
CEHENNEME GİRİP DE BİR DAHA ĒIKILMAYACAĞINA DAİR
45
ADET KURĀN-I KERİM AYET-İ KERİMELERİ
Aziz
kardeşlerimiz :
Sizleri selāmların en güzeli olan Allahū Tealā'nın selāmıyla selāmlıyoruz.
Esselāmu aleykum rahmetullāhu ve berekātuhu.
Aziz
kardeşlerimiz ;
Bu sohbet konumuzu da "CEHENNEME GİRİP DE BİR DAHA
ĒIKILMAYACAĞINA DAİR 45 ADET KURAN-I KERİM AYET-İ
KERİMELERİ" ne ayırdık.
Tabii, yine her zaman olduğu gibi Kur'ān-ı Kerim ışığı altında ve de Mehdi
a.s. önderliğinde konumuzu işleyeceğiz İnşaallah.
1..AL-İ İMRAN-86: Keyfe
yehdillāhu kavmen keferū bade īmānihim ve şehidū enner resūle hakkun ve
cāehumul beyyināt(beyyinātu) vallāhu lā yehdil kavmez zālimīn(zālimīne).
Kendilerine beyyineler (aēıklayıcı belgeler)
geldikten ve hiē şüphesiz Resūlün hak olduğuna şahadet getirmelerinden ve
īmānlarından sonra kāfir olan (fasık olan) kavmi, Allah nasıl (yeniden)
hidayete erdirir? Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez.
AL-İ İMRAN-87: Ulāike
cezāuhum enne aleyhim lanetallāhi vel melāiketi ven nāsi ecmaīn(ecmaīne).
İşte onların cezaları;
Allahın, meleklerin ve bütün insanların lānetinin onların (fasıkların)
üzerlerine olmasıdır.
AL-İ İMRAN-88: Hālidīne fīhā, lā yuhaffefu anhumul azābu ve lā
hum yunzarūn(yunzarūne).
(O lānetin) iēinde de ebedī kalacaklardır. Onlardan azap
hafifletilmeyecek ve onlara nazar edilmeyecektir (bakılmayacaktır).
2...Ali-İmran-116:
İnnellezīne keferū len tugniye
anhum emvāluhum ve lā evlāduhum minallāhi şeyā(şeyen), ve ulāike
ashābun nār(nāri), hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Hiē şüphesiz o kāfirlerin, ne malları ve ne de evlātları, onlara;
Allahtan (gelecek bir cezaya) bir şeye, (karşı koymaya) yetmez. İşte
onlar, ateş ehlidir. Orada devamlı kalacaklardır.
3..Ahzab-64,65:
İnnallāhe leanel kāfirīne ve eadde
lehum saīrā(saīren). Hālidīne fīhā ebedā(ebeden), lā yecidūne
veliyyen ve lā nasīrā(nasīren).
Muhakkak ki Allah, kāfirleri lānetledi. Onlar iēin alevli ateşi
(cehennemi) hazırladı.
Orada ebediyyen kalıcılardır (kalacak
olanlardır). (Orada) bir dost
ve bir yardımcı bulamazlar.
4..Araf-36:
Vellezīne kezzebū bi āyātinā
vestekberū anhā ulāike ashabun nār(nāri), hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Ve āyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı
kibirlenenler, işte onlar ateş
ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacaklardır).
5...Bakara-39:
Vellezīne keferū ve kezzebū
bi āyātinā ulāike ashābun nār(nārı), hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Ve inkār edenler ve āyetlerimizi yalanlayanlar,
işte onlar ateş ehlidir, orada ebedī kalacak
olanlardır.
6...Bakara-81:
Belā men kesebe seyyieten
ve ehātat bihī hatīetuhu fe ulāike ashābun nār(nāri), hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Hayır, (sandığınız gibi değil) kim günah kazanmış da hataları
kendisini kuşatmışsa; işte onlar, ateş halkıdır ve iēinde de devamlı
kalacaklardır.
