allaha teslim edenler, Allahın Zatını görmek yetkisinin sahibi kılınanlardır. Allahû Tealânın dizaynı çok açık bir şekilde bütün insanlara bu büyük hakikati anlatıyor ki,
ALLAHIN ZATI GÖRÜLEBİLİR.
Ama baş gözleriyle değil, kalp gözleriyle !...
Aziz kardeşlerimiz ; Kendileri bir şey bilmeyen insanlar olsa olsa böyledir diye, öyle olduğunu zannettikleri hususları, başka insanlara anlatırlar. Kalp gözleri kapalıdır ve onlar Allahın Zatını göremezler. Allahın Zatını gören de, kimseye niceliğini, niteliğini söylemek yetkisinin sahibi değildir. Allahû Tealâ Zatını gösterir ve o anda kişi bunu kimseye açıklamak imkânının sahibi değildir. Aziz kardeşlerimiz ; Allah ile olan ilişkilerde herkes için en güzeli, kademelerin en üstüne çıkabilmektir. Normal insanlar için Allahın katındaki en üstün kademe mutlaka irşad makamına irşada memur ve mezun kılındın cümlesiyle tayin edilmektir. Hiç kimse bu makama tayin edilmedikçe, Allahın Zatını gören bir mürşid olamaz. Zamanımızda birçok mürşid var, kalp gözleri kapalı ve mürşidiz diyorlar, insanlar da onlara tâbî oluyorlar. Olur mu ? Olur.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın kanunları; insanların dedikleri kişiye değil, Allahtan sorarak Allahın gösterdiğine tâbî olmalarıdır.
HACET NAMAZI BUNUN İÇİN KONMUŞTUR !...
Hacet namazı 4 rekâtlık bir namazdır. 1. rekâtta, Subhaneke, Fatiha, 3 Ayet-el Kürsi okunur 2. rekâtta, Fatihadan sonra İhlâs, Felâk ve Nas okunur Allahumme Salli ve Barik okunur 3. rekâtta, Fatiha, İhlâs, Felâk, Nas 4. rekâtta, Fatiha, İhlâs, Felâk, Nas ve Allahümme Salli ve Barik okunur. Ve Allahtan mürşid sorulur, istenir.
Hacet namazı, mutlaka boy abdesti alınmasını gerektirir. Gece de saat 24ü (yaz saati ile 01.00i) geçmiş olması gerekir. Bütün bunlar Allahın koyduğu kaidelerdir. Böyle bir namazı kıldıktan sonra boy abdesti alıp da Allahtan mürşidini soranları (kişi gerçekten mürşide ulaşmayı diliyorsa, Allah kalbî yapısına bakar kişinin) Allah kişiyi mutlaka mürşidine ulaştırır. Allah görülmez diyenlere Al-i İmran Suresinin 18. âyet-i kerimesi ile cevap verin. Buradaki Ulûl-ilm, ilmin sahipleri demektir. Bu ilmin sahipleri için seviye göstergesi, onun mutlaka salâh makamının 5. kademesine ulaştığı gerçeğidir. Bundan 14 asır evvel, bütün sahâbe bu şerefe ermişler, hepsinin kalp gözü açılmış, irşad makamına Allahû Tealâ tarafından İrşada memur ve mezun kılındın emriyle tayin edilmişlerdir.
Aziz kardeşlerimiz ; Sahâbe, gerçekten Allahın en üst seviyede dostlarıydı. İster ensardan olsun, ister muhacirinden olsun hepsi Allahın Zatını görmüşlerdi. Çünkü, Kurân-ı Kerim onların hepsinin irşad makamına ulaştığını ifade ediyor. 9/TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu). O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan ulûlelbab, ihlâs ve salâh makamlarını, en üst üç makamı işgal edenler): onların bir kısmı muhacirînden (Mekkeden Medineye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medinedeki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da Ondan (Allahtan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır. Hayrın en üstünü, daimî zikre ulaşanların yaptığı hayırdır. Kazandığı hayırdır. Daimî zikre ulaşanların da 4 kademe atlamadıkça bu hedefe ulaşması mümkün değildir. Evvela onların bu hedefe ulaşmaları için, ulûlelbab makamında 7 yer katının ve 7 kat cehennemin kendilerine gösterilmesi söz konusudur. 7 kat cehennem ve zemin kat Ulûlelbab makamında gösterilir. Zemin kat, sıfır noktasını ifade eder. Sonra kişi ihlâs makamına geçer. İhlâs makamında Allahû Tealâ, 7 gök katını ona gösterir. 7 gök katının 7.sinde, 7 tane âlem gösterilir. Allahın Zatını görmek için önce bunların hepsinin görülmesi lâzımdır.
1. âlem, kader hücreleridir. 2. âlem, Ümmül Kitaptır. 3. âlem, Kudret Denizidir. 4. âlem, Makam-ı Mahmuddur. 5. âlem, Divan-ı Salihindir 6. âlem Zikir Hücreleridir 7. âlem,İnd-i İlahidir.
6 âlemi görmedikçe, 7. âlemi kimse göremez. Bunlar da o kişinin daimî zikre ulaşmasından sonra gösterilen hususlardır. Kişinin kalbi daimî zikre ulaştıktan sonra müzeyyen olur. 7 tane yer katında, 7 tane gök katında, eder 14 salâh makamında da: 15- günahların örtülmesi 16- salâh nurunun verilmesi 17- günahların sevaba çevrilmesi 18- Allahû Tealânın iradeyi teslim alması 19- sonra da kişiyi irşada memur ve mezun kılındın cümlesiyle irşad makamına tayin etmesi. Sadece bu noktaya ulaşan kişi Allahın Zatını görebilir.
Öyleyse, Allahın Zatı görülür mü? diye bir sual soruldukta onlara rahatlıkla şu cevabı verebilirsiniz. Allahın Zatı sadece kalp gözleri Allahı görmeye yetkili kılınanlar tarafından görülür. Onlar iradelerini de Allaha teslim ederek, daimî zikirden sonra 19 mertebe kalpleri müzeyyen olanlardır. Onlar Allahı görebilirler.
Yukarıda yer alan sırasıyla, Al-i İmran Suresinin 18. âyet-i kerimesi Zuhruf Suresinin 86. âyet-i kerimesi Yusuf Suresinin 108. âyet-i kerimesi Kaf Suresinin 37. âyet-i kerimesi Bakara Suresinin 140. âyet-i kerimesi Allahın Zatının görülebileceğine dair kesin delillerdir.
Allahû Tealânın hepinizi hem cennet saadetine hem dünya saadetine ulaştırmasını Yüce Rabbimizden dileyerek Efendi Hazretlerinin de himmetiyle bu sohbetimizi de burada tamamlıyoruz inşaallah. Allah Razı Olsun
|
|
|
|||||||||||||