![]() |
Mutluluğun Sitesine Hoş Geldiniz |
![]() |
|||||||||||||||
| Sohbetler | |||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||
|
|
ÂMENÛ OLMAK CENNETLERE KOŞMAK YAŞARKEN ALLAHA ULAŞMAYI DİLEMEK HACET NAMAZI !.....
Aziz kardeşlerimiz ;
Günümüzde cennete girmenin çok zor olduğuna inanılmaktadır. O kadar zor ki ; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)in sahabesinden sadece aşere-i mübeşşere denilen on kişinin cennetle müjdelendiği, geri kalan sahabenin ise durumlarının meçhul olduğu sanılmaktadır.
Ancak, Allahû Tealâ Kurân-ı Kerimde böyle söylememektedir. Araf suresinin 157. âyet-i kerimesi ; bütün sahabenin felâha erdiğini,
7/A'RAF-157: Ellezîne yettebiûner resûlen nebiyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli yemuruhum bil marûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu ulâike humul muflihûn(muflihûne). Onlar ki, yanlarındaki Tevratta ve İncilde yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara maruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, Ona îmân ettiler ve Ona saygı gösterdiler ve Ona yardım ettiler ve Onunla beraber indirilen Nura (Kurân-ı Kerime) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.
Tövbe süresinin 100. âyet-i kerimesinde ise bütün sahabenin altlarından ırmaklar akan cennetlere konulacağını ve hepsinin irşadla görevli mürşidler olduklarını belirtmektedir:
10/TEVBE-100:Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehel enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu). O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan ulûlelbab, ihlâs ve salâh makamlarını, en üst üç makamı işgal edenler), onların bir kısmı muhacirînden (Mekkeden Medineye göç edenlerden), bir kısmı ensardan (Medinedeki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe, irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu.) Allah, onlardan razı ve onlar da Ondan (Allahtan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
Aynı Kurân-ı Kerimde elbette bütün insanların cenneti hak etmelerinin yolu da belirtilmektedir. Bütün sahabenin tatbik ederek cenneti hak ettiği bu yol ise, Rum suresinin 31. âyet-i kerimesi ve Al-i İmran Suresinin 133. âyet-i kerimesinde belirtildiği üzere; Allaha yönelerek, takva sahibi olmak yani
YAŞARKEN ALLAHA ULAŞMAYI DİLEMEKTİR.
30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). Ona (Allaha) yönel (Allaha ulaşmayı dile) ve böylece Ona (Allaha karşı) takva sahibi ol ve namaz kıl ve müşriklerden olma.
3/AL-İ İMRAN-133: Ve sâriû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâs semâvâtu vel ardu, uiddet lil muttekîn(muttekîne). Rabbinizden mağfirete ve arzı (yerleri) göklerle yer kadar olan cennete koşuşun ki; (o cennet), takva sahipleri için hazırlanmıştır.
Bu kalbi dileğin sonucu ise, Allaha karşı takva sahibi olmak ve sonuçta eni göklerle yer kadar olan cennetlere ulaşmaktır. Al-i İmran-133te belirtilen Rabbimizden olan mağfirete ulaşmak için de. Yaşarken Allaha ulaşmayı dilemek şartıyla sadece kılacağımız dört rekatlık Hacet namazı ile Allahtan mürşidimizi sormak ve onun önünde tövbe etmektir. Bu tövbe ile Furkan Suresinin 70. âyet-i kerimesinde belirtildiği gibi Allahın mağfiretine ulaşmaktır.
25/FURKAN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihanfe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen). Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mümin olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah, seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafûrdur (günahları sevaba çeviren), Rahîmdir (rahmet gönderen).dir.
Aziz kardeşlerimiz ; Allahın bir evliyası olan Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim Han , Evliyaya tâbî olmanın önemini şu sözleri ile dile getiriyor. Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş Bir veliye bende olmak hepsinden âlâ imiş.
Yine Yunus Suresinin 62 ve 63. âyet-i kerimelerinde şöyle buyurulmakta ;
10/YUNUS-62:E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Muhakkak ki Allahın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar, öyle değil mi?
10/YUNUS-63:Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne). Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allaha ulaşmayı dilemişlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.
Dikkat edin Allahın evliyalarına korku ve mahzun olmak yoktur. Onlar için bu dünya hayatında ve ahiret için müjdeler vardır.
Kim Allahın evliyasından biri olarak dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmak isterse Perşembeyi Cumaya bağlayan gece 4 rekâtlık bir Hacet Namazı kılarak mürşidine ulaşması yeterli olacaktır.
HACET NAMAZI TARİFİ:
Hacet Namazı için önce boy abdesti alınır, ondan sonra hacet namazı abdesti alınır. Kimseyle konuşmadan 4 rakât olan hacet namazı kılınır. 1. Rekâtta : Subhaneke Fatiha 3 Âyet-el Kursi 2. Rekâtta : Fatiha- İhlâs - Felâk - Nas Ettehiyyatu Allahumme salli Allahumme barik 3. Rekâtta : Fatiha İhlâs Felâk Nas 4. Rekâtta : Fatiha İhlâs Felâk Nas Ettehiyyatu Allahumme salli Allahumme barik okunur.
Selâm verildikten sonra Allahın kendisi için ezelde tâyin etmiş olduğu mürşidin gösterilmesi istenir. Hiç konuşmadan 3 Âyet-el Kurs-i okunur, sessiz olarak Allahın ismi zikredilerek sağ yan üzere , yüz kıbleye gelecek şekilde yatılır.
Allahû Tealânın gösterdiği mürşide vakit geçirilmeden tâbî olunur.
O gece kişi mürşidini göremez ise, görünceye kadar hacet namazını kılmaya devam eder. İstenirse her gece de kılınabilir. Allah Razı Olsun.
|
|
|
|||||||||||||