7..BAKARA-161: İnnellezīne
keferū ve mātū ve hum kuffārun ulāike aleyhim lanetullāhi vel melāiketi ven
nāsi ecmaīn(ecmaīne).
Muhakkak ki
(Allaha ruhun ölmeden ulaşmasını yani hidayeti) küfredip (örtüp gizleyip)
kāfir olarak ölenlere, işte onlara, Allahın, meleklerin ve insanların
hepsinin lāneti onların üstünedir.
BAKARA-162: Hālidīne fīhā, lā yuhaffefu anhumul azābu ve lā hum
yunzarūn(yunzarūne).
(Onlar) onun (lānetin) iēinde ebediyyen kalacak olanlardır.
Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz.
8...Bakara-217:
Yeselūneke aniş şehril harāmi
kıtālin fīh(fīhi), kul kıtālun fīhi kebīr(kebīrun), ve saddun an sebīlillāhi
ve kufrun bihī vel mescidil harāmi ve ihrācu ehlihī minhu ekberu indallāh(indallāhi),
vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lā yezālūne yukātilūnekum hattā
yeruddūkum an dīnikum inistetāū ve men yertedid minkum an dīnihī fe yemut ve
huve kāfirun fe ulāike habitat amāluhum fīd dunyā vel āhireh(āhireti), ve
ulāike ashābun nār(nāri), hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Sana haram (hürmetli) aydan ve onun iēinde yapılan savaştan
soruyorlar. De ki: Onun iēinde (o ayda) savaş büyük (günahtır). (Fakat
insanları) Allah yolundan saptırmak (alıkoymak) ve Onu inkār etmek, (müminlere)
Mescid-i Haramı (yasaklamak) ve onun halkını oradan (Mekkeden sürüp)
ēıkarmak ise Allah katında daha büyük (günahtır). Ve fitne, (adam)
öldürmekten daha da büyük (bir suē ve günahtır). Eğer onların güēleri yetse
(yapabilseler), sizi dīninizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri
kalmazlar. Sizden kim dīninden dönerse, o taktirde o, kāfir olarak ölür. Bu
sebeple işte onlar, onların amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. Ve
işte onlar, ateş ehlidir. Ve
onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.
9...Bakara-257:
Allāhu velīyyullezīne āmenū,
yuhricuhum minez zulumāti ilen nūr(nūri), vellezīne keferū evliyāuhumut
tāgūtu yuhricūnehum minen nūri ilāz zulumāt(zulumāti), ulāike ashābun
nār(nāri), hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Allah, āmenū olanların (Allaha ulaşmayı dileyenlerin) dostudur,
onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura ēıkarır. Ve
kāfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye
dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete
ēıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedī kalacak
olanlardır.
10...Bakara-275:
Ellezīne yekulūner ribā lā
yekūmūne illā kemā yekūmullezī yetehabbetuhuş şeytānu minel mess(messi),
zālike bi ennehum kālū innemal beyu mislur ribā, ve ehallallāhul beya ve
harramer ribā fe men cāehu mevizatun min rabbihī fentehā fe lehu mā
selef(selefe), ve emruhū ilāllāh(ilāllāhi), ve men āde fe ulāike
ashābun nār(nāri), hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Riba (faiz) yiyenler, kabirlerinden ancak şeytan ēarpmasından
hırpalanmış bir kimse gibi kalkarlar. İşte bu, onların: Fakat alışveriş
faiz gibidir. demeleri sebebiyledir. Allah, alışverişi helāl; faizi haram
kılmıştır. Bundan sonra, Rabbinden kendisine öğüt gelen kimse (ona uyarak)
artık (faizden) vazgeēerse, o taktirde geēmiş olan (önceden aldığı faiz)
onundur ve onun işi (onun hakkındaki hüküm) Allaha aittir. Ve kim de
(faizciliğe) dönerse, işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar orada ebedī kalacak
olanlardır.
11...Beyyine-6:
İnnellezīne keferū min ehlil kitābi
velmuşrikīne fī nāri cehenneme hālidīne fīhā, ulāike hum
şerrul beriyeh(beriyyeti).
Muhakkak ki onlar, kitap ehlinden kāfir olanlardır ve
müşriklerdendir. Cehennem ateşi iēinde ve ebediyyen kalacak olanlardır.
İşte onlar, onlar yaratıkların en şerrlileridir.
12...Cin-23:
Belāgan minallāhi ve risālātih(risālātihī),
ve men yasıllāhe ve resūlehu fe inne lehu nāre cehenneme hālidīne
fīhā ebedā(ebeden).
Allah tarafından olan tebliğ ve Onun (verdiği) risaleti hariē. Her
kim, Allaha ve resūlüne karşı gelirse, isyan ederse, onun cezası
cehennem ateşidir. Orada ebediyyen kalırlar.
13...EN'AM-128: Ve
yevme yahşuruhum cemīa(cemīan), yā maşerel cinni kadisteksertum minel ins(insi)
ve kāle evliyauhum minel insi rabbenestemtea badunā bibadın ve belagnā
ecelenellezī eccelte lenā, kālen nāru mesvākum hālidīne fīhā
illā mā şāallāhu, inne rabbeke hakīmun alīm(alīmun).
Ve onların hepsini biraraya topladığı gün (Allahū Tealā şöyle
buyuracaktır): Ey cin topluluğu! İnsanlarla sayınızı artırdınız (tagutların
arasına insanları da kattınız). Onlara dost olan insanlardan bir kısmı
şöyle dedi: Rabbimiz, biz birbirimizden faydalandık ve Senin bize takdir
ettiğin zamanın bitiş noktasına (sonuna) eriştik. (Allahū Tealā): Allahın
dilediği şey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) hariē; sizin
barınacağınız yer ateştir, orada ebedī kalacak olanlarsınız.
buyurdu. Muhakkak ki; senin Rabbin, hüküm sahibi ve en iyi bilendir.
14...Enbiya-99:
Lev kāne hāulāi āliheten mā
veradūhā, ve kullun fīhā hālidūn(hālidūne).
Eğer onlar gerēekten ilāhlar olsaydılar, oraya (cehenneme)
girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada
ebediyyen kalacak olanlardır.
15...FURKAN-68: Vellezīne
lā yedūne meallāhi ilāhen āhara ve lā yaktulūnen nefselletī harremallāhu
illā bil hakkı ve lā yeznūn(yeznūne), ve men yefal zālike yelka esāmā(esāmen).
Ve onlar, Allah
ile beraber başka bir ilāha tapmazlar. Allahın (öldürülmesini) haram
kıldığı kişiyi haklı olmadıkēa öldürmezler ve zina yapmazlar. Ve kim bunları
yaparsa günah cezasıyla karşılaşır.
FURKAN-69: Yudāaf lehul azābu
yevmel kıyāmeti ve yahlud fīhī muhānā(muhānen).
Kıyāmet günü onun
azabı kat kat artar. Ve orada alēaltılmış olarak
ebediyyen kalır.
16..41/FUSSİLET-28: Zālike
cezāu adāillāhin nār(nārun), lehum fīhā dārul huld(huldi), cezāen bimā kānū
bi āyātinā yechadūn(yechadūne).
İşte bu Allahın düşmanlarının
cezası ateştir. Āyetlerimizi bilerek inkār etmiş olmaları sebebiyle ceza
olarak, onlar iēin orada ebedīlik yurdu vardır.
17..Haşr-17: Fe kāne ākıbetehumā ennehumā fīn nāri
hālideyni fīhā, ve zālike cezāūz zālimīn(zālimīne).
Böylece ikisinin akıbeti, ebediyen kalacakları ateşin iēinde
olmaktır. Zalimlerin cezası budur.
18...HUD-39: Fe
sevfe talemūne men yetīhi azābun yuhzīhi ve yehıllu aleyhi azābun mukīm(mukīmun).
Kendisine alēaltacak bir azap
gelecek kimseleri artık yakında bileceksiniz. Ve onun üzerine,
kalıcı azap nüfuz edecek.
19..HUD-107:Hālidīne
fīhā mā dāmetis semāvātu vel'ardu illā mā şāe rabbuk(rabbuke), inne
rabbeke fe'ālun limā yurīd(yurīdu).
Onlar, semalar ve yeryüzü (cehennemin semaları ve arzı) durdukēa
orada ebedī kalanlardır (kalacaklardır). Rabbinin dilediği şey
(cehennemi yok etmeyi dilemesi) hariē. Muhakkak ki senin Rabbin, dilediği
şeyi yapandır.
20.MAİDE-37: Yurīdūne
en yahrucū minen nāri ve mā hum bi hāricīne minhā, ve lehum azābun mukīm(mukīmun).
Ateşten ēıkmak isterler
ama onlar, oradan ēıkacak değillerdir. Onlar iēin daimī bir
azap vardır.
21...MAİDE-80: Terā
kesīran minhum yetevellevnellezīne keferū lebise mā kaddemet lehum
enfusuhum en sehıtallāhu aleyhim ve fīl azābi hum hālidūn(hālidūne).
Onlardan
birēoğunun kāfirlere döndüğünü görürsün. Nefslerinin, kendilerine takdim
ettiği şey; Allahın onlara öfkelenmesi, ne kötü.
Onlar azapta ebedī kalırlar.,
22..Mücadele-17: Len tugniye anhum emvāluhum ve lā
evlāduhum min allāhi şeyā(şeyen), ulāike ashābun nār(nāri), hum
fīhā hālidūn(hālidūne).
Onların malları ve evlātları, Allahtan bir şeye (cefaya) karşı
onlara asla fayda vermez. İşte onlar, ateş ehlidir ve orada ebediyyen
kalacak olanlardır.
23..Muhammed-15:
Meselul cennetilletī vuidel muttekūn(muttekūne), fīhā enhārun min māin gayri
āsin(āsinin), ve enhārun min lebenin lem yetegayyer tamuh(tamuhu), ve
enhārun min hamrin lezzetin liş şāribīn(şāribīne), ve enhārun min aselin
musaffā(musaffen), ve lehum fīhā min kullis semerāti ve magfiretun min
rabbihim, ke men huve hālidun fīn nāri ve sukū māen hamīmen fe
kattaa emāehum.
Takva sahiplerine vaadedilen cennetin durumu şudur ki; iēinde kokusu
değişmeyen sudan nehirler, tadı bozulmayan sütten nehirler, iēenlere lezzet
veren şaraptan nehirler ve saf (süzülmüş) baldan nehirler bulunur. Onlar
iēin orada her ēeşit meyve bulunur ve (onlar iēin) Rablerinden mağfiret
vardır. (Bunların durumu), ateşte devamlı kalacak olan ve
hamīm (sıcak kaynar su) iēirilen, bu sebeple bağırsakları parēalanan
kimsenin durumu gibi midir?
24...Müminun-103:
Ve men haffet mevāzīnuhu fe
ulāikellezīne hasirū enfusehum fī cehenneme hālidūn(hālidūne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar,
nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak
olanlardır.
25...Mümin-76:
Udhulū ebvābe cehenneme
hālidīne fīhā, fe bise mesvel mutekebbirīn(mutekebbirīne).
Ebediyyen orada kalmak üzere cehennemin kapılarından girin.
Artık kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötü.
26...Nahl-29:
Fedhulū ebvābe cehenneme
hālidīne fīhā fe lebise mesvel mutekebbirīn(mutekebbirīne).
Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin
kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne
kötüdür.
27...Nebe-21,22:
İnne cehenneme kānet
mirsādā(mirsāden). Lit tāgīne meābā(meāben).
Muhakkak ki cehennem, gözlenen (beklenen) yer oldu.
Azgınlar iēin barınacak yer (sığınak) olarak.
28...Nisa-14:
Ve men yasıllāhe ve resūlehu ve
yeteadde hudūdehu yudhılhu nāren hāliden fīhā ve lehu azābun muhīn(muhīnun).
Kim Allaha ve peygamberine isyan eder ve Onun sınırlarını aşarsa,
daimī kalmak üzere ateşe atılır. Onun iēin alēaltıcı bir azap
vardır.
29...Nisa-93:
Ve men yaktul muminen muteammiden
fe cezāuhu cehennemu hāliden fīhā ve agadıballāhu aleyhi ve
leanehu ve eadde lehu azāben azīmā(azīmen).
Ve kim, bir mümini taammüden (kastederek) öldürürse, onun cezası,
iēinde ebediyyen kalacağı cehennemdir ve Allahın gazabı ve lāneti
onun üzerinedir. Allah, onun iēin büyük azap hazırlamıştır.
30...Nisa-169:
İllā tarīka cehenneme
hālidīne fīhā ebedā(ebeden), ve kāne zālike alāllāhi yesīrā(yesīren).
Sadece cehennem yoluna ulaştırır. Onlar orada ebediyyen
kalacaklardır. Ve bu, Allah iēin kolaydır.
31...Rad-5:
Ve in taceb fe acebun kavluhum e
izā kunnā turāben e innā le fī halkın cedīd(cedīdin), ulāikellezīne keferū
bi rabbihim, ve ulāikel aglālu fī anākıhim, ve ulāike ashābun nār(nāri),
hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Eğer acayip buluyorsan (şaşıyorsan) (bil ki;) asıl onların: Biz
toprak olduğumuz zaman mı, gerēekten, mutlaka yeniden mi halkedileceğiz
(yaratılacağız)?" sözleri acayip (şaşılacak şey)dir. İşte onlar, Rablerini
inkār eden kimselerdir. Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar
olanlardır ve işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedī
kalanlardır.
32...SAFFAT-9: Duhūran
ve lehum azābun vāsib(vāsibun).
Kovulmuş olarak,
onlar iēin kesilmeyen sürekli azap vardır.
33...SECDE-14: Fe
zūkū bi mā nesītum likāe yevmikum hāzā, innā nesīnākum ve zūkū azābel
huldi bi mā kuntum tamelūn(tamelūne).
Öyleyse bu likāe
(Allaha ulaşma) gününüzü, unutmanızdan dolayı (azabı) tadın. Muhakkak ki
Biz de sizi unuttuk. Ve yaptıklarınız sebebiyle
ebedī azabı tadın.
34...ŞURA-45: Ve
terāhum yuredūne aleyhā hāşiīneminez zulli yenzurūne min tarfin hafīy(hafīyyin),
ve kālellezīne āmenū innel hāsirīnellezīne hasirū enfusehum ve ehlīhim
yevmel kıyāmeh(kıyāmeti), e lā innez zālimīne fī azābin
mukīm(mukīmin).
Ve onları zilletten
boyun eğmiş olarak, ona (azaba) arz olunurken, gizli gizli (yan gözle)
baktıklarını görürsün. Āmenū olanlar dediler ki: Muhakkak ki hüsranda
olanlar, kıyāmet günü, kendilerini ve ailelerini hüsrana düşürenlerdir.
Muhakkak ki zalimler, mukīm (devamlı) azabın
iēindedirler, değil mi?
35...TAHA-101: Hālidīne
fīh(fīhi), ve sāe lehum yevmel kıyāmeti hımlā(hımlen).
Onlar, onda (o yükün
getireceği azabın iēinde) ebedī kalacak olanlardır. Ve kıyāmet
günü yüklendikleri, onlar iēin ne kötü (yük)tür.
36...TAHA-127: Ve
kezālike neczī men esrefe ve lem yumin bi āyāti rabbih(rabbihī), ve
le azābul āhıreti eşeddu ve ebkā.
İsraf edenleri (haddi
aşanları) ve Rabbinin āyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve
ahiret azabı daha şiddetli ve bākidir
(devamlıdır).
37...Tegabün-10:
Vellezīne keferū ve kezzebū
bi āyātinā ulāike ashābun nāri hālidīne fīhā ve bisel masīr(masīru).
Ve onlar ki āyetlerimizi inkār edenler ve yalanlayanlardır. İşte
onlar ateş ehlidirler ve orada (cehennemde) ebediyyen kalacak
olanlardır. Ne kötü varış yeri.
38...Tevbe-17:
Mā kāne lil muşrikīne en ya'murū
mesācidallāhi şāhidīne alā enfusihim bil kufr(kufri), ulāike habitat
a'māluhum ve fīn nāri hum hālidūn (hālidūne).
Müşriklerin, Allahın mescidlerini imar etmeleri olmaz. Kendilerinin
(nefslerinin) küfürlerine (inkārlarına, kāfirliklerine) şahitler iken. İşte
onların amelleri heba olmuştur.
Ve onlar, ateşte ebedī kalacak olanlardır.
39...Tevbe-63:
E lem yalemū ennehu men
yuhādidillāhe ve resūlehu fe enne lehu nāre cehenneme hāliden fīhā,
zālikel hızyul azīm(azīmu).
Allah ve Onun resūlüne karşı, kim haddi aşarsa, artık onun iēin
mutlaka orada ebediyyen kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmiyorlar
mı? İşte bu, büyük rüsvalıktır (rezilliktir).
40...Tevbe-68:
Vaadallāhul munāfikīne vel
munāfikāti vel kuffāre nāre cehenneme hālidīne fīhā hiye
hasbuhum, ve leanehumullāh(leanehumullāhu) ve lehum azābun mukīm (mukīmun).
Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kāfirlere, orada
ebedī kalacakları cehennem ateşini vaadetti. O (cehennem), onlara yeter. Ve
Allah, onlara lānet etti. Ve
onlar iēin ikāme edilmiş olan (devamlı kılınan) bir azap vardır.
41...Yunus-27:
Vellezīne kesebūs seyyiāti
cezāu seyyietin bi mislihā ve terhekuhum zilleh(zilletun), mā lehum
minallāhi min āsim(āsimin), ke ennemā ugsīyet vucūhuhum kita'an minel leyli
muzlimā(muzlimen), ulāike ashābun nār(nāri), hum fīhā hālidūn(hālidūne).
Seyyiat kazanan kimselerin seyyiatlerinin cezası, onun misli
kadardır. Ve onları bir zillet kaplar. Ve onların Allaha karşı bir
koruyucusu yoktur. Onların yüzleri karanlık geceden bir parēa ile kaplanmış
gibidir. İşte onlar, ateş
halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacak olanlardır).
42...YUNUS-52 : Summe
kīle lillezīne zalemū zūkū azābel huld(huldi), hel tuczevne
illā bimā kuntum teksibūn(teksibūne).
Sonra zulmedenlere: Ebedī (devamlı) azabı tadın!
denildi. Kazandıklarınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?
43...ZUMER-40: Men
yetīhi azābun yuhzīhi ve yahıllu aleyhi azābun mukīm(mukīmun).
Kendisini rezil edecek azap, kime
gelecekse (ona ulaşır) ve mukim (sürekli) azap onun üstüne iner.
44...Zümer-72: Kīledhulū
ebvābe cehenneme hālidīne fīhā, fe bise mesvel mutekebbirīn(mutekebbirīne).
(Onlara): Orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından
girin! denildi. Artık kibirlenenlerin mesvası (kalacağı yer) ne
kötü.
45...Zuhruf-74,75:
İnnel mucrimīne fī azābi
cehenneme hālidūn(hālidūne). Lā yufetteru anhum ve hum fīhi mublisūn(mublisūne).
Muhakkak ki mücrimler (suēlular), cehennem azabı iēinde
ebediyyen kalacak olanlardır. (Azap) onlardan hafifletilmez. Ve
onlar, orada (Allahın rahmetinden) ümit kesmiş olanlardır.
ALLAH RAZI OLSUN
YAŞAR COŞKUN
ARAŞTIRMACI YAZAR
Bana ulaşabileceğiniz
telefon numaram: 0 536 445 10 05
Bana ulaşabileceğiniz
e-mail adresim:
info@sahihiyesari.com
|